Süt ve sağlık: Kanıtın gürültüde kaybolduğu nokta
Türkiye bir zamanlar süt ülkesi olma potansiyelini dünyada söz sahibi olma yolunda ilerletirken bugün kişi başı süt tüketiminde birçok ülkenin gerisinde. Ne oldu da süt, bardağımızdan bu kadar sessizce çekildi?
İlk nedenlerden biri, sütle kurduğumuz ilişkinin çocuklukta başlayıp orada kalması. Süt, çoğumuz için okul çağlarının bir içeceği; büyüdükçe yerini çaya ve kahveye bırakıyor. Oysa yaşamın her döneminde sütün içerisindeki besin ögelerine ihtiyacımız devam ediyor ancak yetişkinlikte süt içmek genellikle yanlış bilgi ve algılar nedeniyle tercih edilmiyor.
Sokak sütü mü kutu süt mü tartışmaları, katkı maddesi korkusu, ‘doğal mı, değil mi?’ sorgulamaları tüketiciyi kararsız bırakıyor. Bu noktada şeffaflık ve doğru bilgilendirme elbette kritik. Ekonomik boyut da giderek daha belirleyici hale geliyor. Artan gıda fiyatlarıyla birlikte süt, birçok hanede ‘temel ama ertelenebilir’ ürünler listesine kayıyor. Özellikle çocuklu ailelerde bu durum beslenme kalitesini doğrudan etkileyebiliyor. Maalesef bir zamanlar çocuklarımızda beslenme yetersizliklerine bağlı gözlenen bodurluk riskinin, artan temel besin fiyatlarına bağlı olarak yeniden gündeme gelebileceği........
