menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hipersonik özgüvensizlik

50 0
25.05.2026

Bir ülkenin gökyüzüne yazdığı zafer, bazılarına hep karanlık görünür. Bugün Türkiye’nin Yıldırımhan hipersonik füzesi etrafında kopartılan “yok öyle bir şey”, “yapamadık”, “yalan söylüyorlar” nidaları, teknik bir eleştiri değil; özgüvensizliğin, kıskançlığın ve maalesef siyasi önyargıların ötesine geçemeyen körleşmenin sesidir. Oysa gerçek, roket motorlarının gürültüsünden çok daha sessiz ve çok daha güçlü konuşmaktadır.

Hipersonik teknoloji, ses hızının beş katından başlayan bir dünyadır. Mach 5, Mach 9, hatta Mach 25… Bu rakamlar sadece hız değil; aynı zamanda 3.000°C’yi aşan sıcaklıklar, milisaniyelik kararlar ve mühendisliğin sınırlarını zorlayan bir iradedir. Türkiye, bu zorlu yola Tayfun serisiyle adım attı. Tayfun Blok-4; 7,2 ton ağırlığı, 700-1.000 kilogramlık harp başlığı, 1.000 kilometreyi aşan menzili ve Mach 5 hızıyla, Türk mühendisliğinin “öğrenerek ilerleme” felsefesinin somut kanıtı olmuştur.

ÇİFT TEKNOLOJİ HAMLESİ

Yıldırımhan ise bambaşka bir ligdir. Neden mi? Çünkü bu sistem, Türkiye’nin ilk sıvı yakıtlı kıtalararası balistik füzesidir. Sıvı yakıt teknolojisi (N2O4 türevleri), daha yüksek itki gücü, daha hassas kontrol ve ağır harp başlıklarını kıtalararası yörüngelere taşıma kabiliyeti demektir. Yıldırımhan’ın 35-38 tonluk fırlatma ağırlığı, 4 adet sıvı roket motoru, 3 tonluk harp başlığı ve 6.000 kilometrelik menzili, işte bu mühendislik olgunluğunun sonucudur.

Burada kritik bir nokta var: Türkiye, Tayfun’da katı yakıt, Yıldırımhan’da sıvı yakıt kullanarak iki farklı teknoloji yolunu aynı anda yürütmektedir. Bu, basit bir tercih değil; stratejik bir çeşitliliktir. Katı yakıt, hızlı fırlatma ve saha dayanıklılığı sunar; sıvı yakıt ise menzil ve yük........

© Aydınlık