Yazımızın başlığını gazeteci Hüsnü Mahalli ’den iktibas ettik. “Aleviler...Erdoğan’ın Yeni ve Eski Düşmanları” yazısı 12 Haziran’da Lübnan merkezli El-Mayadeen TV’nin internet gazetesi almayadeen.net sitesinde yayımlandı. Arapça kaleme alınan yazının girişinde sayın Mahalli, “Aleviler, tarihin farklı dönemlerinde, 1923 Cumhuriyetin ilanından sonra bile zulüm görmüşlerdir.” demektedir. ‘İlmin diyarı olan Resul Allah Muhammed’in bu şehrin kapısıdır, bana gelmek isteyen o kapıdan girsin’ diye işaret ettiği Hz. Ali’nin muhteşem sözüdür; “Hak sözüdür bununla batıl (şer) ister.” Bu hususu daha iyi anlayabilmek için 9 Ağustos 2015’te kaleme aldığımız “Türkiye’de gösterime giren Suriye Filmi” ve 29 Aralık 2021’de “Mazlum Edebiyatıyla Zulüm Edenle” yazılarımızı tekrar okumanızı dilerim.

El-hak, Aleviler tarihin farklı dönemlerinde zulüm gördüler. Sünniler de zulüm gördü. İnsanoğlunun itikat edindiği tüm dinler ve mezhepler baskı ve zulüm gördü. Mazlumlar bile zalim oldu. Çok tanrılılar tek tanrılılardan nefret etti. Tersi de doğrudur. Kelleler kesildi. Yahudiler Mesihilere kin güttü. Çarmıha gerdiler, tecavüz ettiler, topyekûn ortadan kaldırdılar. Mesihiler devlet olunca Yahudileri tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösterdiler. Katli vaciptir fetvalarıyla alayını yaktılar. Rusya’da, Avrupa’da, Amerika’da Yahudi, Katolik, Siyahi, kadın veya Müslüman olmak ateşten gömlek giymek gibiydi. Katolikler Protestanları kazığa oturttu, derilerini yüzdü. Devran döndü bu sefer Protestanlar ele geçirdikleri Katoliklerin kanını içti, ciğerlerini yedi. Asya’da, Afrika’da aynı renkten, aynı dinden aynı aşiret ve kabileden olanlar derin bir nefret ve düşmanlık duygularıyla haftalarca süren boğazlamalar, tecavüzler ve tahayyülü bile korkunç olan katliamlara maruz kaldılar.

Sadece Beyaz olan siyahtan nefret etmedi. Beyaz Avrupa savaşlar, açlık ve hastalık sebebiyle milyonlarca insanını kaybetti. Ve emin olun, “tarihten dersler alındı bu zulüm Avrupa’da bir daha yaşanmaz, krizler ve savaşlarını ihraç ediyorlar” tespiti doğru olmasına karşın ilk fırsatta Avrupa devletleri tüm Avrupa kıtasını cehennem ateşine atabilir. Sınıflı toplumlarda devleti yöneten sınıf, zümre, din, mezhep veya parti baskısını ve zulmünü hükmüne karşı gelen, ideolojisi ve inancını sorgulayan, çıkarlarına hizmet etmeyen her varlığı düşman olarak telakki eder. Hüsnü Mahalli’nin “Aleviler 1923 Cumhuriyet ilanından sonra da zulüm gördüler” iddiasını mercek altına alalım. Birçok Sünni itikadında olanlar da Cumhuriyet’in ilanından sonra çok zulüm gördük iddiasındalar.

Mustafa Kemal Atatürk’ün harf devrimi, şapka devrimi, laiklik, dergâh, zaviye ve tekkeleri kapatmasına şiddetle karşı çıktılar. Kadınlara tanınan hakları zulüm olarak telakki ettiler. Bu ülkede yaşanmaz dediler, Fransa denetimindeki Suriye’ye kaçtılar. Mustafa Kemal liderliğindeki kuvvetler savaştı, kazandı ve kendi dünya anlayışlarına uygun yeni bir nizam ve devlet inşa etti. Savaşın başından itibaren arzu ettikleri devletin propagandasını yaptılar. Milli, laik, cumhuriyetçi, devletçi, halkçı ve inkılapçı (devrimci) bir nizam amacı güttüler. Bu nizam milletin ezici çoğunluğu için faydalı ve gerekli olsa da bu düzenden zarar görenler oldu. Konumuz Hüsnü Mahalli’nin zulüm gören Alevileri ile ilgili olduğu için bu gruba odaklanalım. Mesela hangi Alevi neden zarar veya zulüm gördü?

