En önemlisi Lakerda!

Uzun uzadıya yazmaya gerek olmayan, gündeme gelmesinde fayda olacak birkaç konu var, gelin bunları birer paragraf halinde politika önerisi olarak paylaşalım, politika yapıcıların değerlendirmesine sunalım. Konu başlıkları şöyle:

1) Azerbaycan’ın fazlalık elektriğini ithal etmek
2) Karadeniz gazını Avrupa’ya pahalıya satmak
3) Troy nakit geri ödeme ile hızlı büyür
4) Kamu bankaları hangi bakanlığa bağlı olmalı?
5) Aliyev’den Doğu’ya yatırım gelir mi?
6) Çay üretimi piyasasını akıllı yönetmek ve İran faktörü
7) Somali civarında tersane gerekli
8) Torik bolluğu ve lakerda politikaları
9) Piaggio, helikopter isim hakkını TUSAŞ’a vermeli
10) Suudi Jetleri ile Suriye üzerinde volta atmak
11) Putin, Çeçenistan liderliği ve Suriye
12) İran’dan göçmen gelirse transit Avrupa’ya
13) Davos’un ‘devletsiz’ misafirleri
14) TOGG G.M. nerede?
15) Tofaş’ın kuş serisi dönmeli mi?
16) Elektrikli taksi konusunda geç kalıyoruz
17) Kayak Federasyonunu rahatsız etmeyelim
18) Ekimdeki Uzay konferansı önemli fırsattır
19) Yerli Jak Kusto için gemi lazım!
20) Uğur Mumcu suikastı hâlâ aydınlatılabilir
21) THY paket tatili sistemini toparlama konusunda ne bekliyor?
22) Yaya geçidi olan yolda hız limiti kaç olur?
23) Özel tasarımlı trenler hangi alanlarda kullanılıyor?
24) OYAK olmayan Çimento
25) Mekanik Atıkların atölyelerden toplanıp yeniden kullanımı için sistem kurulmalı
26) İran, Rusya’ya ICBM yolladı! Darısı başımıza
27) MTV, emlak vergisi, trafik sigortası vb. aylık taksitler ile ödenmeli
28) Araç muayene sistemini geliştirmek ve yıllık yapmak
29) Fransa tarımını Hindistan STA’sı batıracak mı?
30) Yeşil pasaport istatistikleri yayınlanmalı
31) TURKSAT, iyi habercilik için uydu resmi sağlamalı
32) Emeklilere kültür kuponu (dijital) dağıtmak
33) Mısır’da Qattara Gölü’nü doldurmak
34) Eskişehir’in Lületaşı, yapay zekâ ile daha değerli
35) Piyasa Gözetim Merkezi kurulmalı
36) Hava Kuvvetleri için yakıt ikmal dronu tasarlanmalı


1) Azerbaycan’ın fazlalık elektriğini ithal etmek


Azerbaycan’ın bugün itibarıyla 2 GW ihtiyaç fazlası elektrik üretim kapasitesi var. İletim hatları olmadığı için bu elektriği satamıyor ve bu kapasite israf oluyor. Üstelik bu kapasite zaman içinde 5 GW seviyesine çıkacak. (Akkuyu Nükleer Santrali bu sene 1,2 GW güç ile üretime başlayacak, yani ona göre karşılaştırabiliriz). Bizim milyarlarca dolarlık yatırımı borç ile elektrik üretim kapasitesine aktarmak yerine hazırda olan Azerbaycan kapasitesini kullanmamız daha akıllıca olabilir. Hesabını yapmak gerekli. Bu bağlamda Azerbaycan ile aramızdaki elektrik iletim altyapısına yatırım yapmakta fayda olabilir. Ermenistan’da da benzer şekilde elektrik dağıtımı konusu hayli güncel olan bazı devletleştirme ve el değiştirme çalışmalarının olduğu bir alan. Bu konuya da ilgili bakanlığımızın ilgi göstermesi uygun olacaktır.

2) Karadeniz gazını Avrupa’ya pahalıya satmak


Karadeniz’de ürettiğimiz gaz malum Türk malıdır, Rus malı değildir ve Avrupa’nın yaptırımlarına tabi değildir. Kendi çıkardığımız gazı pahalı fiyattan AB’ye satmamız (belki Azerbaycan’ın anlaşmaları ve boru hattı üzerinden) ve kendi tüketimimiz için ucuza Rus/İran gazı ithal etmemiz ülkemizin enerji faturasını düşürebilir.

