Başını ABD’nin çektiği tek kutuplu dünya kurma arzusunda olan mahfile karşı alternatif cephe 1996’da Çin, Rusya, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan’ın bir araya gelmesiyle Şanghay Beşlisi adıyla ilan edildi. 15 Haziran 2001’de bu örgütün işlevi ve kapsamı genişletildi. Beş ülkeye üç ülke daha Hindistan, Pakistan ve Özbekistan katıldı. Şanghay İşbirliği Örgütü doğdu. ŞİÖ bünyesinde iki BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi (Rusya ve Çin) ve nükleer güce sahip dört üyenin (Rusya, Çin, Hindistan ve Pakistan) bulunduğu dünyanın en büyük bölgesel işbirliği ve güvenlik örgütüdür. İki gün önce Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te (Toşkent) toplanan ŞİÖ İran’ı resmi olarak daimi üyeliğe kabul etti. Şanghay Dokuzu oldu. Türkiye 2012’den beri ‘diyalog ortaklığı’ sıfatıyla ŞİÖ toplantılarına katılmaktadır. Tam üyelik için görüşmeler devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Bela Rus, Mısır, Afganistan, Katar, Azerbaycan, Bahreyn, Irak, Vietnam, Suudi Arabistan, Moğolistan, İsrail ve birçok Asya ülkesi örgüte dâhil olmak istiyor. Suriye de 2012’den beri örgütün ‘gözlemci üye’ statüsünde. Şam, 2015’te ‘diyalog ortaklığı’ üyesi ardından tam üye olmak için ŞİÖ ile görüşmelerini sürdürüyor.

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yapılan ŞİÖ tam üye ve diyalog ortaklığı statüsünde olan ülke liderleri zirvesi öncesinde gündemimizi en çok meşgul eden konuların başında Türkiye ve Suriye arasında başlayan ‘yakınlaşma, uzlaşma ve barışma’ sürecinin zirvede bir Erdoğan-Esad buluşmasını sağlayıp sağlayamayacağı hususuydu. Zira Taşkent Zirvesine ramak kala önce hükümet yetkililerinden olumlu açıklamalar duyduk. İki ülke istihbaratının uzun bir zamandır farklı başkentlerde bir araya geldikleri haberleri tedavüle girerken Çavuşoğlu’ndan sürpriz bir buluşma itirafı geldi. Sırbistan’ın başkenti Belgrat’ta yapılan Balkan ve Komşu Ülkeler Dış İşleri Bakanları toplantısına katılan Çavuşoğlu’nun burada Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdat ile görüştüğünü söyledi. Bu buluşmanın yaşandığını Faysal Mikdat da zaten daha önce açıklamıştı. Ardından alt seviyede gerçekleşen güvenlik toplantılarını taçlandıran Fidan-Memluk buluşması hâsıl oldu. Bu görüşmenin ardından bakanlar ve liderler görüşmesi haliyle gerçekleşecek. Mecburiyetler tercihlere galip gelecek.

İlişkilerin bu noktaya geleceği ve son merhalede iki devlet erkânının aynı masa etrafında toplanacağını yıllardır söylüyorduk. Türkiye ve Suriye birbirine mahkûm iki komşu ülkedir. Ya birlikte var olacaklar ya da birlikte var olacaklar. Bu bir tunç yasasıdır ve olmazsa olmazlardandır. Yazının başlığı Sayın Erdoğan’ın temennisinden iktibas edildi. Biz dâhil birçok kesim Taşkent Zirvesinin bir Erdoğan-Esad buluşmasına da ev sahipliği yapmasını bekliyorduk. Hürriyet gazetesi ve Abdulkadir Selvi’nin içerden aldığını iddia ettiği bilgilere istinaden AK Partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısında sürpriz bir diyalog yaşanmış. MKYK'da Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’na, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Semerkant'ta Esad'la görüşeceğine dair haberler olduğu hatırlatılmış, “Erdoğan ile Esad görüşecek mi?” soruları yöneltilmiş. Çavuşoğlu da bu sorulara cevaben, “Esad Şanghay beşlisine gelmiyor. Böyle bir davet de yok.” karşılığını vermiş.

