Balon Radar işinde gaza basmalıyız

Balon tipi radarları henüz Türkiye kullanıma almadı. (Teknik ismi Aerostat radarlar) Bu konuda üretimimiz de yok. Bu konuyu özellikle yazma sebebim, bu tip radarların muazzam askeri kabiliyet artışı sağlaması ve Türkiye şartları için çok uygun olması. Bizim askeri forumlarda bu konuya pek değinilmediği için konuyu politika yapıcılarımızın değerlendirmesine sunmak istedim.

Konu basit aslında. Bildiğiniz balon. Altına bildiğiniz AESA radarını takıyorsunuz. Uçurtma salar gibi, ucu sizde olan iple salıyorsunuz. Balon yükseliyor. 1000 metre, hatta 5000 metre yükseğe çıkıyor. Radar o yükseklikte çalıştığında size muazzam, yüzlerce Km radar görüş alanı sağlıyor. Haftalarca, 7/24 alet yüksekte kalabiliyor ve işini yapıyor.

Misal ABD, Meksika sınırını nasıl gözlemliyor? 3000 Km’den uzun kara sınırı var. Sizce kaç kara radarı gerekir bu iş için? Düzinelerce değil mi? Sadece 6 balon radar ile tüm sınır bölgesini halletmişler. Dronlar, füzeler, uçaklar, gemiler, her şeyi yüzlerce km öteden görüyor. Bir balon da Florida’nın ucuna koymuşlar, Küba’ya kadar aradaki denizi, gemileri, kaçakları filan takip edebiliyorlar. İsrail’de bir tane ülkenin kuzeyine, bir tane güneyine koymuş bu balon radarlardan, aynı şekilde füze, dron filan takip edebiliyor, zaten teknolojisi ABD'den. Polonya’da malum son dönemde NATO’nun mayın eşeği rolüne soyundu, onlar da ABD’den bu balon radarları sipariş ettiler, Rusya ve Belarus sınırlarını koruyacaklarmış. 2026’da kurulacakmış balonları.

Vurgulamak istediğim konu şu: Bu balon radar sistemleri olsa ne iyi olur denecek yeni teknolojik oyuncak, bir seçenek değil. Bizzat ülkelerin savunma radarlarının belkemiği.
Aslında konu son derece basit. ABD bu balonları 70’lerden beri üretiyor. Misal, savaş gemilerinin en tepesinde dönen radarları görürüz. Neden bu radarlar en tepededir? Çünkü dünya yuvarlak olduğu için, bu radar dalgaları da doğrusal yayıldıkları için, ancak ufuk kadar radar alanı taranır. Geminin ne kadar üst noktasına bu radar konabilirse radarın taradığı alan orantılı olarak artar. Elbette düşman askeriyesi aptal değil, onlar da uçakları, füzeleri deniz seviyesinden uçurur ve tehdit geminin ufuk seviyesinde radar menziline (yüzey hedefleri için 50 deniz mili civarı) girdiğinde zaten gemiye çok yaklaşmıştır artık. Geminin kendini savunması için sadece saniyeleri vardır. Hele son nesil hipersonik füzeler iyice hızlı. Geçmiş olsun.

Düşmanı erken görmek için ne yapacaksınız? AWACS veya dron gibi havaya radar koymanız gerekli, böylece yüzlerce kat radar menzili artar. Ama sürekli, haftanın yedi günü, günün 24 saati havada radar uçağı döndürmek son derece maliyetli bir iştir. Bu işe ne para dayanır, ne personel dayanır.


Tek bir balon radarın yaptığı işi yapmak için düzinelerce yer radarı gerekli ve hatta yine de aynı performans elde edilemiyor. Olay sadece menzil de değil. Yerdeki radarların menzili uzun dahi olsa, tepeler, ormanlar, dağlar filan radar sinyalini kesiyor. Oysa radar tepede olunca coğrafi şartların hedefi saklaması çok daha zor hale geliyor. Ayrıca hayalet uçaklar, belirli açılardan gelen radar sinyaline göre gizlilik sağlar. Hem alttaki, hem yukarıdaki radardan saklanmak pek mümkün değil.

İtiraf ediyorum, yazının başında, “tık tuzağı” misali, biraz konuyu basitleştirdim. Buraya kadar okuduysanız, biraz daha işin detayına girelim. Bu balonların uçmasını hava ile yoğunluk farkı olan gaz sağlıyor. Ya helyum ya da hidrojen kullanacaksınız. Hidrojen helyumdan daha hafif olduğundan en yüksek kaldırma performansını sunuyor ama yanıcı olduğu için bazı uygulamalarda tercih edilmiyor. Helyum ise yine havadan hafif ve inert gaz olduğundan bazı askeri uygulamalarda daha çok tercih ediliyor.(Ancak helyum çok pahalı bir gaz, ayni balonu şişirmek için hidrojenden belki 70 kat pahalı). Balonun hacmi ne kadar büyük ise kaldırma gücü artıyor. Aslında teknik terim “buoyancy” yani dalgıçlar da bilir, “yüzerlik” ifade eder. Pozitif veya negatif “yüzerlik” terimi kullanılır yani aşağı mı yukarı mı gideceksiniz anlamında. Aslında havadan hafif gaz balonu, hava içinde........

© Aydınlık