3) Troy nakit geri ödeme ile hızlı büyür

Yabancı kredi kartı sağlayıcı markaları hepimizin malumu. Türkiye Troy isimli kendi ödeme platformunu ve kredi kartını üretmeyi başardı ama nedense bu işi pazarlayamıyor veya pazarlamıyor. Sanki görünmez bir el Troy’un pazarlanmasını engelliyor. Hatta geçenlerde sosyal medyaya yansıyan habere göre Devlet bankalarımız dahi, emeklilerimizden gelen kredi kartı taleplerini kendi kartımız yerine yabancı markalar ile karşılamaktaymış. Bu ise ilgili tüm birimlerce el atıp (Rekabet Kurumu dahil) sorumluları tespit etmemiz gerekli. Troy’un yaygınlaşması için önerim %2 para iadesi (cashback) uygulamasını devreye alalım. Yani Troy kartı ile bir dönemde 100 TL harcayan vatandaşın dönem sonunda 2 TL’yi kartına nakit olarak ekleyelim. Yurtdışındaki kredi kart sistemlerinde bu nakit para iadeleri yaygındır, bizde sanıyorum daha çok puanlar filan veriliyor. Troy ile puan değil doğrudan nakit TL kazandıralım. Troy’un rakipleri bu kampanyayı takip ederlerse, onların pazar payı yüksek olduğundan önemli miktarda kârları azalır, belki zarar ederler. Troy ise küçük pazar payı olduğundan hızla pazar payı kazanacaktır. Bu konu sadece ekonomik bağımsızlık için değil, vatandaşın bilgisinin yabancı kurumlara gitmemesi için de gereklidir. Yapay zekâ döneminde, Palantir gibi askeri ve istihbarat kurumları bu büyük verilere ulaşıp, bu verilerin analizini stratejik ve askeri politikalara dönüştürebilmektedirler. Troy’un global pazarlaması için THY bilet alımlarında ve e-Devlet işlemlerinde kolaylık sağlaması uygun olur.

4) Kamu bankaları hangi bakanlığa bağlı olmalı?


Devlet bankalarımız neden Hazine ve Maliye Bakanlığına (kısaca Ekonomi Bakanlığı) bağlı? Bir bankanın asli görevi reel sektöre kredi vermek ve ekonomiyi büyütmektir. Bu bağlamda devlet bankalarımızın Sanayi Bakanımıza bağlı olması daha uygun olur. Hatta belki de özel bankalar için de bu durum geçerlidir. Belki bu geçişi kademeli yapmak daha uygun olur, misal Ziraat Bankası Sanayi Bakanlığı’na bağlanır, Vakıflar Bankası, Vakıflardan sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlanır, Halkbank ise Ekonomi Bakanlığında kalır veya Tarım Bakanlığı’na verilir. Merkez Bankası, Ekonomi Bakanlığı idaresinde kalabilir. Elbette bankacılık ile ilgili düzenlemeleri yine Ekonomi Bakanlığı yapacak ama asıl parayı harcayan, yatırımı yapan bakanlıkların belirli devlet bankalarından sorumlu olması ulusal menfaatlerimize ve ekonomik gelişmemize daha uygun olacaktır.

5) Aliyev’den Doğu’ya yatırım gelir mi?


Azerbaycan Başkanı İlham Aliyev, kayak sporuna meraklı ve ülkesinde güzel tesisler yaptırdı. Kendi de kullanıyor, bu tesislerde çeşitli uluslararası etkinlikler de düzenliyor. Hazır doğudaki komşumuzun böyle bir ilgisi ve yatırım yapacak parası varken, bizim Azerbaycan’a komşu olan bölgelerimize biraz yatırım yapılmasını kendisinden talep edebiliriz. Doğu’daki birçok ilimiz Ankara’dan çok Azerbaycan’a yakın. Elbette Ankara’da yatırım yapmalı ve yapıyor ama yetmiyor. Buyursun Sn. Aliyev, Iğdır’a, Kars’a, Doğubayazıt’a, Ardahan’a, Erzurum’a, Van’a oteller, restoranlar yapsın, belediyelerin projelerine destek olsun, madencilik, tarım yatırımları yapsın, kayak tesisleri yapsın, demiryolu altyapısı ve işletmeciliğine yatırım yapsın. Yabancı sayılmaz.

