Uyum ve hoşgörünün çoktan yitirilmiş rüyası |
“…Öyleyse beni yavaşça sürün, ve çabucak öldürün;
zeytin ağacımın altında, Lorca ile birlikte…” (Mahmud Derviş)
(Bu yazıyı, su anda katılıyor olduğum, Almanya’nın Dresden şehri yakınlarındaki bir Hosgörü ve Çokkültürlülük sempozyumunda, Endülüs konusunda sunduğum konuşmadan özetlemiş oldum. Bin sene sonra bile, Endülüs’ün başarısı, olağanüstü bu konuda.)
Dünya tarihinde, nerede ve ne zaman uyum ve hoşgörü ararsak arayalım, yolumuzun hep Endülüs’e çıkması salt bir tesadüf değildir. Zira tüm eksikliklerine rağmen Endülüs bir gerçekti; ve bizlere, kendisinden sonraki yüzyılların ders çıkarıp çok daha iyi biçimlerde taklit edebilmesi adına, o uyum ve hoşgörü mirasını armağan etti.
Bildiğimiz üzere Endülüs, 534 yıl önce Granada’da son buldu. Ve bugün, o coğrafyanın çokkültürlü yapısını ve hoşgörü iklimini hâlâ hatırlıyor ve yüceltiyor olmamız, gerçekten ilginçtir. Daha da hayret verici olanı ise, Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 200 ülkeye ev sahipliği yapan günümüz dünyasında, o yüzlerce yıllık Endülüs diyarına benzeyen neredeyse hiçbir yerin kalmamış olmasıdır. Bu durum, hepimizi başımızı ellerimizin arasına alıp, bu bilmeceyi çözebilmek adına derin düşüncelere ve tefekküre dalmaya sevk etmelidir. Tüm sorunlarına rağmen; insanlık, aradan geçen bu beş asır zarfında, eski Endülüs’ün o hoşgörülü ortamını aşmayı nasıl olup da başaramamıştır? Bu, insanlığın bir başarısızlığı mıdır; yoksa insanoğlundan bekleyebileceğimiz yegâne şey ancak bu mudur? Tüm teknolojik ve kültürel gelişmeler, sanayi devrimleri ve Yapay Zekâ devrimlerine ragmen, 17 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla, şu an içinde bulunduğumuz noktaya bir bakın!!! Dünyamızın durumu utanç verici değil de nedir?
İSLAM MEDENİYETİNİN ALTIN ÇAĞI: 750-1250
İslam medeniyetinin Altın Çağı, hem Doğu hem de Batı İslam topraklarında 750 ile 1250 yılları arasına tarihlendirilir. Orta Çağ İspanya’sında Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar, hoşgörüyü nasıl inşa edeceklerini biliyorlardı. Bu dönemin Endülüs kültürü; bilginin ve bilimin ilerlemesi uğruna, diller ve dinler arasında diyalog, fikir ve metin alışverişinin yoğun biçimde yaşandığı, ihtişamla bezeli, müreffeh bir toplumun kültürüydü.
Endülüs (Al-Andalus): Tarih, bu iki kelimede olduğu kadar nadiren bir efsanenin niteliklerine sahip olmuştur. Arap hafızasında hoşgörü ve aklın altın çağının simgeleri olan bu kelimeler; Avrupa tarafında ise, Hristiyan İspanya’nın tüm izlerini silmeye çalışacağı “lanetli bir parantez” olarak algılanmıştır. İber Yarımadası’ndaki yedi asırlık Müslüman varlığı (711-1492), üzerine pek çok şey yazılmasına, ve aynı ölçüde çok sayıda, birbirinden farklı yorumun ortaya çıkmasına kaynaklık........