Tahran Zirvesi sonrasında ortaya çıkan tablo ABD, İsrail, PKK, Suriye sahasındaki başta El-Nusra dini-dar terör örgütlerini, NATO ve AB’yi rahatsız etmişti. Aynı zamanda PKK/YPG komuta merkezindeki örgüt mensuplarına karşı yapılan operasyonlarda örgüte ciddi bir darbe vuruldu. Bu gelişmeler hasıl olurken son aylarda birçok saldırıya maruz kalan TSK üs ve mevzileri yoğun bir saldırıya maruz kaldı. Musul'un 12 kilometre kuzeyinde bulunan Başika yakınlarındaki Gedu üssü, 2015 yılında inşa edildi ve “Başika ya da Zilkan üssü” olarak da adlandırılıyor. 2016’da aktif olarak kullanılan Üs, TSK tarafından IŞİD’e karşı ve Ankara ile irtibatlı olan “Sünni milislere” eğitim desteği verilmek amacıyla kurulmuştu. Bu esnada Kuzey Irak'ın Duhok vilayetinin Zaho bölgesinde düzenlenen ve 2'si çocuk 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler gerildi.

Türk Dışişleri Bakanlığı, saldırının “terör örgütü kaynaklı” olduğunu açıklarken Irak yönetimi, Türkiye'yi Irak'ın egemenliğini alenen ihlal etmekle suçladı. Irak hükümeti ve parlamentosu, Ankara’dan resmi bir özür talebinde bulundu. Temsilcilikte büyükelçilik seviyesi maslahatgüzar derecesine indirildi. Konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine de taşıyan Bağdat, Türkiye’nin kınanmasını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak'taki operasyonlarına son vermesini ve Irak’tan çekilmesini istedi. Irak saldırıda kullanılan silah, füze ve bombanın “Türkiye menşeli” olduğunu iddia etti. Ankara bu eylemin arakasında PKK ve Türkiye düşmanı istihbarat örgütlerinin olduğuna inanıyor. İran yanlısı ve Irak’ta IŞİD’e karşı askeri mücadelede liste başı olan Haşdi Şabi örgütüne mensup askeri kaynaklar Aydınlık gazetesi istihbarat şefi Tevfik Kadan’a yaptıkları açıklamalarda Ankara’nın iddialarını destekleyen ve ABD ile PKK’yı suçlayan ifadeleri var.

Haşdi Şabi kaynakları, “Bu saldırı, Türkiye tarafından yapılmadı. Biz yaşananları, ABD'nin, Türkiye'ye İran'la yaptığı anlaşmadan dolayı verdiği bir ceza olarak değerlendiriyoruz. Bu görüşe katılan çok sayıda yetkili de var. Irak'taki protestocuların da Amerikan taraftarları olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunlar aparat. Açıkça Amerikan Büyükelçiliğine bağlılar. Unutmayın ki Irak iktidarı da hala Amerika baskısı altında. Haşdi Şabi ise bu eylemlerde yer almıyor. Bu iş PKK eliyle oldu. Amerika'nın Suudi Arabistan'daki zirvesi başarılı olmadığı için bu provokasyon düzenlendi. Türkiye ile İran'ın 2025 sonrası için doğal gaz anlaşması yapması, ABD'yi rahatsız etti. Şimdi Irak ile Türkiye'nin tüm ekonomik ve diplomatik ilişkilerini kesmeye çalışıyorlar. Irak basını da yaşananları köpürtüyor. Şu an pek çok vize merkezini kapattılar. Kerkük'te, Kerbela'da, Basra'da, Necef'te bulunan merkezleri kapattılar. ABD, Türkiye'ye açık bir mesaj veriyor.” diyorlar.

İvedilikle yapılması gereken Türkiye ve Irak arasında ortak bir askeri ve istihbarat komisyonunun kurulması ve olayı şeffaf araştırmasıdır. Kusuru, sorumluluğu olanın ortak bir deklarasyonla ifşa edilmesidir. Hâsıl olan bu tablodan şimdilik en kazançlı çıkan taraf ABD, PKK ve şürekâsıdır. Irak hükümetinin detaylı bir araştırma yapmadan faili belli tavrına girmesi de düşündürücüdür. Irak hükümetinin elinde ya tezlerini destekleyen ciddi ve güçlü kanıtlar var yahut işin içinde bir operasyon var. Bu operasyonun sadece Irakla sınırlı olmadığı Suriye ile ilgili olduğu da aşikârdır. ABD, Ankara’nın planladığı olası yeni Suriye operasyonunu Fırat’ın batısında tutmak niyetinde. Kendisinin hâkimiyetinde olduğu Fırat’ın doğusunu kırmızı çizgi olarak görüyor. Bunun aksine İran ve Suriye Fırat’ın doğusunda Ankara’nın yeni bir operasyon arzulamadığı gibi bu bölgede güvenli bölge ve mültecilere yerleşim projelerine de karşı. Türkiye’nin selameti Tahran Zirvesi’nde alınan kararlara uygun davranması, Fırat’ın doğusunda Suriye, İran ve Rusya ile birlikte çalışması ve Fırat’ın batısında ABD ile yüzleşmesidir.

