Türkiye’nin yükseliş stratejisi-2 |
Nadir toprak elementleri çeşitli stratejik sektörlerde kullanılmaktadır. Kalıcı mıknatıslar; NdFeB mıknatıslar, elektrikli araç motorlarında ve rüzgâr türbinlerinde kullanılır. Savunma sanayii; ABD’nin F-35 savaş uçağında 410 kg, Virginia sınıfı denizaltıda 4,17 ton NTE bulunur. Katalizörler; Seryum ve lantan, akışkan katalitik çatlama süreçlerinde kullanılır. Optik ve elektronik; Erbiyum (fiber optik), itriyum (lazer), evropiyum (fosfor).
Küresel NTE talebi, 2025’te 220.000 ton iken 2035’te bu talebin 350.000 tona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Özellikle Nd, Pr, Tb ve Dy, yüksek sıcaklıklara dayanıklı mıknatıslar nedeniyle “kritik” olarak sınıflandırılmaktadır.
Türkiye’nin Eskişehir/Beylikova bölgesinde yer alan, 694 milyon tonluk brüt rezerviyle dünyanın Çin’den sonraki en büyük ikinci NTE rezervine sahip olması, uluslararası arenada stratejik avantaj sağlamaktadır. Bu rezervin tenörü ortalama yüzde 3,14 civarında olup büyük ölçüde bastnazit–flüorit–barit mineral bileşiminden oluşmaktadır. Önemli bir kısmı hafif NTE (HNT E) grubuna (özellikle neodimyum ve praseodimyum) ait olsa da Türkiye’nin potansiyeli yalnızca rezerv büyüklüğüyle sınırlı değildir. Türkiye’nin gerçek stratejik avantajı, jeopolitik konumu, gelişmekte olan savunma sanayii altyapısı ve yenilenebilir enerji hedefleri gibi faktörlerin birleşiminde yatmaktadır. NTE’ler, 21. yüzyılın stratejik ham maddesi haline gelmiştir; enerji dönüşümü, savunma sanayii ve dijital teknoloji alanlarında kritik bir rol üstlenmektedir. Ancak bu elementlerin jeolojik olarak eşit dağılmamış olması ve rafinasyon süreçlerinin teknolojik olarak karmaşık oluşu, küresel arz zincirini derinlemesine politize etmiştir. Bugün NTE jeopolitiği, üç büyük güç ekseninde şekillenmektedir: ABD, Çin’in hâkimiyetini “teknolojik dışlama” politikalarıyla sarsmaya çalışmakta; Çin, bu baskılara karşı hem savunma hem de stratejik esneklik sağlayarak gücünü korumaya........