Tunceli’de doğup Sivas’ta ölen Alevi kanaat önderi ve siyaset erbabı Diyap Ağa Mustafa Kemal’in yoldaşıdır. Yeni nizamına destek olmuş ve bunun için mücadele etmiştir. Diyap Ağa gibi milyonlarca Alevi Mustafa Kemal’in yeni nizamı ve devletini benimsemiş ve Atatürk gönüllerinin padişahı olmuştur. Buna mukabil sayın Mahalli’nin yazısında “solcu” olarak tanıttığı HDP ve destekçileri “küçük sol gruplar” Atatürk’ü tüm zulüm ve baskıların kaynağı olarak kabul ederler. Ve sayın Mahalli’nin bu solcuları Mustafa Kemal’den ve nizamından ve de partisi CHP’nin ilkeleri olan Altı Oktan nefret eden dinci tarikatlar, FETÖ ve efendileri ile aynı cephede buluşabiliyorlar. Mustafa Kemal’in dostu ve yoldaşı olan Alevi Diyap Ağa’nın heykeli yerine düşmanı olan “Alevi” Seyit Rıza’nın heykelini dikiyorlar. Bu yaman çelişkiyi görmüyor musunuz?

Sayın Mahalli Erdoğan hükümetinin mezhepçi söylemleri siyasi programına pelesenk yaptığını söylüyor. El-hak doğru söylüyor. Özellikle Suriye savaşı gündeme oturduğu lahzadan itibaren mezhepçi söylemlerin, Alevileri rencide eden, dışlayan, nefret eylemlerine maruz bırakan, Alevilerle Sünnilerin huzur ve kardeşçe bir arada yaşamasına izin vermeyen, bakanlık, bürokrasi, dış işleri ve birçok devlet makamından uzak tutulan Türk Milletinin omurgası Alevilerin maruz kaldığı bu haksızlıkları eleştirdik ve eleştiriyoruz. Devletin bu politikalarının millete ve vatana zarar verdiğini ve Türkiye’yi etnik ve mezhep temelinde böldüğünü, bunun sadece Büyük Ortadoğu Projesine yarayacağını söyledik ve söylüyoruz. Sayın Mahalli’nin yazısında bilerek veya bilmeyerek, her iki halde büyük gaf mesabesindedir, sorgulamadığı husus örnek olarak verdiği “Sünniler Alevi bir adaya Kılıçdaroğlu’na oy vermez” sözünün sahibi Kılıçdaroğlu’nun Altılı masadaki müttefiki İYİ Parti’nin vekilidir. Ayrıca Kılıçdaroğlu bu vekili makamında kabul etmiş ve gayet güzel ayrılmışlardır.

Sorgulamadığı bir başka husus şudur ki, mezhepçi söylemleri dilinden düşürmeyen, Suriye savaşının mimarı, Alevi katliamlarına dilsiz kalan ve günahları Kaf dağını aşmış olan Davutoğlu’nu Kılıçdaroğlu’nun muhabbetle kucaklamasıdır. Kendisi ve Dış İşleri Bakanı ve Başbakan olduğu dönemleri iyi dönemler olarak yad etmesidir. Kendisinden övgüyle söz etmesidir. Davutoğlu bu söylem ve eylemlerinden dolayı nedamet mi getirdi? Özeleştiri mi yaptı? Bu yapılmadan sırf Erdoğan karşıtı oldu bahanesiyle sebep olduğu zulüm mubah mı kabul edilir? Bu zihniyet Ali’nin hangi kitabında ve tavsiyelerinde yer alır. Sayın Mahalli yakın tarihte yaşanan “Alevilere” yönelik katliam olarak Madımak cinayetini göstermiş. Peki, o cinayet işlenirken Sivas’ın Belediye Başkanı kimdi? Bugün Kılıçdaroğlu’nun müttefik olarak kabul ettiği Karamollaoğlu değil mi?

El-Hak doğrudur; Türkiye ne zamanki Mustafa Kemal’in milli, laik, cumhuriyetçi ve devrimci karakterini yitirdi, ne vakit NATO’nun, ABD’nin, İsrail’in ve onların dizginlerini elinde tutan mahfillerin feleğinde oldu işte o vakit Emperyalizm ve Siyonizm’in dini-dar kolu Vahhabizm İslam’ı da zehirledi. Aynen Türk’ün, Arabi’nin, Farisi’nin, Kürt’ün, Süryani’nin, Ermeni’nin ve insan olanın itikadı ve yaşam tarzına ilham kaynağı ve örnek olan Musevilerin, Mesihilerin, Muhammedilerin, Alilerin, Hüseyinlerin, Cafer Sadıkların, Muhammed Bin Hanefilerin, Ahmet Yesevilerin, Taptuk Emrelerin, Yunus Emrelerin, Hacı Bektaşi Velilerin, Şeyh Edeb Alilerin, Şeyh Bedrettinlerin, Farabilerin, Hasibilerin, Hamdanilerin, Şeyh Salih Alilerin, Şeyh Edib Rahbayların yolu olan Hak Muhammed Ali Sünneti yerine Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’nın, “Ey ümmeti muaviye dediği” insan ve İslam düşmanı zihniyetler hâkim oldu.