Tahran, Ankara, Bağdat, Şam ve Kahire arasında güçlü bir işbirliği birçok mahfil için kırmızı çizgidir. Bu birliktelik oluşmadan da bölgemize huzur, refah ve istikrarın gelmesi ihtimal dâhilinde bile değildir. Bundan mütevellit bu ülkelerin içinde ve dışında bu ülkeler arasında olması gereken dostluğa ve işbirliğine engel teşkil etmek için düşmanlar pusudadır. Medyada İran, Suriye, Mısır ve Irak düşmanlığı yaparak, meşru hükümetler yerine örgütlerle çalışmak ve yol almak olgun bir devlet aklı değildir. Bu kumpasların üstesinden gelmenin yolu saydığımız merkez başkentler arasında istişare ve güç birliği ile gerçekleşir. Cumhurbaşkanlığında danışman kimlikli şahısların freni patlak kamyon misali olan, “Halep’ten Musul’a Güvenlik Hattı çekeriz.”, “Buraları Misak-i Milli sınırlarımız.”, “Bizim Suriye’de Esad ailesinden daha fazla hakkımız var.”, “İran ve PKK, Türkiye’ye karşı aynı cephede.”, “İsrail, ABD, Rusya, Şam, Bağdat, Tahran, Arap Ligi, BM, AB Türkiye’ye karşı birleşti.” gibi ve benzeri açıklamalar devlet ricalinin değil kahvehane müdavimleri ve klavye başında ahkâm ve baş kesenlerin sorumsuzca ifadeleridir. İbret ve derslerle dolu tarihten örnekler vermekten biz yorulduk ama bu maaşları kepçeyle götüren cühela danışmanlar ile ekranlarda güvenlik uzmanları olarak sunulanlar keyfince ve raydan çıkmış tren misali konuşmaktan uslanmadı.

Irak sahasında bu provokasyonlar uygulamaya konulurken, kendisini Türkiye’nin müttefiki, dostu ve din kardeşi olarak tanıtan askeri kıyafetler giymiş şahıslar Suriye’nin Hama kırsalında yer alan Skelbiye kasabasında pazar günü dini bir ayin ve Ayasofya Kilisesinin açılışına katılmak için toplanan Mesihi vatandaşlara karşı SİHA ile saldırı düzenledi. Saldırıda içlerinde çocukların da olduğu ölü ve yaralılar var. Bu bölgede tanzim edilen sivil savunma milis kuvvetlerinin Rusya ve Doğu Ortodoks kiliseleri ile bağı güçlü. Irak sahası üzerinden İran ile karşı karşıya getirilmek istenen Türkiye, Suriye sahasında kiliseler hedef alınarak Rusya ile imtihan ediliyor. Zira “Terör örgütlerine karşı mücadelede başka terör örgütleri kullanılmamalı.” diyen Ankara kendisine bağlı örgütlerin kumpas ve tuzak operasyonlarında kullanılmaya çok uygun araçlar olduğunu zihninden çıkarmamalı.

QOSHE - Dahok ve Ayasofya’ya bombalı saldırı - Mehmet Yuva
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dahok ve Ayasofya’ya bombalı saldırı

29 12 14
27.07.2022

Tahran Zirvesi sonrasında ortaya çıkan tablo ABD, İsrail, PKK, Suriye sahasındaki başta El-Nusra dini-dar terör örgütlerini, NATO ve AB’yi rahatsız etmişti. Aynı zamanda PKK/YPG komuta merkezindeki örgüt mensuplarına karşı yapılan operasyonlarda örgüte ciddi bir darbe vuruldu. Bu gelişmeler hasıl olurken son aylarda birçok saldırıya maruz kalan TSK üs ve mevzileri yoğun bir saldırıya maruz kaldı. Musul'un 12 kilometre kuzeyinde bulunan Başika yakınlarındaki Gedu üssü, 2015 yılında inşa edildi ve “Başika ya da Zilkan üssü” olarak da adlandırılıyor. 2016’da aktif olarak kullanılan Üs, TSK tarafından IŞİD’e karşı ve Ankara ile irtibatlı olan “Sünni milislere” eğitim desteği verilmek amacıyla kurulmuştu. Bu esnada Kuzey Irak'ın Duhok vilayetinin Zaho bölgesinde düzenlenen ve 2'si çocuk 9 kişinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler gerildi.

Türk Dışişleri Bakanlığı, saldırının “terör örgütü kaynaklı” olduğunu açıklarken Irak yönetimi, Türkiye'yi Irak'ın egemenliğini alenen ihlal etmekle suçladı. Irak hükümeti ve parlamentosu, Ankara’dan resmi bir özür talebinde bulundu. Temsilcilikte büyükelçilik seviyesi maslahatgüzar derecesine indirildi. Konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine de taşıyan Bağdat, Türkiye’nin kınanmasını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak'taki operasyonlarına son vermesini ve Irak’tan çekilmesini istedi. Irak saldırıda kullanılan silah, füze ve bombanın “Türkiye menşeli” olduğunu iddia etti. Ankara bu eylemin arakasında PKK ve Türkiye düşmanı istihbarat örgütlerinin olduğuna inanıyor. İran yanlısı ve Irak’ta IŞİD’e karşı askeri mücadelede liste başı olan Haşdi Şabi örgütüne mensup askeri kaynaklar Aydınlık gazetesi istihbarat şefi Tevfik Kadan’a yaptıkları açıklamalarda Ankara’nın iddialarını destekleyen ve ABD ile PKK’yı suçlayan ifadeleri var.

Haşdi Şabi kaynakları, “Bu saldırı, Türkiye tarafından yapılmadı. Biz yaşananları, ABD'nin, Türkiye'ye İran'la yaptığı anlaşmadan dolayı verdiği bir ceza olarak değerlendiriyoruz. Bu görüşe katılan çok sayıda........

© Aydınlık


Get it on Google Play