menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kör kitleler yıkıcı reçeteler

46 0
06.06.2026

Tarihsel ve sosyolojik olarak, devletler ve yönetici sınıflar ekonomik krizleri, gelir adaletsizliğini ve derin toplumsal sorunları çözemediklerinde kitlelerin öfkesini yönetmek ve kendi iktidarlarını korumak için sıklıkla günah keçisi yaratma stratejisine başvururlar. Tarih boyunca kullandıkları başlıca enstrümanlar hiç değişmedi: Ekonomik çöküş, işsizlik veya yolsuzluk gibi yapısal problemleri çözmek uzun zaman alır ve büyük kaynak gerektirir. Yönetimler, başarısızlıklarını örtbas etmek için toplumsal öfkeyi yönetimin kendisinden ziyade, ülkedeki azınlıklara, göçmenlere veya dış güçlere yönlendirerek hedef saptırırlar. Kriz dönemlerinde artan hayat pahalılığı ve adaletsizlik, alt ve orta sınıfların birleşerek sisteme karşı ayaklanmasına neden olabilir. Yönetici sınıf, toplumu etnik, dini veya kültürel kimlikler üzerinden bölerek bu “sınıfsal uyanışı” engeller ve kendi tabanını konsolide eder. Sistem ekonomik refah sağlayamadığında, bunu “milli gurur”, “tarihi kimlik” veya “dini bütünlük” gibi soyut kavramlarla telafi etmeye çalışır.

Irkçı ve şovenist (Fransız Ordusu’nda görev yapan, Napolyon’a aşırı, bağnaz, sorgusuz sualsiz bağlı bir subay olan Nicolas Chauvin (Nikola Şoven) isminden memba bir terim) söylemler, halkın ekonomik sıkıntıları unutmasını veya ikinci plana atmasını sağlayan duygusal bir tatmin yaratır. Kötü yönetimin yarattığı korku ve belirsizlik ortamında, “öteki” olarak görülen gruplar varoluşsal bir tehdit (işgalleri, değerlerin yozlaşmasını veya kaynakların tükenmesini hızlandıran unsurlar) gibi gösterilir. Böylece devlet, toplumu koruyan tek güç olarak kendini meşrulaştırır. Günümüzde tekelci kapitalist politikaların yarattığı gelir adaletsizliği, refah devletinin gerilemesi ve istihdam sorunları modern devletlerin en büyük krizleridir. Gıda, sağlık, eğitim ve barınma gibi temel haklara erişim zorlaştığında, yönetici sınıflar bu hizmetlerin yetersizliğini kendi bütçe tercihlerine değil, göçmenlerin veya azınlıkların varlığına bağlar. “Kıt kaynaklar teorisi” psikolojik bir silah olarak kullanılır. Uzmanlar korku ve tehdit karşısında “ilkel beynin” devreye girdiğini söyler.

MESELE SADECE DIŞ AKTÖRLER DEĞİL

Kitleler ise rasyonel oldukları için değil, duygusal olarak köşeye sıkıştıkları için bu oyuna her seferinde düşerler. Suriye, yönetici sınıfın kendi bekasını korumak, toplumsal ve ekonomik krizlerin üstünü örtmek için ırksal, etnik ve........

© Aydınlık