menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tenten (Yine) Kongo'da

19 35
12.12.2025

Tenten Kongo'da macerasını okumuşsunuzdur. Belçika’nın araştırmacı gazetecisi Tenten, Kongo’ya gider, siyah bir çocuk köle olan Coco’yu kiralar, köpeği ve kölesi ile Kongo’nun geniş otlaklarında arazi aracı ile havalı şekilde gezmektedir; yerli kabileye tutsak düşer, kurtulur, fil avına gider, yine tutsak düşer. Ağaca bağlı Tenten’i tam bir timsah yiyecek iken, ormandan geçmekte olan bir Katolik rahip kurtarır. Daha sonra şelaleden aşağı uçacakken yine Katolik rahip hayatını kurtarır. Derken hikâyenin sonuna doğru, Kongo’da elmas kaçakçılığı yapmakta olan kötü kalpli Amerikalı Al Capone çetesini Kongo polisi ile beraber yakalar.

İşte böyle. Diyeceksiniz: “Tenten’in Kongo’da ne işi var? Neden zenci çocuk köle kiralıyor, ayıp değil mi? Neden filleri, aslanları avlıyor; hayvan hakları örgütü yok mu? Nasıl olur da sürekli Katolik rahip hayatını kurtarıyor? Peki neden Amerikan gangsterleri ile savaşıyor?”

Bu soruların cevaplarına girsek yazı uzayacak, asıl konuya geçemeyeceğiz. Kısaca değinelim: Tenten’i Belçikalı bir yazar yazıyor. Kongo o dönem, yani 1930’ların başında, Belçika kralının sömürgesi. Daha doğrusu Kongo Nehri’nin güneyi Belçika kralının malı, kuzeyi ise Fransa’nın sömürgesi. Bizim Tenten Belçikalı gazeteci olduğundan kralının toprakları olan Kongo’ya gidiyor elbette. Tenten’in yaratıcısı olan Hergé zaten koyu Katolik ve sağcı bir zat. Çalıştığı gazete de bu çizgide. Zaten o dönem Belçika koyu Katolik, sağcı çizgide. Köle ticaretiymiş, aslan–fil avıymış filan o dönemde sorun değil bu işler. Tenten’in çizeri koyu Katolik olduğundan elbette Katolik rahip onu timsahtan kurtarıyor. Komünist olsaydı muhtemelen emekçi arkadaşları kurtaracaktı. Amerikan gangsterleri ile savaşıyor çünkü malum, Amerika o dönem pek de Katolik ve siyaseten sevimli ülke görünmüyor.

Hergé, Tenten’i Kongo’ya göndermeden bir önceki macerasında Sovyetler’e göndermiştir. Ama malum, dönemin koşullarından ötürü Tenten’in o macerası pek basılıp dağıtım şansı bulamaz. Neyse, Kongo’nun zenginliklerini yağmalayan Amerikan gangsterleri olayı herhalde edebiyat krizi yaratmış olacak ki sonraki macerada Tenten Amerika’ya gönderilir ve Tenten Amerika’da çıkar. Orada da Kızılderililere tutsak olur filan. O sayı hayli popüler olmuştur. Zaten İkinci Dünya Savaşı da çıkmak üzeredir. “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.” Tenten’in Belçika’daki sağcı-faşist ideolojiden biraz uzaklaşıp Amerika’da biraz oyalanması belki daha hayırlı olacaktır. Varsın Afrika’yı birazcık yağmalayıversinler; zaten Belçika da yağmalıyor, pek de büyütülecek olay değil yani... Sovyetlerin komünizminden daha iyi olsa gerek (!)

Konumuz Kongo’nun bugünü. Kongo Demokratik Cumhuriyeti, KDC. Diğer Kongo’dan ayırmak için “Büyük Kongo” da diyebiliriz.
Kongo malum artık Belçika sömürgesi değil ama sömürge dönemlerinden Hristiyanlık ve Fransızca miras kalmış durumda. Ülke tamamen Hristiyan. Tenten’i kurtaran Katolik rahip misali, Belçika’nın misyonerleri bunları Katolik yapmıştı ama anlaşılan sonraları, dünyada daha zengin ve güçlü olan Protestanların misyonları iyi çalışmış; bugün Protestan/Evanjelik oranı Katoliğe yaklaşmış durumda.

Kongo’nun bugünkü dertleri hepimizin malumu; her gün gazetelerden okuyoruz. Kongo ülkenin doğusuna pek hâkim olamıyor. Başkenti batıda ve doğusu “orman kanunu” altında bölünmüş kabile fraksiyonlarının egemenliğinde, kaos durumunda. Doğudaki küçük komşusu Ruanda ise Kongo’ya terör ihraç ediyor ve Kongo’nun altın, kobalt gibi zenginliklerini çıkartıp kendisi ihraç ediyor.

Alain Juillet Kongo'yu anlatıyor:

Gelin dünya jeopolitiğinde çok önemli bir yer tutan bu çatışmayı bir uzmandan dinleyelim. Alain Juillet anlatsın. AJ’den daha önceki yazılarda bahsetmiştim, kısaca tekrarlayayım: AJ, Fransa’nın dış istihbaratında uzun yıllar en üst seviyelerde yöneticilik yaptı. Ayrıca 33. dereceden Mason ve Fransa Büyük Mason Locası’nın başkanlığını yaptı ve hatta loca fazlaca İngiltere etkisinde olduğu için Büyük Loca’yı böldü. İngilizlerin fazla hâkim olamayacağı yeni bir loca kurdu. Bunları zaten kendisi sürekli çıktığı seminerlerde ve YouTube kanalında anlatıyor. Afrika’daki ülke liderlerinin de uzun yıllar Fransa locaları üzerinden yönetildiğini, ancak daha sonra siyahilere yönelik Prince Hall localarını Amerikalılar Afrika’da yaydıklarında, liderlerin kontrolünün daha çok Amerika’ya geçtiğini de belirtiyor. Programlarında Afrika politikasını çok iyi bilen kişileri davet ettiği için olayların arkasında ne olup bittiğini öğrenebiliyoruz.

Gelin Alain Juillet’nin ağzından Kongo–Ruanda probleminin esasını dinleyelim:

Tutsi–Hutu kabileleri arasındaki soykırım döneminde (1994) Amerikalılar, o zaman asker olan, bugünkü Ruanda Başkanı olan Paul Kagame tarafını tuttular; Fransız ekolü ise (Fransa, Kanada, Belçika) Hutuları desteklediler.

Soykırım sonrasında Kagame, Uganda'dan Amerikan birlikleri ve Kongo'nun Tutsileri ile Ruanda'ya yürüdü ve ülkeyi ele geçirdiler. Kagame kuvvetleri, Kongolu muhalif militan Laurent Kabila'ya ( Baba Kabila) yardım ettiler ve Kongo'ya girdiler, ülkenin batısındaki başkent Kinşasa'ya kadar ilerlediler, Kongo başkanı Mbutu'yu devirdiler ve yerine koltuğa Kabila'yı geçirdiler. Bu dönemde Kagame'nin askerleri, Kongo'ya korunmak için kaçan Hutuları imha........

© Aydınlık