menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sudan, Mali ve Nijerya'ya ufak dokunuş önerileri

17 16
07.11.2025

Son birkaç haftada Afrika'da bozguncu faaliyetler oluyor. Mali'de eşkıyalar petrol taşıyan tankerleri yakıyorlar. Sudan'da etnik ve kabile savaşları dışarıdan körükleniyor. Nijerya'da ise Müslüman ve Hristiyan nüfus birbirine düşürülmek isteniyor, bölücülük kaşınıyor ve Trump'tan tehditler yağıyor.
Bu gelişmelerin hepsi Türkiye'nin ve Afrika'nın aleyhine gelişmeler.
Bu bölgelerdeki gelişmeler karşısında gelin, Hariciyemizin değerlendirmesi için öneriler sunalım.

1. Bizdeki şu kalekol sistemi rüştünü ispat etti. Bu sistemi belki Mali, Sudan, Somali gibi ülkelere de önerebiliriz. Misal, Mali'de bunlardan birkaç adet yol boyunca kursalardı petrol ikmali konusunda terör sorunu yaşamazlardı. Afrika'da ilgili bölgenin coğrafyasına uygun; içinde dronu, güneş paneli, telekom anteni, uydu bağlantısı, heliportu olan kalekolların kurulmasının zamanı gelmiş olabilir.
2. Mali son saldırılarda çok sayıda petrol tankeri kaybetti. Türkiye bu ürünleri üretiyor zaten. Bizim A400'ler 37 ton taşıyorlar; belki biraz sök-tak yapıp tonajı ayarlayarak havadan ilgili petrol tankerleri Mali'ye ulaştırılabilir. Kalekollar hazır olana kadar Otokar'ın Akrep-2 tipi savunma araçları veya BMC'nin Kirpi araçları ile ilgili tanker konvoylarının güvenliği sağlanabilir. Toyota Hilux monteli silah sistemleri de Afrika ortamında hayli aranan sistemler.

3. 2023'te Mali, Burkina Faso ve Nijer "Sahel Birliği" isimli bir birlik kurdular ve bu birlik savunma işbirliğini de içeriyor. Bu tayfa, Afrika'da sömürgeciliğine karşı çıkıyor; emperyal ülkelere karakterli politikalar ile kafa tutuyorlar. Türkiye tüm gücü ile bu birliği desteklemeli. Afrika'nın birleşmesi için de bu projenin başarısı önemli olacak. Mali'deki son saldırılar, bu birliği bozmak için en zayıf halkadan yapılmış bir karizma çizme operasyonu.

4. Sudan'da Cancavit milisleri ve hükümet güçleri arasında çatışmalar sürüyor. Konu çok boyutlu; etnik, kültürel, aidiyet ilintili yönleri de var. Kim haklı kim haksız olayına bu yazıda girmeyelim — herkes kendince haklı. Türkiye'nin yapması gereken, askeri tedbirlerden önce diplomatik ağırlığını koyması ve tarafları önce ateşkese sonra kalıcı barışa doğru yaklaştırmasıdır. Sudan'ın güneyi zaten emperyalist ayak oyunları ile kopartılmıştı; kalan kısım daha da küçülmemeli. Etnik bölücülüğün sonu yok. Afrika'da bölücülüğü değil, bütünleşmeyi, barışı, Pan-Afrikanizm felsefesini desteklemeliyiz. Sudan'da kademeli şekilde "tek devlet, tek ordu" yolu açılmalıdır ve bozguncu dış müdahaleler azaltılmalıdır. Afrika Birliği ile ortak hareket edilmelidir.

5. Nijerya'da, koloni döneminin Afrika karakteristiği olarak sahillerde Hristiyan, iç kesimlerde Müslüman halk durumu var. Bozguncu unsurlar, Nijerya'yı bölmek; sahil kısımlarını ve petrol sahalarını elinde tutan (azınlık) Hristiyan nüfus ile ayrı devlet, kuzeyde denize çıkışı olmayan, fakir ve kalabalık bir Müslüman devlet yaratmak isteyeceklerdir. Buna izin verilmemelidir. Nijerya'nın istikrarı ve birliği korunmalıdır. Nijerya konusundaki Trump'ın çıkışı açıkçası beni şaşırttı. Çünkü Nijerya geleneksel olarak İngiltere'nin dolaylı kontrolündedir. Eski İngiliz sömürgesi bir ülke. ABD'nin Nijerya'yı tehdit etmesi aslında İngiltere'ye de bir mesaj ve sopa gösterme niteliğindedir. Mevcut konjonktürde, Nijerya konusunda Trump yönetimi ve İngiltere'nin aynı çizgide olabilmesi mümkün değil. Daha geçen sene Nijerya ve Birleşik Krallık ilişkilerini "Stratejik Ortaklık" seviyesine yükselttiler; bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Nijerya'nın başkanı zaten küreselci........

© Aydınlık