Fahiş fiyat enflasyonuyla mücadelede Çin örneği

Pandemi sonrası dönemde Batı ekonomilerinde ve Türkiye’de yaşanan yüksek ve kalıcı enflasyonun, yalnızca arz şokları veya talep genişlemesiyle açıklanamayacağı ortaya çıkmıştır. Artan ampirik kanıtlar, özellikle tekelleşmenin yoğunlaştığı sektörlerde firmaların kriz döneminde elde ettikleri fiyatlama gücünü kalıcı kâr artışına dönüştürdüklerini göstermektedir. Batı ekonomilerinde ve Türkiye’de manşet enflasyon oranları gerilemesine rağmen ‘vatandaşın hissettiği enflasyon’ yüksek seyretmeye devam ediyor. Bunun nedeni hane halkının tükettiği kalemlerle manşet enflasyon hesaplamasında kullanılan kalemlerin farklılığıdır. Hane halkının tükettiği kalemlerde yoğun bir tekelleşme ve kuralsızlık olduğu için fahiş fiyat enflasyonunu hane halkı şiddetli olarak hissediyor. Peki, Çin gibi dünya devi olan ve her yıl en yüksek oranda büyüyen bir ekonomide enflasyon oranı neden düşük?

Pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri bozulmaları, enerji ve emtia fiyat şokları başlangıçta enflasyonun ana açıklaması olarak sunulmuştur. Ancak 2022 sonrasında:

Girdi maliyetleri düşerken,

Nihai ürün fiyatları yüksek seviyelerde kalmış,

Şirket kâr marjları tarihsel ortalamaların belirgin biçimde üzerine çıkmıştır.

Özellikle tekelleşmenin yoğun olduğu sektörlerde (gıda, bebek ürünleri, enerji, lojistik, finansal hizmetler) fiyat–maliyet makası açılmış, enflasyonun önemli bir bileşeni kâr güdümlü enflasyon/fahiş fiyat enflasyonu (profit-led inflation) haline gelmiştir. Bu durum bildiğimiz ve bugün Türkiye’de de uygulanan neoliberal/ana akım/ortodos enflasyonla mücadele araçlarını (faiz artışı gibi) yetersiz bırakıyor. Çünkü sorun talep fazlasından değil, piyasa gücünün kötüye kullanımından kaynaklanıyor.

Batı ekonomileri bu yeni enflasyon tipine karşı parçalı ve gecikmeli tepkiler vermiştir: Bunlardan birisi........

© Aydınlık