Körfez’deki üç beş güzel

“Körfezdeki üç beş güzel, Söylesinler şarkı gazel

Bu âlemde mest olalım, Güzel günler ömre bedel”

Rahmetli Yıldırım Gürses’in Hicaz makamındaki oynak mı oynak bir şarkısının girişinden aldık bu dörtlüğü. Gerçekten de bu fani dünyada sizi mest edecek türden bir şarkı idi, 1970’lerde. Şarkıdaki körfezin hangi körfez olduğunu bilemiyoruz. Belki İzmir körfezidir, belki de İstanbul Boğaziçi’ndeki minik körfezlerden birisidir. Ama, onun körfezinin adresinin önemi de yok, bizim bu yazımız açısından zaten.

PERS-BASRA-ARAP-İRAN KÖRFEZİ!

Yazımıza konu alıp üzerinde söz söyleyeceğimiz körfez ise, biraz daha güneyimizde. Bugünlerde her dakika dünyanın ilgi odağı olan Pers Körfezi’ndeyiz. Son 2500 senedir bu isimle anılmasına rağmen, körfezin Batı tarafında yer alan “yepyeni” ülkelerin zorlaması ile bu tarihi ismi, Arap Körfezi ya da Basra Körfezi diye değiştirenler de var. Ama onların paralarıyla yaptıkları siyasi zorlamalara rağmen, dünyanın büyük çoğunluğu hâlâ Pers (İran) Körfezi diye bilmekte, bu ince ve upuzun körfezi. Özellikle de Pers Körfezi’nin çıkışı olan Hürmüz Boğazı, aynen bizim Çanakkale Boğazı gibi daracık yapısı ile, adeta o bölgenin dış dünya ile tek bağlantısı halinde. Bunun ne demek olduğunu, son 3 haftadır hepimiz görmekteyiz zaten. Dünyayı dize getiren bir İran karşısında, binlerce kilometre öteden gelen “dehşetli” Amerikan ordusu ve “demir kubbesi” ile dokunulmazlık kazandığını düşünen İsrail, irili ufaklı bir sürü “emirlik” ile işbirliği halinde bölgeyi de dünyayı da ateşe atmış durumdalar.

Körfezdeki bugün olan bitenler, politikadan ve tarihten haberdar olmayanlar için dehşetli bir eğitim aracı olabilir aslında. Bundan 100 sene önce, o zamanların dünya imparatoru olan İngiltere’nin, neden bu bölgeye siyasi ve askeri olarak yoğunlaşıp, Osmanlıya karşı bin bir türlü tuzak ile bu toprakları ele geçirerek parçaladığını, haritaya bakınca kolaylıkla anlayabilirsiniz.

Petrol zengini şirketler toplamı bir bölge haline gelen Körfez

PARAMPARÇA EDİLEN ARAP DÜNYASI

Lawrence ve Gerthrude Bell türünden birtakım arkeolog bozuntuları ile casusluk ağları yaratıp, tüm Arap dünyasını Osmanlıdan koparmaları yetmemiş gibi, minicik devletler, emirlikler, prenslikler oluşturup, Harun Reşid’in o büyük Arap ülkesini ortadan kaldırmışlardı. Onun yerine 2500 sene öncesinin Yunan şehir devletlerini andıran, aşiret beyliklerini getirerek, bölgeyi........

© Aydınlık