We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ABD’nin hedefindeki ülke: Japonya

45 17 20
06.08.2022

Başlık bazılarımızı şaşırtabilir. Zira Pasifik coğrafyası ve Avrupa kıtasında hâsıl olan olaylara bakarak kavganın esas itibariyle ABD-Rusya ve ABD-Çin arasında olduğu görülmektedir. Zahiren (görünürde) çekilen fotoğraf bunu göstermektedir. Bu kısmen doğru ama eksik, hatta hatalı bir okumadır. Şüphesiz Rusya’nın enerji ve askeri sanayide Çin’in de ekonomi, ticaret ve finans alanında ABD için oluşturdukları tehdit yadsınamaz. Ama ve lakin ABD, Rusya veya Çin ile cepheden bir savaş arzulamaz. Bu tespitimiz Rusya ve Çin için de geçerlidir. Rusya ve Çin’i çevre ülkelerle savaştırır, bu kavgalarla büyümeleri önünde takoz koymaya, imkânlarını ve rekabet güçlerini tüketmeye çalışır.

Kıssadan hisse, varlığına ve hegemonyasına tehdit oluşturacak düşman ve dost tüm tarafları birbirine kırdırır. Bu stratejiye hizmet eden taktiklerde tecrübeli ve başarılı bir geçmişe ve birikime sahiptir. Özellikle de Rusya ile Almanya’yı, Çin ile Japonya’yı tahripkâr bir savaşa çekmek için tüm unsurları provoke eder, ortam hazırlar. Ukrayna ve Tayvan meselelerini kaşıması, her iki ülke konusunda varılan mutabakatlara saygı duymaması Batı kıtasında Almanya’yı Pasifikte Japonya’yı yıkıcı bir kavganın girdabına atmak içindir. Bu yazıda tarihi bir perspektif içinde Japonya’nın neden ABD’nin hedefinde olduğunu değerlendireceğiz. Bir sonraki yazımızda ise Almanya’yı masaya yatıracağız.

Tarihin aynasına baktığımızda Japonya’nın ABD tarafından dünya sahnesine çıkarıldığını, silahlandırdığını, nizami ordusunu kurduğunu, ekonomik alt yapısını inşa ettiğini, kendi feleğinde müttefik yaptığını ve sonradan kendisini yeniden yıktığını görürüz. Kısaca anlatalım; 1603-1868 yılları arasında Japonya adası Şogun Edo Hanedanlığı veya Şogun Tokunawa Hanedanlığı tarafından yönetilir. Bazı istisnalar dışında, 1603’ten itibaren yabancıların Japonya adalarına girmesi yasaklanmıştı. Nagazaki ve Okinawa’da Hollanda ve Çinlilerin ticaret yapmalarına izin çıkmıştı. Japonların adalardan uzağa gitmeleri ve yabancılarla buluşmaları da yasaktı. Misyonerlik faaliyetleri menedilmişti.

ABD’nin Japonya ile ilk ciddi teması Amerikalı Amiral Mathew C. Perry’nin 8 Temmuz 1853’te Japonya’yı ziyaret etmesi ile başlar. Japon İmparatoru ile görüşmek ve kendisine elden ABD Başkanı Fillmore’un mektubunu sunmak istediğini belirtir. Bunun için gerekirse zor kullanacağını ifade eder. Görüşme hâsıl olur. Mart 1854’te Amiral Perry bir savaş filosu ile Japonya’ya döner. ABD’nin tüm taleplerinin kabul edildiği anlaşmanın hazır olduğunu görür. Silah zoruyla sağlanan ABD-Japonya barış ve ticaret antlaşması imzalanır. Bu sözleşme ile ABD, Japon mutlak egemenliğine son verir. Amiral Perry’nin bu başarısı ABD’nin Pasifikteki stratejik ada konumundaki Hawaii ve Samoa adaları halkalarına yeni ve çok önemli Japonya halkasını da eklemiştir.

Bu halkaya 1898’de Filipinler dâhil edilmiştir. ABD kurulduğu 1783’ten itibaren iddia ettiği “Tanrının kendine bahşettiği misyonu yerine getirmek, Dünya halklarına demokrasi, özgürlük, ekonomik........

© Aydınlık


Get it on Google Play