Trans yağlı yiyememem aman

Bir Kurban Bayramı daha geçti. Kurbanda kavurma bir gelenektir Anadolu’da. Kavurma yapılırken içine biraz kuyruk yağı da atılır. Öyle ki neredeyse yarım asır önce kurban etinin iç yağları ve kuyruk kavrulurdu. İç yağı bozulmadan bir küpe içinde saklanır ve mutfakta tüketilirdi. Hatta kuyruk yağının kavrulmasından sonra arta kalan kısmına kıkırdak denir ve kıkırdaklı pide yapardı ninelerimiz. Son yıllarda bu kadim yiyeceklerin yanından geçmiyor kimse. Nedeni trans yağ korkusu.

Bizim kuşak 1950’li yıllarda Amerikan yağları ve süt tozları ile tanışmıştı ilkokullarda. O dönemde trans yağlar da girmişti Türkiye’ye. O dönemlerden kalma zeytin diyarı Gemlik bölgesi Bursa’da bir de türkü yakılmıştı; “Zeytinyağlı yiyemem aman…” diye başlayan. Çeşitli rivayetler var. Zeytinyağını kötülemek için söylenen bir türkü yönünde değerlendirme -Marshall yardımı- sanki daha akla yatkın gibi. Bugün ise tam tersi bir dönemdeyiz. “Zeytinyağından şaşma!” modundayız.

TRANS YAĞ KORKUSU

Öyleyse trans yağ nedir? Trans yağlar, tüketebilecek en kötü yağ türü olarak kabul edilir. Diğer yemek yağlarından farklı olarak, trans yağ asitleri olarak da adlandırılan bu yağların etkisi; "kötü" kolesterolümüzü yükseltirken "iyi" kolesterolümüzü düşürür.

Kimyasal olarak diğer yağlardan farkı; trans yağların çoğu, bitkisel yağa hidrojen eklenmesiyle oluşan bir üretim sürecinden kaynaklanır; bu işlem, yağın oda sıcaklığında katılaşmasına neden olur. Bu kısmen hidrojene edilmiş yağ kolay bozulmaz, bu nedenle onunla yapılan yiyeceklerin raf ömrü daha uzundur. Bazı restoranların fritözlerinde kısmen hidrojene edilmiş bitkisel yağ kullanıldığı belirtiliyor çünkü diğer yağlar kadar sık değiştirilmesi gerekmez.

Herkesin kafasına takılan soru ise; trans yağların sağlığımıza ne gibi etkileri olur? Trans........

© Aydınlık