El-Hak doğrudur; Hak Muhammed Ali yolunda Alevi olmak kolay değil. Alevi felsefesini uygulamak zor sanattır. Hüsnü Mahalli’nin zulüm gören Alevi profili Alevileri ırgat ve maraba olarak suiistimal ve istismar eden, mezhebin, toprağın ve insanın sahibi “Alevi Ağaları” olunca, Almanya, Avusturya ve diğer Batılı devletlerin hizmetinde çalışan Ali’siz Aleviler hakkında tek lafı olmayınca, Alevi anadan doğmuş herkesi Alevi sanınca en büyük zulmü aslında Alevilere yaptığının idrakinde bile olamıyor.

QOSHE - Hüsnü Mahalli’nin Alevileri - Mehmet Yuva
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hüsnü Mahalli’nin Alevileri

56 18 17
15.06.2022

Yazımızın başlığını gazeteci Hüsnü Mahalli ’den iktibas ettik. “Aleviler...Erdoğan’ın Yeni ve Eski Düşmanları” yazısı 12 Haziran’da Lübnan merkezli El-Mayadeen TV’nin internet gazetesi almayadeen.net sitesinde yayımlandı. Arapça kaleme alınan yazının girişinde sayın Mahalli, “Aleviler, tarihin farklı dönemlerinde, 1923 Cumhuriyetin ilanından sonra bile zulüm görmüşlerdir.” demektedir. ‘İlmin diyarı olan Resul Allah Muhammed’in bu şehrin kapısıdır, bana gelmek isteyen o kapıdan girsin’ diye işaret ettiği Hz. Ali’nin muhteşem sözüdür; “Hak sözüdür bununla batıl (şer) ister.” Bu hususu daha iyi anlayabilmek için 9 Ağustos 2015’te kaleme aldığımız “Türkiye’de gösterime giren Suriye Filmi” ve 29 Aralık 2021’de “Mazlum Edebiyatıyla Zulüm Edenle” yazılarımızı tekrar okumanızı dilerim.

El-hak, Aleviler tarihin farklı dönemlerinde zulüm gördüler. Sünniler de zulüm gördü. İnsanoğlunun itikat edindiği tüm dinler ve mezhepler baskı ve zulüm gördü. Mazlumlar bile zalim oldu. Çok tanrılılar tek tanrılılardan nefret etti. Tersi de doğrudur. Kelleler kesildi. Yahudiler Mesihilere kin güttü. Çarmıha gerdiler, tecavüz ettiler, topyekûn ortadan kaldırdılar. Mesihiler devlet olunca Yahudileri tüm kötülüklerin kaynağı olarak gösterdiler. Katli vaciptir fetvalarıyla alayını yaktılar. Rusya’da, Avrupa’da, Amerika’da Yahudi, Katolik, Siyahi, kadın veya Müslüman olmak ateşten gömlek giymek gibiydi. Katolikler Protestanları kazığa oturttu, derilerini yüzdü. Devran döndü bu sefer Protestanlar ele geçirdikleri Katoliklerin kanını içti, ciğerlerini yedi. Asya’da, Afrika’da aynı renkten, aynı dinden aynı aşiret ve kabileden olanlar derin bir nefret ve düşmanlık duygularıyla haftalarca süren boğazlamalar, tecavüzler ve tahayyülü bile korkunç olan katliamlara maruz kaldılar.

Sadece Beyaz olan siyahtan nefret etmedi. Beyaz Avrupa savaşlar, açlık ve hastalık sebebiyle milyonlarca insanını kaybetti. Ve emin olun, “tarihten dersler alındı bu zulüm Avrupa’da bir daha yaşanmaz, krizler ve savaşlarını ihraç ediyorlar” tespiti doğru olmasına karşın ilk fırsatta Avrupa devletleri tüm Avrupa kıtasını cehennem ateşine atabilir. Sınıflı toplumlarda devleti yöneten sınıf, zümre, din, mezhep veya parti baskısını ve zulmünü hükmüne karşı gelen, ideolojisi ve inancını sorgulayan, çıkarlarına hizmet etmeyen her varlığı düşman olarak telakki eder. Hüsnü Mahalli’nin “Aleviler 1923 Cumhuriyet ilanından sonra da zulüm gördüler” iddiasını mercek altına alalım. Birçok Sünni itikadında olanlar da........

© Aydınlık


Get it on Google Play