Önce bir hususu tashih edelim; Tam üye ve diyalog ortaklığı statüsünde olmayan ülkelerin liderleri katılmıyor. Ancak ŞİÖ kurucu üyeleri, konuyu diğer üyelerle istişare ederek, siyasi ihtiyaç dâhilinde konunun muhatabı ülke liderlerini davet edebilir. Esad resmi olarak Putin tarafından Taşkent Zirvesi’ne davet edildi. Davetin neden yapıldığı ve zirveye kimlerin katılacağı paylaşıldı. Çavuşoğlu'nun bu çıkışından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan söz almış ve “Keşke Esed Özbekistan’a gelseydi, görüşürdüm.” demiş. Başka şeyler de söylemiş. Önce eski bir yazımızda gündeme taşıdığımız Esad’ın açıklamalarını tekrar hatırlatalım. Esad, basına kapalı ülkenin gazetecileri ve entelektüelleri ile yaptığı toplantıda, “Erdoğan ile görüşür müsünüz?” sorusuna cevaben, “Ülkemin çıkarlarına hizmet edecekse onunla görüşürüm.” demişti.

Bu toplantıyı ve açıklamasını 2019’da köşeme taşımıştım. Aydınlık gazetesi de ilk sayfada Erdoğan-Esad fotoğraflarıyla haber yapmıştı. Kıyamet koptu. Birçok kesimi sevindiren bu gelişme birçok kesimde korku ve paniğe yol açtı. Tarihi diyalektik öğretisinden mahrum olan ve mecburiyetlerin tercihlere galip geleceğine müdrik olmayan kesimler ‘bunun mümkün olmadığını’ söyleyerek bizi yalanlamaya çalıştılar. Mahalli ve yabancı medya kuruluşları son dakika haberi olarak verdiler. Okuduğunu anlamayan veya haberi keyfince yorumlayıp Arapçaya tercüme eden paranoyaklar ve televizyonlar hop kalktı hop oturdu.

Katar’ın El Cezire televizyonun en meşhur programcısı Faysal El-Kasım programını yarıda keserek, Erdoğan ve Esad’ın Hatay’ın Suriye sınırında buluştuklarını ve bu buluşmayı benim organize ettiğimi söyledi. Suriye muhalefeti kafayı yedi. Erdoğan hükümetini soru bombardımanına tuttu. Haberin ve Esad’ın açıklamalarının yalanlamasını istedi. Hükümet sözcüsü Çelik bunula ilgili bir soruya karşılık olarak, “Evet iki ülke istihbaratı görüşüyor.” demekle yetindi. Suriye cenahındaki baskılar daha az değildi. Esad’ın “Suriye düşmanı ve tüm yaşanılan acıların müsebbibi Erdoğan ve hükümet hakkında böyle bir buluşma ihtimalini dahi aklına nasıl getirebilirdi?”, bir yanlış anlaşılma olmalıydı veya bizim yalan bir haber yaptığımız ihtimali üzerinde duruldu. Suriye Cumhurbaşkanlığı basın bürosu, “resmi olarak paylaşılmayan haberlerin dışında bu tür haberlerin dikkate alınmaması” yönünde bir paylaşım yaptı. Paylaşımda ne gazetemizin ismi ne de köşe yazıma atıf vardı.

Bu paylaşım özellikle Arap medyasında tedavüle sokulan dezenformasyon ile ilgiliydi. Zira resmi açıklamada, “Hayır Sayın Başkan Esad böyle bir ifade kullanmadı ve Erdoğan ile görüşme hiçbir şart ve koşulda olmayacak.” denilmedi. Buna rağmen Türkiye’de Erdoğan’a karşı olmak kaydıyla Suriye taraftarı olan medya ve sonradan olma dinden dönme habis mahlûklar zehirli haset dolu şer oklarını bize fırlattılar. Zevkten de dört köşe olmuşlardı. Zaman sizin gibi habislerle aramızda hakem olsun dedik. Ve o ilahi zaman hakem oldu. Dışişleri Bakanları buluştu ve daha çok buluşacak. İstihbarat şefleri buluştu ve daha çok buluşacak. Erdoğan ve Esad buluşması veya buluşmamasını baba hafız Esad ile Saddam Hüseyin ilişkilerini örnek vererek izah etmiştik. Zira Türkiye ve Suriye çıkarları, kardeşliği, birlikteliği ve dayanışması çok kıymetli ve elzemdir. Tarihi bir tespitimizi yenileyelim; Erdoğan’ı parlayan bir yıldıza dönüştüren Şam ile yaşadığı olumlu ilişkilerdir. Siyaset, ekonomi ve güvenlik konularında krize girmesine sebep olan da Şam ile yaşadığı olumsuz ilişkiler ve üstlendiği roldür. Tersi de doğrudur; Esad’ın siyasi, güvenlik ve ekonomik kapısı Türkiye’dir.

