Suriye’nin Palmira’sı, fosfatı, Lafarge fabrikası |
Suriye gündemi malum yoğun. Gelin mevcut politikaları destekleyecek şekilde, Suriye’nin ve Türkiye’nin güvenliğini artırıcı, ekonomik çıkarlarını ilerletici bazı önerileri Palmira şehrini merkeze alarak politika yapıcılarımızın değerlendirmesine sunalım.
İyimserlik şapkamızı takalım ve Suriye’nin istikrarlı bir yönetime kavuştuğunu veya kavuşma yolunda ilerlediğini, milli birliğini koruyarak, Türkiye’nin de desteği ile hızla ekonomisini toparlama yolunda olduğunu belirtelim.
Suriye’nin zenginleşmesi, birlik halinde olması, istikrarlı olması hem bölgenin hem Türkiye’nin çıkarınadır. Suriye ne kadar zengin ise, Türkiye ile o kadar yüksek hacimli ticaret çevirebilir, turist yollar, Türkiye’den o kadar fazla mal ve hizmet satın alabilir ve Türkiye’ye faydası artar. (İran için de durum aynı, ölçek farklı.)
Suriye’nin hızla zenginleşmesi için yapılması gerekenler belli ve gördüğümüz kadarıyla Türkiye desteği ile bu adımlar atılmakta. Ekonomi çarkının dönmesi için şehirlere elektrik iletilmesi lazım; bu işin ABC’si. Bu yönde çalışmalar var. Petrol ve gaz üretiminin hızla savaş öncesi seviyelere ve hatta bunun da üzerine çıkartılması lazım. Bu işi Suriye’de yapmak, Türkiye’de yapmaktan çok daha hızlı ve ucuz; çünkü petrol ve gaz yatakları derinde değil. Suriye’ye en hızlı ve yüksek seviyede döviz geliri kuşkusuz petrol ve gaz üretimini artırması ile gelecektir.
Suriye’ye ikinci büyük döviz geliri ise fosfat yataklarının eski üretim seviyesine getirilmesi ile gelecektir. Petrol ve gaz konusunda zaten çok yazılıp çiziliyor; biz fosfat işine değinelim.
Suriye’nin büyük miktarda (2 milyar ton, yani 30 milyar dolar civarı; işlenmiş ürünler ile 100 milyar) fosfat taşı Palmira şehri civarında. Yani ülkenin tam ortasındaki çöl bölgesinin ortasındaki antik Palmira şehrinin civarlarında. Bu şehrin Arapça ismi Tedmur. Esad döneminde fosfat taşımaları için buraya demiryolu yapılmış ve madenler batıdaki önemli şehir olan Humus’a (İng: Homs) ve oradan da liman şehri olan Tartus’a bağlanmış. Humus şehrine bu fosfatı gübreye dönüştürecek gübre fabrikası da kurulmuş. Esad döneminde ülke sanayisi için temel altyapı yatırımlarının kurulduğunu belirtmeli ve kendisinin hakkını teslim etmeliyiz.
Türkiye’nin önündeki ev ödevi de böylece belli oluyor: Fosfat taşı madenciliğindeki üretimi hızla artırmak, Humus’taki gübre fabrikasını tamir edip devreye almak, demir yolu altyapısını tamir edip devreye almak ve Suriye halkının fosfat ve gübre ihracatı işinden en yüksek miktarda dövize erişimini sağlamak.
Palmira merkezli çöl bölgesinde büyük doğal gaz yatakları da var. Buradaki üretim de elbette hızla artırılmalı ve yeni gaz keşif çalışmaları ve sondajlar bölgede yapılmalı. Bizim denizde yaptığımız pahalı işlerden çok daha hızlı ve maliyet etkin işler bunlar.
Palmira gibi çölün orta yerine neden Romalılar zamanında şehir kurmuşlar? Çünkü burası İpek Yolu’nun kollarından birinin güzergâhında. Yani doğudaki Fırat nehri boyunca seyrek nüfus var ve batı kesiminde yoğun nüfus var. Bu şehir de doğu ve batıyı ayıran çölün ortasına kurulmuş ve yollar buradan geçirilmiş. Çölde vaha olan, yani su kaynağı olan bir bölge. Haliyle Roma şehri kurulmuş, kale kurulmuş filan. Hâlen bu antik şehir kalıntıları duruyor ve büyük turistik potansiyeli olan bir şehir. Dünyanın en önemli tarihi kalıntılara sahip şehirlerinden biri burası.
Palmira’da başka ne var? Önemli bir askerî havaalanı var. Hem sivil hem askerî amaç için kullanılmış. Askerî havalimanı olmak için çok doğru bir konum; çünkü etrafındaki çöl ve yerleşimin yokluğu zaten doğal bir koruma kalkanı sağlıyor. Üstelik burada konumlanacak savaş uçakları bölgedeki çoğu ülkeyi menzil içine alıyor. İsrail de buna dahil. Yani hem gerekli güvenliği sağlayacak kadar uzak ve iç bir bölgede, hem de menzil içinde birçok şehir ve ülke var. Denize de pek yakın değil; yani kolay kolay Doğu Akdeniz’deki (düşman) savaş gemilerinden tehdit edilebilecek bir bölge değil. Bölgeye gelecek tehditler, radarlara gerekli tespit süresini sağlayacaktır ve uçaklara gerekli kalkış süresini sağlayacaktır.
