menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oku, düşün, tanı ve putlarını parçala

42 0
22.04.2026

Sevgili Canlar;

15 Şubat 2025’te yayımlanan “Hubris Hastalığı” yazımızı tekrar okumanızı dileriz. “Bush’a rüyasında konuşan ve Irak, Afganistan, Suriye sana helaldir” diyen Tanrı kimdir? “Kademimi (ayağın bastığı) koyduğum her yer Tanrı’nın yeri olur. Ben Beyaz Saray’a kademimi koydum. Orası artık Tanrı’nın evidir. Trump’a dokundum. Trump Tanrı’nın yeryüzündeki zuhurudur. Trump’ın yanında yer almayan Tanrı’ya karşı gelmiş olur.” diyen meczup kadın, hangi ve nasıl bir Tanrı’nın dilidir?

Ekseriyetimiz bu zincirini koparmış, raydan çıkmış, beyin zemberekleri fırlamış söylemlere şaşırıyor. Normaldir zira Amerika kıtasını işgal eden, soyan, soykırım yapan bilumum Batı hanedanlıklarının ama özellikle de Siyonist dinin eseri olan İngiltere Kilisesi’nin bu meczuplardan çok daha ilginç iddiaları 500 sene önce okullarda ve kiliselerde tanrısal bir doktrin olarak okuttuğunu bilmeyebilir.

‘OKU’ EMRİ VE İNSANIN VARLIK AMACI

Sevgili Canlar;

Bilmek bilgi depolamak değildir. İlim-bilim sahibi insan sadece keşfetmeği değil, keşfettiği şeyi doğru yorumlamasını ve hakikate hizmet etmeyi bilmelidir. Bundan mütevellit Kur’an’ın ilk emri olan “Oku” (Ikra) insanı sürekli öğrenmeye çağırır. Allah, insanın doğayı, evreni ve bilhassa da kendisinin incelenmesini ister. Rablerin Rabbi Allah “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk-ibadet (tek kelimede iki mana) etsinler diye yarattım” derken bunu sadece şekli ibadet olarak emretmez. Hayatın her anında Allah’ın rızasına uygun hareket etmeyi de kapsar.

Zahiri ve batıni ilimlerde derinleşenler, “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım” tefsirine dayanarak; insanın varlık amacının bilmek, incelemek, sorgulamak ve Allah’ın rızasına uygun yaşamak olduğunu vurgular. Münafıklar ve kibir abideleri için ise “Vay o secdede olanların haline” diyerek, onları bekleyen korkunç sona atıfta bulunurlar.

PUTLARIN GERÇEK ANLAMI: İSİMLER VE NEFİS

Dini konularda istişare ettiğim kıymetli bir din âliminden bir açıklama aldım. “Sevgili Hocam bu anlattıklarınıza katkı hasebiyle yazıyorum; Allah bunlara, “Hiç düşünmez misiniz?”, “Akıl etmez (akletmez) misiniz?” diye sorar. Allah en sert eleştirilerden birini, bilgiyi kibir ve üstünlük aracı yapanlara yönelik yapar. Örnek olarak İblis anlatılır: Bilgisi vardı ama kibri onu hakikatten uzaklaştırdı.

Bilgiyi sorumlulukla kullanmalı. Bilgiyle zulmetmemek, insanlığa zarar vermemek, adaletli olmak gerekir. Zira bilim, sadece teknik bir alan değil ahlaki bir sınavdır. Sevgili Hocam; Kur’an’da Araplara ait üç putun “isminin” neden özellikle verildiğinin sırrını anlatmak istiyorum:

“Nüzul sırasına göre putların ismi ilk olarak Necm suresinde geçiyor. İlk olarak Necm suresinde üç putun ismi verilerek şöyle deniliyor: “Lât ve Uzza’yı ve diğer üçüncüsü Menat’ı gördünüz mü?” (Necm; 53/19-20) Sonra bunların aslında ne olduğuna geçiliyor. “Onlar” deniyor, gerçekte “Sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir.” (Necm; 53/23)

“Yine “Onlar” deniyor “Zanna ve nefeslerinin arzularına tabi oluyorlar” (Necm; 53/23). Kendi taktıkları birtakım isimler (esmâen semmeytumûhâ)… Zan ve nefislerinin arzuları (tehve’l-enfüs)… Demek ki “put” denilen şey aslında insanın iç dünyasındaki hava ve hevestir. İnsanlar o “isimlere” anlam yüklüyor ve itibar sağlayarak yüceltiyor.”

MODERN DÜNYANIN ÜÇ PUTU

O “isimlere” dokundurtmuyorlar ve etraflarında atomu parçalamaktan da zor önyargılar oluşturuyorlar. Putları kırmak aslında bu “isimleri” alaşağı etmek ve etraflarında oluşturulan önyargıları kırmak demek oluyor. Lât , Uzza ve Menat’ın tahtadan taştan yapılmış tasvir ve heykellerinin şu an yerinde yeller esmektedir. Ama bu putlar hala yaşıyor.

