menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşman Japonya İslam Cumhuriyeti

40 0
11.07.2026

Trump’ın daha önce NATO hakkında yaptığı eleştirel ve kötümser açıklamalarını biliyoruz. Ama ve lakin ABD NATO’suz, NATO ise ABD’siz yapamaz ve yaşayamaz. ABD’nin tekelci silah, enerji, finans, lojistik, gıda ve bilumum dünya pazarlarında hegemonya peşinde koşan tekelci kapitalist bankaları ve holdinglerinin nefesidir NATO. Trump’ın birçok vukuatı var. Bunlardan birisi de İngilizce dili ve edebiyatı cahili olmasıdır. Hatırlayın; Beyaz Saray’da önüne dizdiği Afrika liderlerinin İngilizceleriyle alay etmiş, “Ne diyorlar tercüme edin, çok vaktim yok başka görüşmelerim var.” demiş ve siyasetin, diplomasinin ve insani iletişimin kökenine etmişti. Hâlbuki aynı görüşmede ve birçok konuşmasında basit İngilizce kelimeleri doğru ifade edememişti.

8 Temmuz’da NATO Zirvesi’ne katılmak üzere geldiği Ankara’da Trump, yanında NATO’nun el üstünde tutulan bebeği Zelenskiy ile medya mensuplarına konuşurken "Japonya İslam Cumhuriyeti en güzel ve en güçlü uçak gemimiz Abraham Lincoln’a geçen ay 111 füzeyle saldırdı, ama hepsini karşıladık.” demişti.

Japonya İslam Cumhuriyeti ifadesi sehven miydi yoksa “kurnaz tilki” Trump’ın Japonya’ya örtülü bir mesajı mıydı? Tarihin aynasına baktığımızda Japonya’nın ABD tarafından dünya sahnesine çıkarıldığını, silahlandırdığını, nizami ordusunu kurduğunu, ekonomik alt yapısını inşa ettiğini, kendi feleğinde müttefik yaptığını ve sonradan kendisini iki atom bombası kullanarak yeniden yıktığını görürüz.

BÜYÜK SAVAŞ’A GİDEN YOL

6 Ağustos 2022’de yayımlanan “ABD’nin Hedefindeki Ülke: Japonya” yazımızı tekrar okumanızı tavsiye ederiz. İktibas edelim; Birinci Dünya Savaşı’nda Japonya ABD ve İngiltere’nin yanında yer aldı. Savaş Avrupa kıtasında merkez Batılı devletleri yıpratırken Japonya Uzak Doğu Asya’da yeni bölgelerde nüfuz artışına gidiyordu. Japonya’da ciddi bir milliyetçi dalga hâkim olmuştu. İngilizler gibi Japonlar da üzerinde güneşin batmadığı ülke hikâyeleri ile yaşıyordu. Bu gidişat ABD ve Batılı dostlarını ama özellikle de İngiltere’yi tedirgin ediyordu. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Japonya ve ABD/İngiltere arasında ipler daha çok gerildi. ABD, Japonya’ya yaptırımlara başladı. Yeni kararlarla Japonya’ya ambargo ve abluka uyguladı. Tehditler ve emirler yağdı.

Japonya’nın Çin üzerindeki hakimiyetini arttırması, sahil bölgesini tamamen kontrol etmesi, ABD’yi çileden çıkardı. Washington, Tokyo’dan Çin’in kendisi ve dostları Batı devletleri arasında adilce bölüşülmesi ve sömürülmesini talep etti. Japonya bunu kabul etmedi. ABD ve dostları Japonya’ya........

© Aydınlık