Karlskirche’nin gölgesinde bir yanılgı
Viyana’ya gelen dostlarıma bir özür borcum var. Aralarında rahmetli Levent Kırca ve Ulusal Kanal’dan Teoman Alili’nin de olduğu bazı misafirlerime yanlış bilgi vermişim. Viyana’nın sembollerinden sayılan muhteşem bir kilisesi vardır: Karlskirche. Ben bu kiliseyi, Osmanlı’nın ikinci Viyana kuşatmasından mağlup ayrılmasından sonra Avusturya’nın güç ve şatafatının bir göstergesi olarak inşa edildiğini anlatırdım hep. Oysa öyle değilmiş.
Bunu neden böyle anlattığımı hep düşündüm. Çünkü Karlskirche’nin ikinci Viyana Kuşatması sonrasında Osmanlı’nın yenilmesiyle doğrudan bir ilgisi yoktur. Dolaylı bir bağlantısı olduğu söylenebilir. Bilindiği gibi barok mimarinin en önemli özelliği şatafat, gösteriş, zenginlik ve güç ifadesidir. Viyana’da barok mimarisi özelliği taşıyan birçok yapı vardır. Özellikle barok özelliklere sahip kiliseler, veba salgınından sonra inşa edilmiştir. Bir başka neden ise, birinci ve ikinci Viyana Kuşatmalarında şehrin Osmanlı’ya karşı savunulmasının ardından yapılan kiliselerdir.
Karlskirche’yi misafirlerime anlatırken bu ikinci gerekçeden yola çıkarak mı öyle söyledim bilmiyorum. Ancak bildiklerim bana anlatılanlardan kaynaklanıyordu. Bir başka nedeni daha olabilir mi diye kendime sordum. Cevabını 1983 yılı yazında Viyana’da kaldığım sürede aradım. O yaz iki ay kadar arkadaşım Hans’ın evinde kalmıştım. Hans’ın evi Karlskirche’ye en fazla 200 metre uzaklıktaydı. 1983 yılında Viyanalılar Osmanlı’ya karşı kazandıkları zaferin 300. yıldönümünü kutluyorlardı. Bu kutlamalar çerçevesinde çeşitli etkinlikler düzenlenmişti.
Bu etkinliklere katılmak için Vatikan’dan Papa Jean Paul de Viyana’ya gelmişti. Papa iki kilisede ayine katılmıştı. Bu kiliselerden biri Karlskirche, diğeri ise kentin kuzeyinde, Kahlenberg Tepesi’nin üzerinde kurulu Aziz Josef Kilisesi idi. Başlangıçta Cizvit tarikatının ibadet ve hac yeri olarak yapılmış........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Gideon Levy
Mark Travers Ph.d
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Grant Arthur Gochin