“Lât” kelimesi etimolojik olarak “ilah” kelimesinin bozulmuş hali ve mutlak otoriteyi ifade ediyor; El, Elot, Elat, Lat, Elohim, Allot, İlah… Eski çağlarda Aramice/İbranice’ye kadar uzanan Arapçanın kök dillerinde kişiyi “içeriden yöneten şey”, “mutlak itaat /otorite” kaynağı anlamında yukarıdaki kelimeler kullanılmaktaydı. Demek ki Lât “isminin” bugünkü karşılığı “otorite” dediğimiz şeydir.

“Uzza” kelimesi bunu tamamlıyor. Kur’an’da kullanılan “Aziz” isminin daha değişik söylenişi. “Güç” “kuvvet” anlamına geliyor: Aziz, Mu’ız, Muaz, Izzet, Muazzez… Demek ki Uzza isminin bugünkü karşılığı da “güç, kuvvet” dediğimiz şeydir.

Üçüncüleri olan diğer “Menat” ise yine çok tanıdık: Menna, Mamon, Money, Many, Menat, Manat… O bildiğiniz “para” demek yani. Çarlık Rusya’nın para birimi: “Manat.” Bugünkü Azerbaycan’ın ve Türkmenistan’ın para birimi “Manat.”

Lât: Otorite. Uzza: Güç. Menat: Para. Şimdi ayeti yaşayan yorumu ile yeniden okuyalım: “Otorite, güç ve üçüncüleri diğer para… Bunlar sizin ve atalarınızın taktığı bir takım isimlerden başka bir şey değildir… Onlar gerçekte zanna ve nefislerinin isteklerine/arzularına tabi oluyorlar…”

İNSANLIĞIN BİTMEYEN SINAVI

Nefislerinin istek ve arzuları otorite, güç ve para arzuluyor. Bunlara ulaşmak için, üçünü de prestijli kılıyorlar ve gözleri başka bir şey görmüyor, put gibi tapınç nesnesi haline getiriyorlar. Otoriteyi, gücü ve parayı kendilerinde toplamak/biriktirmek istiyorlar. Bunları elde etmek için girmedikleri kılık, atmadıkları takla kalmıyor. Bunlar için savaşıyor, vuruşuyor, kan döküp fesat çıkarıyorlar. Yeryüzünde kan döküp fesat çıkarmak bunlar için olmuyor mu? Yaşadığımız çağa dikkat ediniz. Otorite sevdasından emperyalizm doğmuş. Güç tapıncından faşizm doğmuş.

Para hırsından kapitalizm doğmuş. İnsanlığın ezelî ve ebedî sorunu bu üçü; Lât (otorite), Uzza (güç/kuvvet) ve Menat’tan (para) başka bir şey değil. Ne diyor Kur’an bu üçüne karşı? Allah’tan başka otorite yoktur (La ilahe illallah). Güç ve kuvvet yalnızca Allah’a aittir (La havle ve la guvvete illa billah). Ve üçüncüsü: Mülk Allah’ındır (Lehu’l-Mülk).

Şimdi anlaşıldı mı bunların “ismi” neden veriliyor Kur’an’da. Çünkü bunlar insanlıkta ölmeyen “isim”ler. Yok olup gitmiş taşlar, tahtalar değil. Lât, Uzza, Menat bunlar halen yaşayan putlar.

MÜNAFIKLIK VE ÇAĞIN MASKELERİ

Filistin, Suriye, Lübnan, Irak ve İran’da yaşanan gelişmeler emperyalizm, siyonizm, işbirlikçileri ve “tamam saldıranlar kötü ama bunlar da kötü” diyerek aslında zalimin aracına dönüşen münafıkların yüzündeki maskeleri indirmesi açısından da incelenmelidir. Münafık, kalpten inanmadığı halde diliyle bir dine, şahsiyete, davaya bağlı olduğunu söyleyen, inançsızlığını veya düşmanlığını gizleyerek kendisini mümin gösterenlerdir.

İkiyüzlü kimseye denir. İç dünyası ile dış görünüşü farklı olan bu kişiler, çıkarları doğrultusunda dindar, milliyetçi, vatanperver, solcu, Atatürkçü veya saygın ve yükselen trende uygun renk veren samimiyetsiz kimsedir. İkiyüzlülük, yalancılık, ihanet, bozgunculuk ve korkaklık temel özelliklerindendir. “Kalplerinde hastalık olanlar” şeklinde nitelendirilenlerin günümüzdeki temsilcileri Lat, Uzza ve Manat yani otorite, güç ve para sahibi olan kibir abideleridir. Oku, düşün, tanı ve putlarını parçala.


© Aydınlık