Dun & Bradstreet Küresel İflas Raporu 2026

İngiltere’de doktora çalışmalarım sırasında tanımıştım Dun & Bradstreet adlı kuruluşu. Şirket analizleri konusunda oldukça yararlanmıştım. Daha sonra Fortune Türkiye 500 çalışmaları oluşturulurken bu kuruluştan yararlanılmasını önermiş, projede ilk aşamada akademik koordinatör olarak yer almıştım. Yıllar sonra Dun&Bradstreet’in Türkiye’deki faaliyetleri CRIF grubu bünyesinde yer alacak biçimde bir devir oldu. Kuruluş çalışmalarına devam ediyor. Bu yazımızda bunlardan birine bakacağız.

2025 KÜRESEL İFLAS RAPORU’NA GENEL BAKIŞ

Dun & Bradstreet Worldwide Network (WWN) üyelerinin 45 ülkeden sağladığı kapsamlı verilerle hazırlanan ‘Küresel İflas Raporu’ yayınlandı. Rapora kısaca bakalım. 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflasları yüzde 7 artarak yükselişini sürdürmüş. Bu artış 2024’ün yüzde 15’lik artışıyla kıyaslanırsa belirgin bir yavaşlama söz konusu olmuş. 2025 yılında Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkeden 28’inde (yüzde 62) bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında artış yaşanmış, 17 ülkede ise düşüş! İflas sayılarına bakarsak, 45 ülkede 627 bin 575 şirket iflas etti.

2025 yılında küresel ekonomi açısından belirgin bir normalleşme ve dengelenme süreci görülmekteydi. Enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskılarının azalması ve önde gelen merkez bankalarının parasal gevşeme yönünde adımlar atarak küresel ölçekte finansal koşulları görece iyileştirmesi söz konusuydu. Bu gelişmeler 2025 yılında iflaslardaki artış hızını belirgin biçimde yavaşlatmış gözüküyor. Beri yandan iflas düzeyleri salgın öncesi dönemin üzerinde kalmaya devam ediyormuş.

İFLASTA VİTES ARTIRAN ŞİRKETLER

Sırasıyla Arjantin (yüzde 65 artış), Yunanistan (yüzde 49 artış), Hong Kong (yüzde 44) , Suudi Arabistan (yüzde 44 artış) ve İsviçre (yüzde 41) iflasların en fazla arttığı ülkeler olmuş. ABD’yi merak ederseniz onda da geçen yıl şirket iflaslarında yüzde 26 artış yaşanmış.

YA TÜRKİYE?

Türkiye’de ise 2025 yılında şirket iflaslarında yüzde 29 artış yaşanmış. CRIF İzleme Servisi tarafından, ticari sicil verileri ve Ticaret Sicil Gazetesi’ne yansıyan değişikliklerin ayrıntılı incelenmesiyle oluşturulan incelemeye göre, Türkiye’de geçen yıl toplamda 573 şirket iflas etmiş. Raporda Türkiye’de iflaslardaki artışın; yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskıyı yansıttığı belirtilmiş.

PEKİ YA VİTES DÜŞÜRENLER?

Yukarıda söz ettiğimiz üzere 17 ülkede şirket iflaslarında düşüş yaşanmış. Bu konuda şampiyon ülke olan Kolombiya’da, şirket iflaslarında yüzde 71 düşüş gerçekleşmiş. Onu izleyen ülkeler ise şöyle olmuş: Endonezya (yüzde 46), Belarus (yüzde 35), Kazakistan (yüzde 33), Hindistan (yüzde 28), Kanada (yüzde 23), Hollanda ve Sırbistan (yüzde 15)

RUSYA VE UKRAYNA’YA BAKALIM

Ukrayna sorunuyla uğraşan Rusya’da yüzde 12 gerileme yaşanırken, Ukrayna’da ise şirketlerin savaşın olumsuz etkilerini yaşamaya devam ediyormuş. 2025 yılında şirket iflasları yüzde 17 artan Ukrayna’da 2021–2025 döneminde iflas artış oranı yüzde 82,5 ile dünyadaki en yüksek düzeye ulaşmış! Sigortacı diliyle savaş sürprimi mi desek, yoksa şirket değerleme jargonuyla savaş riski iskontosu mu desek? Bre Ukrayna, sen misin Atlantik kampının gazına gelip maceraya giren! Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi, sen bu işin sonunu düşünmedin mi?

SEKTÖRLER TEMELİNDE BAKIŞ

İflas baskısı özellikle belirli sektörlerde yoğunlaşmış: İnşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörleri! Özellikle yüksek faiz oranlarının proje finansmanını zorlaştırması, maliyet enflasyonu ve istemdeki yavaşlama, inşaat sektörü şirketlerinin bilançoları üzerinde ciddi baskı yaratmış. Parekende ile konaklama ve hizmet sektörlerinde ise tüketici istemindeki dalgalanma, artan operasyonel maliyetler ve sınırlı fiyatlama gücü gibi riskler öne çıkmış. Kimi büyük ekonomilerde ise üretim ve hizmet sektörleri de istem yetersizliği ve maliyet baskıları nedeniyle risk altında kalmayı sürdürüyormuş.

İFLASLARDA ARTIŞ YAVAŞLAMIŞ ANCAK RİSKLER SÜRÜYOR!

