Klasiklerin çevirisi |
Başta Türkçe ezan olmak üzere Cumhuriyet dönemindeki pek çok yeniliğin fikir babası Ziya Gökalp’tır. Klasiklerin çevirisi de onun fikriydi. Avrupa dillerinden yapılacak çevirilerin önemini ve gereğini şu satırlarla anlatır:
“Bu kelimelerin lisanımızda vücuda gelmesi için ne yapmalı? Bunun için en feyizli çare, Avrupa lisanlarında yazılmış olan bütün edebi muhallidelerle (klasiklerle) ilmi ve felsefi monografilerin yeni Türkçeye birinci derecedeki üslupçular vasıtasıyla, büyük bir itina ile tercüme edilmesidir. Bu tercümelerle beraber yeni Türkçeye birçok kelimeler ve ifade tarzları girdikten maada, birçok lisani incelikler ve seyyaliteler, sarfi aletler ve uzuvlar, nahvi mekanizmalar ve teşkilatlar, hissi ve sırri manalar ifade edecek yeni kabiliyetler de girecektir. Böylece yeni Türkçe hem en yüksek düşünceleri, hem de en samimi ve orijinal duyuşları anlatmağa muktedir ve tercüman olacaktır.” (Türkçülüğün Esasları, s. 122)
Kısaca şunu söylüyor Gökalp: Klasiklerin çevirisiyle, dilimiz yeni kavramlar kazanacak, Türkçenin anlatım gücü gelişip zenginleşecektir. Bakanlığı sırasında Tercüme Bürosu kurdurup yalnız Batı klasiklerini değil, bütün dünya klasiklerini dilimize çevirtmek için çaba gösteren Hasan Âli Yücel’in yapmak istediği de budur. Bu değerli siyaset ve düşünce insanını yıpratmak isteyenler köy enstitülerinden sonra en çok bu klasikler konusunu dillerine dolamışlardı. Neler yapmadılar adamcağıza!.. Milli Eğitim’deki yangınları bile onun çıkardığına inananlar, gür kaşlarında yanık izleri arayanlar oldu. Ülkemizde çok partili yaşam, bir demagoji ve iftira yarışı olarak başladı.
Niyazi Berkes’in klasiklerin çevirisiyle ilgili yazdıkları da ilginç: Hasan Âli Yücel........