Sayıştay’ın İngiliz versiyonu NAO’da işler nasıl? Kraliyet harcamaları denetleniyor mu?

Bizim Sayıştay kurumumuz var. Kamu kurumlarını ve belediyeleri denetleyen ve yargılama gücüne de sahip olan bağımsız bir kurum. Bağımsızlığı nereden geliyor? Başkanını ve üyelerini TBMM belirli kurallara göre atıyor. Sayıştay, TBMM adına, yani millet adına denetim yapıyor; yani ülkemizde denetim işinin zirve kurumu diyebiliriz.

Peki İngiltere’de Sayıştay’ın görevini yapan kurum hangisi? ‘National Audit Office’, kısaca NAO (Ulusal Denetim Ofisi). NAO da bağımsız bir kurum, NAO da kamu kurumlarını denetliyor. NAO da Parlementoya raporluyor ve hükümetten bağımsız. Sayıştay gibi NAO da çeşitli raporlar üretiyor ve web sitesinde yayınlıyor. NAO’da 1100 civarı personel çalışıyor; bizim Sayıştay’da 1800 civarı personel çalışıyor.
Bu sayıları anlamlandırmak için ilave bilgilere ihtiyaç var. Öncelikle çoğu Avrupa ülkesinde ve Türkiye’de kamunun verdiği bazı hizmetler İngiltere’de özel sektör tarafından verilir: tren taşımacılığı, otobüs taşımacılığı, enerji hizmetleri, su hizmeti vs. Bu açıdan düşünüldüğünde Türkiye’de Sayistay’in daha çok denetçi istihdam etmesi beklenir. Diğer taraftan İngiltere, genel sanılanın aksine büyük bir kamu çalışanı kadrosuna sahiptir; hatta #,5 oran ile kamu çalışanı oranının toplam çalışanlara oranı ile G20 lideridir. Türkiye’de bu oran ,4 imiş ve OECD ortalaması ,6 imiş. Tabi Türkiye’de kamu çalışanı görünmeyen ama kamunun kontrol ettiği THY, Turkcell, Türk Telekom vs. gibi çok sayıda firmamız var. Bunlar katıldığında muhtemelen Türkiye OECD ortalamasına yaklaşacaktır. Kabaca İngiltere’nin NAO’sunda çalışan sayısı ile bizim Sayıştay’da çalışan personel sayısı karşılaştırılabilir seviyededir; aynı büyüklük ölçeğinden bahsediyoruz.
Buraya kadar her şey tamam. Sorun yok. Açık ve net. Gelelim üzerine asıl düşünmemiz gereken farklar kısmına. Sayıştay ve NAO’nun temel farklılıkları neler?

En temel fark, Sayıştay aynı zamanda kamu kurumlarında çalışan memurları yargılama ve kesin kararı verme yetkisine sahiptir. Tabi bu yargılama denetimi yapılan kamu kaynaklarının kullanımı ile ilgilidir; yoksa her konuda yargılama ve ceza verme yetkisi yok. NAO’da ise bu güç yok. Denetimini yapıyor, raporunu yazıyor, yayınlıyor; konu meclise havale oluyor. Yani Sayıştay’ın denetim yaparken elinde çivili sopa var, NAO’da ise sopa yok. Bizde Sayıştay başkanı cüppe giyiyor; NAO başkanı normal memur elbiseli.
Bu konuda görüş bildirecek hukuki birikime sahip değilim. Denetim sopalı mı olmalı, sopasız mı? Sayıştay kurumu tasarlanırken şöyle bir mantık güdülmüş olabilir: Zaten bağımsız kamu kurumu TBMM adına denetimi yapmış, artık belirli alanlarda bulunan yolsuzlukları tekrar mahkemeye götürüp konuyu süründürmeyelim. Hesabını Sayıştay kesiversin. Sonuçta mahkeme de bağımsız kamu kurumu; Sayıştay’da öyle. Sayıştay’ın savcıları da var.
Diğer taraftan insan düşünüyor: Elinde sopa olan denetçi rahat, yapıcı ve üretken bir çalışma ortamında denetim yapabilir mi? İstediği bilgilere kolayca ulaşabilir mi? Problem kokusu gelen konuların derinine kadar inebilir mi? Para veya hapis cezası alma riski olan devlet kurumu memurunun denetim dönemlerinde tavrı ne olur? Bu konuyu park edelim.

NAO ve Sayıştay arasındaki diğer önemli fark ise belediyeler konusu. NAO belediyeleri denetlemiyor; NAO, belediyeler haricindeki kamu kurumlarını denetliyor. Sayıştay ise belediyeleri de denetliyor. Gelin bu konu üzerine biraz düşünelim.
NAO neden belediyeleri denetlemiyor? Sayıştay neden belediyeleri de denetliyor? NAO belediyeleri denetlemiyor, çünkü bunun için muazzam kaynak gerekli. İngiltere’de 10.000’den fazla muhasebe kayıtları tutan belediye var. NAO, 1.100 personel ile hangi birini denetlesin? Üstelik İngiliz yasalarına göre tüm belediyelerin her sene dış denetimden geçmeleri ve dönem finansal tablolarını onaylatmaları gerekli. Bu denetim finansal denetim ve VFM denetimi (VFM: ‘Value for money’, yani “Gerçekten bu kadar para harcaması yeterli kamu faydasını doğruluyor mu?” denetimi).
Peki İngilizler nasıl çözmüşler belediyelerin yıllık dış denetimi konusunu? Elbette özel sektörle. Bu işi denetim firmalarına yaptırıyorlar. Dış denetim firmaları ‘Code of Audit Practice’ dokümanına göre denetimleri yapıyor. Bu dokümanı oluşturan ise NAO’nun başkanı olan kişi. Yani NAO’nun çizdiği çerçeve ve kurallar dahilinde, denetim şirketleri belediye hesaplarını her sene denetliyor ve sertifikalandırıyorlar.
Şimdi dönelim kendi Sayıştay konumuza. Sayıştay belediyelerimizi denetlemekle sorumlu, bunu biliyoruz. Ama belediyelerin her sene Sayıştay denetiminden geçme zorunluluğu yok. Sayıştay anlaşılan, belirli öncelik ve risk değerlendirmelerine göre program yapıyor.
İşte, bence bizim aksadığımız konu burası. Sayıştay denetçilerimiz işlerini 10 numara yapıyorlardır, buna kuşku yok; ama kanımca bütün belediyeler her sene finansal (ve performans) dış denetiminden geçmeliler.

Peki bunu nasıl yapacağız? Ya Sayıştay’a binlerce yeni denetim personeli alacağız, bunları yetiştireceğiz; veya İngilizler gibi bu işi hizmet olarak danışmanlık firmalarından alacağız. ‘Hangi yöntem seçilmeli?’ konusunu gelin uzmanlara bırakalım. Şahsi görüşüm, iki dünyanın........

© Aydınlık