Abdülhamit yapamadı Erdoğan yapar mı?
Mevcut Türkiye siyasetini anlamak için “ne Batı’nın ne Doğu’nun, herkesin muhatabı” eksenini doğru okumak gerekir. Batı tekelci kapitalist sermayenin “İsrail modeli” yerine “Türkiye modeli” seçeneği üzerinde ciddiyetle kafa yorduğunu tespit ediyoruz. Bunu ülkemizde de arzulayanlar az sayıda değil.
Hükümeti sadece övgülerle taltif eden, hükümetin hasar veren ve tahribat potansiyeli taşıyan icraatlarına kulp bulmakta usta, televizyonların “akil” müdavimleri Türkiye’yi Batı’nın muhatabı, işbirliğine çok muhtaç ama kendi kurallarını koyan etkili bir aktör olarak sunmaktadır. ABD’nin angaje ettiği, özerkliği sınırlı, bölge gücü etkili, dünyada herkesle masaya oturan bağımsız oyuncu, hegemonyasını coğrafyasından, tarihinden ve askeri caydırıcılığından alan lider açıklamaları yapılmaktadır. Batı’ya, “bana lazımsınız ama ben size daha çok lazımım” retoriği işlenmektedir.
Bu cümleler, Türkiye’nin mevcut dış politikasının özetidir: Batı’ya, “Güvenlik mimarisinde sizin gözünüz Türkiye’de. Ben olmazsam NATO’nun güney kanadı çöker!”; Rusya-Çin’e, “Enerji, ticaret ve Orta Asya koridoru için bana ihtiyacınız var. Karadeniz’den Akdeniz’e ben olmadan geçemezsiniz!”; Körfez’e, “Sizin güvenliğiniz ve ekonomik geleceğiniz, benimle işbirliğinden geçiyor. Katar’daydım, BAE ile masadaydım, Suudi ile normalleştim!”; İran’a, “Rakibimsin ama komşusun. Suriye’de, Irak’ta, Kafkaslar’da bensiz çözüm yok!”...
Aslında bu zihniyet, “olumsal değil, zorunlu” bir ilişki ağı inşa etme çabasıdır. Şahit olduğumuz tablo Sultan Abdülhamit dönemi ile ilginç derecede benzerlikler arz etmektedir. Tarihin tekerrürü mü yaşanmaktadır?
TARİHİN KAFİYESİ
Abdülhamit dönemi (1876-1909), çok kutuplu dünyada denge siyaseti ile ayakta kalma; İngiltere, Rusya, Almanya arasında denge arayışı ve Reis Erdoğan’ın ABD, Rusya, Çin, AB arasında denge arayışıyla kıyaslanabilir. Abdülhamit Panislamizm ile iç ve dış âlemde meşruiyet ve güç devşirirken Sayın Erdoğan için “Müslüman dünyanın lideri” söylemi öne çıkmaktadır.
Abdülhamit Batı’dan silah ve teknik, Doğu’dan itibar ve destek alma stratejisine mukabil Erdoğan Batı’dan F-16, Doğu’dan S-400 tedarik etmiştir. NATO’yu yere göğe sığdıramazken ve AB’ye girmek için ısrarcı davranırken BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile ilişkileri yakın tutmaya çalışmaktadır. Hükümet ve medyası NATO ve Trump........