2025 başlarında bazı haberler çıktı: Türkiye Palmira’daki havalimanına konuşlanacak, askerî üs yapacak şeklinde; sonra İsrail’in bölgeyi bombaladığı haberi yayıldı, sonra haberler kesildi. Neler oldu pek belli değil.
Son yıllarda Palmira bölgesi ile ilgili haberleri tarattığınızda genelde IŞİD ilintili bazı çatışma haberlerine, yakın dönemde bölgede ABD askerlerinin öldürüldüğüne, daha önceki dönemde Rus askerlerinin bölgeyi IŞİD’dan kurtarıp mayın temizliği yaptığı gibi haberlere, daha önceki dönemlerde IŞİD’in bölgedeki antik yapıları bombalar ile yıktığı gibi haberlere rastlarsınız. Malum bölge stratejik olunca herkes kendi piyonunu burada oynatıyor. Açıkça haberlerde yazmayan ama olayın özündeki durum şöyle: ABD’nin burayı askerî olarak elde tutmak isteme sebebi, doğudaki Fırat havzası ile batıyı birbirinden ayırmak ve doğudaki PKKx’in Fırat boyunca güneye doğru toprakları işgal etmesinin önünü açmaktır. Kilit nokta olan Palmira tutulunca, batıdan çölü aşıp doğuyu korumak kolay olmuyor. Sanırsam bugün hâlâ bölgede Amerikan askerî varlığı mevcut ama Fırat havzasındaki PKKx işgali geriletilmiş vaziyette. PKKx’in önünü açan politikaların ağırlıklı olarak Obama/Biden dönemi politikaları olduğunu hatırlamalıyız.
Türkiye, Palmira bölgesi başta olmak üzere bölgede hangi politikaları devreye alabilir?
1. Palmira’nın fosfat madenleri, demiryolu, gaz yatakları ve Homs’daki gübre fabrikasını yüksek kapasitede çalıştırmak
2. Amerika/Trump ile anlaşıp ABD askerini evine göndermek ve bölgede güvenliği Suriye ordusu ile beraber sağlamak
3. Palmira’yı tekrar kültür turizminin başkenti hâline getirmek. Müzeyi restore etmek, çalınan eserleri dünya genelinde bulup toplamak ve geriye müzeye getirmek. Bölgedeki kazılar için uluslararası arkeoloji takımları kurup bunlara liderlik etmek. (Türkiye’de belirli bir üniversite bu iş için görevlendirilebilir ve mükemmeliyet merkezi hâline getirilebilir.)
4. Palmira’da savaş öncesi 100 bin civarı olan şehir nüfusu 5 bin seviyelerine kadar düşmüştü. Zaman içinde nüfus artacaktır. Şehircilik anlamında destek vermek, yıkık evleri toparlamak, insanların evlerine dönüşünü kolaylaştırmak, sosyal tesisler kurmak uygun olur.
5. Avrupa’dan Palmira bölgesine yabancı ve yerli (Suriyeli) turist gelmesini kolaylaştırmak için Palmira havalimanına zamanı geldiğinde İstanbul ile doğrudan uçuş bağlantısı açmak uygun olur.
6. Palmira’daki askerî havalimanını TSK’nin kullanabilmesi ve oraya üslenmesi uygun olacaktır. İsrail durumdan çok memnun olmayabilir; ancak Trump üzerinden anlaşabilmek gerekli. Belki birkaç dost ülke ile beraber bir askerî mevcudiyet bölgede kurulabilir. Radar ve hava savunma sistemlerinin de bölgeye kurulması gerekebilir.
7. Basra Körfezi’ne Asya’dan gelen gemilerin getirdiği konteynerleri Suriye şehirlerine taşıyacak bir kamyon ticaret filosunun kurulması uygun olur ve bu durum çok hızlı, birkaç hafta içinde sağlanabilir. Bu yol Suriye’nin kritik sanayi mallarına, yedek parçalara vs. hızlı ve ucuza ulaşımını sağlar. Türkiye’ye de faydası olur.
8. Irak sınırındaki (Fırat nehri temas noktası) Ebu Kemal sınır kapısındaki ticaretin güvenliğinin ve akışkanlığının sağlanması uygun olur. Türkiye gümrük kapılarındaki gelişmiş sistemlerin Suriye kapılarına uyarlanması uygun olabilir.
9. Dünyada da moda olduğu üzere, Türkiye’de de son dönemde yataklı turistik tren ile gezme olayı başladı; gayet güzel oldu. Bu turistik tren işini Suriye şehirlerine ve özellikle arkeolojik önemi olan şehirlere de bağlayabilmek gerekli. Suriye’de zaten Halep, Humus, Palmira tren bağlantısı mevcut. Şam bağlantısı da mevcut. Türkiye’den Halep bağlantısını devreye alabilirsek, İstanbul’dan Palmira’ya kadar turistik tren ile (yataklı/kamaralı) turist........