6) Çay üretimi piyasasını akıllı yönetmek ve İran faktörü


Çay üretimi konusunda bölge ülkeleri ile iş birliği yapmalıyız. Malum İran’da ekonomik sorunlar sebebiyle büyük devalüasyon yaşandı, emeğin fiyatı ucuzladı ve Kuzey İran’daki çay üretimi, Türk çayına göre çok daha ucuz hale geldi. İran’ın, Hazar denizi civarındaki iklimi çay üretimine uygun ve bu alandaki üretimi hızla artıyor. Azerbaycan ve Gürcistan’da da üretim ve hatta markalaşma artıyor. Türkiye gümrük vergisi ile bu ürünlerin Türkiye’ye gelmesini önleyemez, bu çabalar nafiledir. Aksine Türkiye İran başta olmak üzere bölge ülkelerindeki çay üretimi kapasitesine yatırım yapmalı, ortaklıklar kurmalı, pazarlamaya destek olmalı ve ithalatı kaçak değil resmi hale getirmelidir. Türk çayını gerekiyorsa harmanlayarak ve daha iyi ambalajlar geliştirerek daha çok dünyaya satabilmelidir. Misal Japonların Kotodo isimli çay kutusu üreten bir firması var, tenekeden el işi ile (düşük teknoloji) üretiyorlar. Bu gibi uygulamaları benimsemeliyiz. Çay ekonomisini bütüncül olarak ele almalı ve bölge ülkeleri ile beraber üretimi, kaliteyi ve oluşan ekonomik katma değeri artırabilmeliyiz. Kayıtdışı çay kaçakçılığını azaltmalı, kayıt içi komşular ile ticareti artırmalıyız.

7) Somali civarında tersane gerekli


Somali’de görev yapacak olan petrol platformunu Uzak Doğu’da yaptırdık, Afrika’dan dolasıp Marmara tersanelerinde platformun eksiklerini tamamladık. Şimdi platformu Somali’ye sondaja gönderiyoruz yine Afrika çevresinden dönüp gidecek. Büyük zaman ve para kaybı bu yolculuklar. Bizim belli ki artık Somali, Yemen, Sudan, Umman kıyılarında, önümüzdeki senelerde bu sondaj işleri devam edecek. Her seferinde bu platformların Türkiye’ye gelmesi maliyet etkin olmayacaktır. O bölgede bu işler için bir tersane yapmamız uygun olabilir. Belki Katar’da, belki Somali’de. Askeri gemi ve denizaltı tamirleri için de bu tersane kullanılabilir. Pakistan, Malezya, Endonezya’ya ihraç edilen deniz platformları için de bu tersane çözüm üretebilir. Yatırımı Suud veya Katar sermayesine yaptırabiliriz.

8) Torik bolluğu ve lakerda politikaları


Bu sene Boğazlarda torik bolluğu varmış. Ne güzel bir haber. Keşke palamut avcılığını sınırlayıp, torik üretimini artırabilsek. Torikten en büyük değeri elde edebilmek için bunları lakerdaya çevirmek gerekir. İstanbul’un kış turizmi ve restoranları şenlenecek. Umarım bu sene bol miktarda lakerda üretilir, hatta keşke Avrupa’daki Türklere de bu lakerdalara ulaşma imkânı sağlanabilse. Muhtemelen balık kg ihraç fiyatında rekor kırılır. Belki Sarıyer’de bir kooperatife bunları ürettirip bir kısmını IGA havalimanında konservede satışa sunmak mümkün olabilir.

