Üretim ve eğitim devrimi

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olayların ardından eğitim sistemimizi, çocuklarımızın geleceğini ve toplumun gidişatını konuşmaya devam ediyoruz. Yaşananları yalnızca güvenlik, disiplin ya da bireysel sorunlar üzerinden açıklamayı elbette yeterli bulmuyoruz. Karşımızda daha derin bir kopuşun sonuçları vardır. Eğitim ile üretim arasındaki bağın zayıflaması ve bunun yarattığı toplumsal çözülmeyi irdeliyoruz.

Öne çıkan tespitlerden anlıyoruz ki on yıllardır ne ektiysek bugün onu biçiyoruz. Fırsat eşitliğinin zedelendiği, eğitimin piyasaya terk edildiği, bilimsellikten uzaklaşıldığı, öğretmenlik mesleğinin değersizleştiği, çocukların sınav baskısı ve dijital bağımlılıkla kuşatıldığı bir düzende, üretimin de örneğin, ithalata bağımlı, plansız ve parçalı halde olması şaşırtıcı değildir. Eğitim ile üretim arasındaki bağ koparıldığında, toplumun kendini yeniden üretme yeteneği zayıflar. Bu yalnızca ekonomik gerileme değil aynı zamanda kültürel ve ahlaki bir çözülüştür.

DEVRİMİMİZİN ÖZGÜN EĞİTİM MODELİ

Oysa Türkiye tarihinde, bu bağın güçlü şekilde kurulduğu deneyimler vardır. Cumhuriyet Devrimi, üretim ilişkilerini dönüştürmeyi ve bu dönüşümü eğitimle kalıcı hale getirmeyi hedefleyen büyük bir atılımdı.........

© Aydınlık