Dun& Bradstreet COO’su Julian Prower, Rapor’a yazdığı önsözde, küresel iş ortamının dalgalı yapısını koruduğuna da dikkat çekerek, jeopolitik gelişmeler, ticaret modellerindeki değişim, döviz piyasalarındaki oynaklık ve politika belirsizliklerinin, şirketlerin finansal risk yönetimini şekillendirmeye devam edeceğini vurgulamış.

Prower şirketlere yönelik önerilerini ise şöyle sıralamış: ‘Bu ortamda şirketlerin; müşterilerini, tedarikçilerini ve iş ortaklarını ortaya çıkabilecek sıkıntı göstergeleri açısından sürekli izlemek için yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı veri ve içgörü araçlarından yararlanması gerekiyor. Kredi risklerinin, güvenilir ve temiz verilerle düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi; şirketleri koruyacak sağlıklı finansal risk kararlarının alınması açısından önem taşıyor. Ayrıca iş ortaklarını çeşitlendirmek ve makroekonomik ile jeopolitik senaryolara yönelik seçenekli planlar oluşturmak, şirketlerin dayanıklılığını önemli ölçüde artırabilir. En önemlisi ise karar alma süreçlerinin, piyasa algısı ya da kısa vadeli dalgalanmalardan değil; veri temelli içgörülerden beslenmesi gerekiyor.’

2026’DA İFLAS RİSKLERİ ARTABİLİR Mİ?

Dun & Bradstreet Baş Ekonomisti Dr. Arun Singh ise 2025 yılında küresel ekonomik koşulların, birkaç yıl süren dalgalanmanın ardından kademeli bir istikrar dönemine işaret ettiğini belirtmiş. Ardından da 2026 yılında risk dengesinin şirket iflaslarının yeniden artabileceğine işaret eden Singh, ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin, Nisan 2025’teki zirvesinden gerilemiş olsa da, 2026 başı itibarıyla hâlâ Covid döneminin üzerindeki seviyelerini koruduğunu vurgulamış. Singh, bu durumun, iş dünyasının beklentilerini, yatırım planlarını ve şirketlerin uzun vadeli sermaye harcamalarına yönelik iştahını olumsuz etkilemeye devam edeceğine dikkat çekmiş. Jeopolitik gerilimlerin yükselmesi veya mevcut çatışmaların derinleşmesinin ticaret yollarını aksatabileceğini, emtia piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceğini ve tedarik zinciri istikrarını bozabileceğini belirten Singh, ‘Böyle bir ortamda, özellikle kısa vadeli finansmana bağımlı ve borçluluk seviyesi yüksek şirketlerin yeniden fonlama baskısıyla karşı karşıya kalması, finansal sıkıntı riskini artırabilir’ uyarısında bulunmuş.

2026’YA BAKIŞTA ATRADIUS VE ALLIANZ

Atradius Ekonomik Araştırmalar (AER) Şirketi’ne göre, 2026 ilk çeyreğinde Kuzey Amerika’da iflaslar artarken, Asya-Pasifik’te normalleşme başlamış! ABD’de KOBİ-BOBİ ayrımı bağlamında K tipi bir seyir izleyen iflaslar yüzde 14 artmış! Yeni Zelanda’da ve Hong Kong’da ciddi düşüşler beklenirken, Çin’de 2026’da dışsatım riski nedeniyle iflaslar yüzde 10 artabilirmiş. Sektörel olarak inşaat, perakende ve tüketim malları, konaklama ve gıda hizmetleri ve otomotiv en riskli sektörlermiş hala! Türkiye’nin ana pazarı Avrupa’da görünüm dengeli ama kırılganmış, bir de ayrışma sözkonusuymuş. İtalya ve İsviçre’de salgın desteklerinin geri çekilmesi nedeniyle yüzde 25-40 arası iflas artışları bekleniyormuş. Beri yandan örneğin Almanya’da 2026’da yüzde 5-6 düşüş, 2027’de yüzde 15-20 düşüş bekleniyormuş.

AER’e göre, küresel iflaslar 2026’da Kovid dönemi vergi borçları, artan girdi maliyetleri ve süregiden ticarî gerilimler vb. nedenlerden dolayı yüzde 3 artacakmış! Kuruluş 2027’de ise gelişecek iş çevresi, enerji fiyatları ve enflasyonun normalleşmesi ve merkez bankalarının faiz düşürmeleri vb. etmenlerle küresel iflaslarda yüzde 6 düşüş öngörüyor! İyimser beklentiler ama umarız öyle olur!

Allianz Küresel İflas Görünümü Raporu’na göre 2026’da iflaslarda yüzde 5 artış bekleniyor. Önemli riskler ise gümrük vergileri nedeniyle ticaret rotlarının değişmesi, enerji fiyatlarındaki dalgalanma, teknoloji yatırımlarındaki yapay zeka destekli büyüyen balonda patlama potansiyeli vb. sayılıyor.

Türkiye’de de 2026 ilk çeyreğinde iflasların sayısı (hele konkordatoları da eklersek) yüksek seyretmeye devam ediyor, tekstil sektörü başta! Ekonomi iyi gidiyor mu sizce?


© Aydınlık