Doğarken ölmek laneti mi?
Tam 78 sene önceydi. Doğmaması gereken bir yerde ve doğmaması gereken bir zamanda, gayrimeşru bir ilişki sonunda, “nurtopu” gibi bir evlat dünyaya geldi. Doğumu o kadar güç oldu ki, “sezaryen” denilen, kocaman kesikli bir ameliyat yapılması gerekli oldu. Anasının kim olduğu belliydi ama babasını kimsecikler tanımıyordu. Daha anasının karnında iken, etrafı tekmeleyip yumruk attığına bakılırsa, bir oğlan çocuğu olmalıydı.
Sanki ana karnındaki o küçücük yer kendisine yetmiyor da biraz daha geniş bir yer ister gibiydi. Bu oğlan çocuğu doğdu doğmasına ama doğum sancıları da doğum esnasındaki gürültüler de bu evladın pek de hayırlı bir evlat olamayacağının işareti olarak, etraftakileri derinden sarsmıştı zaten.
Daha doğduğu ilk günden itibaren, önüne gelene tekmeler atmaya, yumruklar savurmaya başladı bu çocuk. Sürekli şekilde ağlayıp, çığlıklar atarak, anasını bile ısırıp çimdikliyordu her an. Zavallı anne, babasız çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu ilk elden gördüğü için, çocuğun babası ile aynı yatağa girip, bu felaket oğlanı yaratmaya başladığı güne lanet eder olmuştu. Ve en kısa zamanda, bu çocuğu kendi haline bırakıp, çok uzaklara kaçtı ve başının çaresine baktı oralarda.
İsrail’in bir planı vardı, ama evren de bir plan yapmıştı onlar için!19 YAŞINDA ALINAN DERS YETMEMİŞ!
Mahallenin kabadayısı haline gelen bu çocuk, mahallede oynadığı oyun arkadaşlarına bile saldırıp dayak atarak, 19 yaşında bir delikanlı haline geldiğinde, mahalledeki diğer gençler bir araya gelip, güzel bir dayak attılar ona. Hizaya sokmaktı amaçları. Tam da bu sırada, oğlanın babası, dünyanın öte tarafından, yani çok uzak diyarlardan gelip, ona babalık yapmaya karar verdi. Bu yeni bulunan “baba”, bu oğlanın tam da aradığı ve ihtiyacı olan bir şeydi. Ondan sonra, hemen her sene, önce mahalledeki, sonra etrafta kim varsa bu “mahalle kabadayısının” tacizine uğrayacaktı. Çünkü artık, uzak diyarlarda çok zengin olmuş ve çok güçlü bir babaya sahipti, ne de olsa. Şımarıklığın son derecesindeki bir şekilde, her geçen gün artan kabadayılığı ile, soyup soğana çevireceği bölgeyi genişletmekteydi. Artık babasının geldiği ülkenin Hollywood filmlerindeki mafya babalarına benzer hale gelmişti. Sözlükte yer alan tüm zalimlikler, tüm eziyetler onun için karakter haline gelmiş ve günlük menüsünün parçası olmuştu.
Uzak illerden gelen baba, bu durup........
