Zorunlu ateşkes
Finans piyasaları ve dünya kamuoyu, İran ile ABD arasında imzalanan 14 maddelik Mutabakat Muhtırası’nın (MoU) Orta Doğu’daki savaşı sona erdirebileceği ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası ticarete açılabileceği beklentisiyle rahat bir nefes aldı. Anlaşmanın eksiksiz uygulanması halinde petrol, doğal gaz ve diğer enerji ürünlerinin Avrupa ile Asya’ya yeniden kesintisiz ulaşması mümkün olacak.
Donald Trump anlaşmayı büyük bir diplomatik zafer olarak sundu. Ancak gerçekte mutabakat, İran’ın teslim olmasını değil, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmadan önceki duruma büyük ölçüde geri dönülmesini ifade ediyor. Savaşın ilk günlerinde Trump’ın Tahran’dan talep ettiği “koşulsuz teslimiyet” gerçekleşmedi. İran’ın direnişi, Körfez’e yönelik füze saldırıları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısı, Washington’un hesaplarını değiştirdi.
Çatışmaların uzamasıyla petrol ve doğal gaz fiyatları hızla yükseldi, stratejik petrol stokları kritik seviyelere geriledi. Özellikle ABD’nin stratejik petrol rezervlerinin son kırk yılın en düşük seviyelerine yaklaşması, savaşın sürdürülmesini ekonomik açıdan giderek daha maliyetli hale getirdi. Trump’ın da kabul ettiği gibi, enerji piyasalarında yaşanacak daha büyük bir kriz dünya ekonomisini ciddi bir durgunluğa sürükleyebilirdi.
ATEŞKESİN ÇERÇEVESİ
Anlaşma, İran’ın nükleer programı konusunda da tarafları yeniden müzakere masasına getiriyor. İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun uluslararası denetim altında azaltılması hedeflenirken, Tahran’ın balistik füze programına dokunulmuyor.
Buna karşılık ABD, İran’a uyguladığı ticaret ve finans yaptırımlarını kaldırmayı, İran’ın uluslararası enerji piyasalarına geri dönmesini ve dondurulan mali varlıklarının iadesini kabul ediyor.........