9) Piaggio, helikopter isim hakkını TUSAŞ’a vermeli


TUSAŞ firmamız çok amaçlı helikopter geliştirme konusunda uzun yıllardır çalışıyor, hatta biraz fazla uzadı proje ancak anlaşılan seri üretim safhasına yaklaşıldı. Piaggio firması ise malum, Baykar’ın İtalya’da satın aldığı, küçük özel jet dengi uçak üreten firma. Hem TUSAŞ hem Baykar tarafına şöyle bir işbirliği önerebiliriz: Piaggio’nun tasarım ekibi, mevcut Gökbey helikopteri gövdesini kullanacak şekilde bir VIP Piaggio helikopteri tasarlasın ve TUSAŞ bu konfigürasyonu da diğer modelleri ile beraber üretsin. Yeni tasarım derken elbette mekanik bir değişiklik olmayacak, iç tasarım, dış renkler, çizgiler gibi kozmetik değişiklikler olacak. Belki Piaggio bazı ilave ekipmanların veya özel markaların kullanımını da isteyebilir. Pazarlamasını Piaggio ve TUSAŞ beraber yaparlar. Yani Piaggio’nun lüks marka imajı, VIP helikopter pazarlamasında kullanılabilir ve ürünün üst segmente pazarlamadaki başarı şansı artabilir. Bazı durumlarda uçak ve helikopter müşterileri benzer hedef kitleler olabiliyor.

10) Suudi Jetleri ile Suriye üzerinde volta atmak


Suriye hava sahası malum İsrail başta olmak üzere çeşitli yabancı ülkeler tarafından sıklıkla ihlal ediliyor ve hatta bu hava sahası kullanılarak Suriye’de ve bölgede bazı ülkeler bombalanıyor. Suudi Arabistan’ın hayli modern savaş uçağı filosu mevcut. Türkiye Suudi Arabistan savaş uçakları (ve SİHA’ları) Suriye yönetimi ile anlaşmalı olarak Suriye göklerinde devriye uçuşları yapabilirler. Bu uçuşların Suriye hava sahası ihlallerini caydırmasını ve bölge barışını desteklemesini beklemeliyiz ayrıca TSK’nin S.A. uçakları ile ortak görev yapma becerisi de artacaktır. Suudi Arabistan’ın Çin’den modern jet alması da söz konusuymuş, bu durumda konu daha da ilginç hale gelecektir.

11) Putin, Çeçenistan liderliği ve Suriye


Putin’in Çeçenistan liderliğinde yaptığı değişim ile, Çeçenistan’ın Rusya politikalarını destekler hale geldiğini ve üçüncü ülkelerden gelen bozguncu manipülasyonlara dayanıklı hale geldiğini hatırlayalım. Bizim ilişki durumu aynı değil ama belki bir analoji yapılabilir. Kuzey Suriye’deki SDG ve PKK türevi örgütlerin tasfiyesi ve ilgili lider kadrolarının Türkiye dostu haline gelmesi ve yabancı örgütlerin etkisinden çıkmasının Türkiye ve bölge ülkelerinin ve en çok da bölge halklarının lehine bir durum oluşturmasını beklemeliyiz.

12) İran’dan göçmen gelirse transit Avrupa’ya


ABD ve İsrail’in İran ile er veya geç savaş yapma fikrine sahip olduğunu gözlemliyoruz. İran içinde direnç kırma, iç karışıklık çıkarma ve motivasyon azaltma amaçlı çeşitli provokasyonların yapıldığını da gözlemliyoruz. Önümüzdeki süreçte az veya çok, İran’dan Türkiye’ye insan geçişleri artabilir. Sığınma amacı dahil, çeşitli amaçla, çeşitli gruplar geçebilirler. Türkiye’nin şimdiden Avrupa Birliği’ne, İran’dan olası bir göç dalgasında bütün bu insanların kendilerini Edirne sınır kapısında bulacağı ve kapıların açılacağı konusunda net mesaj vermesi uygun olur. Hatta kapılar açıldığında sadece İran’dan gelenler değil, Afganistan, Suriye vb. Türkiye’deki tüm sığınmacıların da aynı yoldan Avrupa’ya geçeceğini ve bu geçişin de Türkiye tarafından kolaylaştırılacağını bilmeleri gerekir. Bunu şimdiden söylemek lazım ki AB dönüp ABD ve İsrail’e bu saldırı fikrinin akıllıca olmadığı konusunda ikna etsin. İran’ın nüfusu konusunda da AB’ye tekrar hatırlatma yapmanın zamanıdır. Ondan sonra dönüp bize ağlamasınlar.

13) Davos’un ‘devletsiz’ misafirleri


Davos toplantılarını takip ettiniz mi? Bu zirve geleneksel olarak Küreselcilerin düzenledikleri bir etkinlik olarak bilinir, doğrudur da. Küreselcilerin para, politika ve iş dünyası ile ve genel küresel trendler ile ilgileri açıktır ve anlaşılır. Ama ülke liderleri, iş dünyası liderleri haricinde aralarda kimler öne........

© Aydınlık