Japonların uçan tekneleri TSK’ya yakışır mı?
Yakın zamanda İsrail, G. Kıbrıs ve Yunanistan, Türkiye’ye karşı yeni bir askerî ittifak kurdular ve bu aralar Ege’de adalara Yunanistan, İsrail füzelerini kurmakta. Yunanistan için gayet akılcı bir çözüm olduğunu kabul etmeliyiz; ucuz, mobil ve füze atabilen sistemleri yaygın olarak adalara kuruyorlar. Ege’deki adaların yakınlığından ve çokluğundan dolayı, bir savaş durumunda bu denizin bizim donanmamıza büyük ölçüde kapanacağını ve Marmara/Karadeniz ile Akdeniz arasında gemi transferinde zorlanacağımız belli. Gelin, hava ve deniz entegrasyonunu güçlendirici ve Ege kapansa dahi iki denizi bağlayabilecek bazı çözümler üzerinde düşünelim.
Türkçemizde denize inip kalkabilen uçaklar için tek terim kullanıyoruz; bu da “deniz uçağı” terimi. İngilizcede üç farklı terim kullanılıyor. İlki genel terim olan “seaplane”. Diğeri bunun özel bir çeşidi olan “flying boat” (uçan tekne), sonuncusu ise diğer tür olan “floatplane” (yüzen uçak).
Uçan teknede uçak, yuvarlatılmış alt gövdesinin üzerine denize iner. Uçak büyük ise bu tip tercih ediliyor. Yüzen uçak ise daha küçük deniz uçakları için kullanılıyor ve gövde üzerine değil, tekerlek yerine takılan kızaklara iniyor.
Küçük deniz uçakları, Türkiye’de de aşina olduğumuz minik uçaklar. Üç-beş milyon dolarlık uçaklar bunlar. Bu yazının konusu bunlar değil. Bu yazının konusu, büyük deniz uçakları; yani tonlarca yük taşıyan, 5.000 km menzile gidebilen, askerî ve sivil birçok görevi yapabilen, kara veya denize iniş/kalkış yapabilen, yüz milyon dolar civarına satılan uçaklar, yani “uçan tekne” tipi olanlar.
Geleneksel olarak NATO tarafından Türkiye’ye biçilen rol, çok sayıda asker istihdamı ve tekerlekli kara araçları ile kara ordusuna yatırım yapılması olmuştur. Türkiye’nin ufkuna “Doğu ile kara savaşı” vizyonu konmuştur. Deniz ve hava muharebesi ise NATO’daki müttefiklere (!) bırakılmıştır.
Bugün geldiğimiz durumda Türkiye’ye tehditler Doğu Akdeniz’den gelmektedir ve namlular deniz tarafından çevrilmektedir. Türkiye bir süredir savunma vizyonunda NATO’nun kendisine çizdiği çerçevenin dışına çıkıyor ve deniz, hava, füze sistemleri, radar sistemleri, uzay sistemleri, siber savaş, sualtı savaşı konularında da çalışmalar yapıyor ve ürünler üretiyor. Bunlar doğru yönde yapılan çalışmalardır; 0 desteklenmelidir.
Gelelim konumuz olan uçan tekne konusuna. TSK envanterinde bildiğimiz kadarıyla böyle bir ürün yok. Yani sudan veya pistten kalkıp inebilen, kayda değer miktarda personel ve kargo taşıyabilen bir deniz uçağımız yok.
Bu uçaklar açıkçası bütün orduların hakkını vererek kullanabileceği aletler değiller. Ordusu birinci ligde olan bazı ülkelerde sadece bu aletlerden var. Türünün en ileri örnekleri neler? Japonların ShinMaywa US-2 modelleri var ve genelde Atlantik ülkelerine satılıyor. Çinliler AVIC AG600 modelini geliştirip ürettiler. Rusların da Beriev Be-200 modelleri var. Çin’in uçağı, bunlar arasında en son geliştirilen ve kapasite ve menzil olarak en üst seviyede olanı.
Bu uçakların aralarında fonksiyonel farklılıklar olmakla beraber genel olarak hepsi şu görevlerde kullanılabiliyorlar veya kolayca uyarlanabiliyorlar:
1. Yangın söndürme
2. Arama-kurtarma
3. Deniz gözetleme, keşif, denizaltı harbi
4. Denize komando/dron/mayın/sensör indirme veya toplama
5. Denizaltı ve petrol platformu gibi kritik platformlara malzeme/personel/cephane/ akaryakıt tedariki
6. Diğer kargo uçağı görevleri
Hatırlarsanız, Rusların Beriev Be-200 uçağı bizim Ege Bölgesi’nde 2021 yazında yangın mücadelesi sırasında düşmüştü ve hem Rus hem Türk personel can kayıpları oluşmuştu.
Birçok ülke ordusuna son senelerde bu tür uçakları katmaya çalışıyor. Neden? Çünkü son senelerde gelişen dron uygulamaları, deniz, hava, denizaltı operasyonlarını daha entegre hâle getirme........