Bu görüşmeleri baltalamak, rayından çıkarmak ve başka mecralara sokmak için birçok habis devreye girecek. Ön almak, yol kesmek ve yükselen dalgaya binmek için birçok oyun ve senaryo sahneye konulacak. ‘İki ülkenin yakınlaşmasını mademki önleyemedik o vakit bizim inisiyatifimizde olsun’ anlayışı ile Şam ile diyalog kurma adına sözde muhalif kesimeler, örgüt ve partiler harekete geçecek. Yıllardır hiçbir şey yapmayanlar, savaşı seyredenler, ülke işgal edilirken savaşa hayır protesto mitingleri düzenlemeyenler, savaşın, talanın ve işgalinin memurları ile siyasi ittifak kuranlar tövbe edin. ABD, İngiltere ve İsrail’in Suriye’de hedefe koyduğu gizli ajandaları için Şam ile irtibat kurmayın.

QOSHE - Esad Özbekistan’a gelseydi görüşürdüm - Mehmet Yuva
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Esad Özbekistan’a gelseydi görüşürdüm

41 8 18
17.09.2022

Başını ABD’nin çektiği tek kutuplu dünya kurma arzusunda olan mahfile karşı alternatif cephe 1996’da Çin, Rusya, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan’ın bir araya gelmesiyle Şanghay Beşlisi adıyla ilan edildi. 15 Haziran 2001’de bu örgütün işlevi ve kapsamı genişletildi. Beş ülkeye üç ülke daha Hindistan, Pakistan ve Özbekistan katıldı. Şanghay İşbirliği Örgütü doğdu. ŞİÖ bünyesinde iki BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi (Rusya ve Çin) ve nükleer güce sahip dört üyenin (Rusya, Çin, Hindistan ve Pakistan) bulunduğu dünyanın en büyük bölgesel işbirliği ve güvenlik örgütüdür. İki gün önce Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te (Toşkent) toplanan ŞİÖ İran’ı resmi olarak daimi üyeliğe kabul etti. Şanghay Dokuzu oldu. Türkiye 2012’den beri ‘diyalog ortaklığı’ sıfatıyla ŞİÖ toplantılarına katılmaktadır. Tam üyelik için görüşmeler devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Bela Rus, Mısır, Afganistan, Katar, Azerbaycan, Bahreyn, Irak, Vietnam, Suudi Arabistan, Moğolistan, İsrail ve birçok Asya ülkesi örgüte dâhil olmak istiyor. Suriye de 2012’den beri örgütün ‘gözlemci üye’ statüsünde. Şam, 2015’te ‘diyalog ortaklığı’ üyesi ardından tam üye olmak için ŞİÖ ile görüşmelerini sürdürüyor.

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yapılan ŞİÖ tam üye ve diyalog ortaklığı statüsünde olan ülke liderleri zirvesi öncesinde gündemimizi en çok meşgul eden konuların başında Türkiye ve Suriye arasında başlayan ‘yakınlaşma, uzlaşma ve barışma’ sürecinin zirvede bir Erdoğan-Esad buluşmasını sağlayıp sağlayamayacağı hususuydu. Zira Taşkent Zirvesine ramak kala önce hükümet yetkililerinden olumlu açıklamalar duyduk. İki ülke istihbaratının uzun bir zamandır farklı başkentlerde bir araya geldikleri haberleri tedavüle girerken Çavuşoğlu’ndan sürpriz bir buluşma itirafı geldi. Sırbistan’ın başkenti Belgrat’ta yapılan Balkan ve Komşu Ülkeler Dış İşleri Bakanları toplantısına katılan Çavuşoğlu’nun burada Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdat ile görüştüğünü söyledi. Bu buluşmanın yaşandığını Faysal Mikdat da zaten daha önce açıklamıştı. Ardından alt seviyede gerçekleşen güvenlik toplantılarını taçlandıran Fidan-Memluk buluşması hâsıl oldu. Bu görüşmenin ardından bakanlar ve liderler görüşmesi haliyle gerçekleşecek. Mecburiyetler tercihlere galip gelecek.

İlişkilerin bu noktaya geleceği ve son merhalede iki devlet erkânının aynı masa etrafında toplanacağını yıllardır söylüyorduk. Türkiye ve Suriye birbirine mahkûm iki komşu ülkedir. Ya birlikte var olacaklar ya........

© Aydınlık


Get it on Google Play