Türkiye’ye neoliberal gömlek dar geliyor |
Türkiye 2026 yılına yüksek enflasyon, dolarizasyon, gelir dağılımı bozulması gibi kırılganlıklarla girerken aynı zamanda üretim potansiyeli, güçlü sanayi altyapısı, artan savunma sanayi kapasitesi, büyüyen ihracat hacmi, turizm gelirleri ve jeopolitik konumu sayesinde ciddi fırsatlara da sahiptir.
GSYİH SAGP (satın alma gücü paritesi), ekonominin gerçek üretici gücünü ve toplumsal refah kapasitesini ölçmede nominal GSYİH’ye kıyasla çok daha sağlıklı bir veridir. Türkiye SAGP bazında dünyanın en büyük ilk 11 ekonomisi arasında konumlanmaktadır. Bu ekonominin üretim gücünün esasında oldukça güçlü olduğuna işaret etmektedir. Türkiye gibi gelişen ülkeler için GSYİH SAGP verisi ekonomik kapasiteyi, milli üretim potansiyelini ve gerçek yaşam standartlarını daha iyi temsil ediyor. Dolayısıyla Türkiye’nin 2026 yılındaki temel gücü, üretim tabanının büyüklüğü ve çeşitliliğidir. Buna sanayi, savunma, turizm, hizmetler sektörü birlikte katkı sağlamaktadır.
Türkiye’nin 2050 vizyonu yapısal tercihlerin sonucuna bağlıdır. Doğru ekonomi politikalarıyla Türkiye, SAGP bazında ilk 7-8 ekonomi arasına girme potansiyeline sahiptir. Bunun şartları şunlardır: üretim ekonomisine geçişin hızlandırılması, ithalata bağımlı ihracat modelinin tasfiyesi, teknoloji ve katma değer odaklı sanayi politikalarının güçlendirilmesi, savunma sanayi, enerji, nükleer, yapay zekâ, biyoteknoloji gibi stratejik sektörlerde milli ekosistemin derinleştirilmesi, ekonomik-finansal egemenliğin güçlendirilmesi ve dolarizasyonun azaltılması gerekir. 2050’de Türkiye; güçlü altyapısı, büyük iç pazarı, genç nüfusu, coğrafi avantajları ve sanayi kapasitesi sayesinde küresel ekonomide üst orta segmentten üst lige çıkabilen bir ülke olabilir.
Türkiye ekonomisinin temel gücü üretimdir. Geniş KOBİ ağı, güçlü sanayi bölgeleri, organize sanayi altyapısı, gelişmiş tedarik zincirleri, dinamik girişimcilik ekosistemi Türkiye’yi üretim anlamında benzersiz bir noktaya........