Kalbiyle gören adam ve köpeği |
Christian, neredeyse kırk yıl boyunca aynı kurumda elektrikçi olarak çalıştı. Çalıştığı ilk yıllarda, altı katlı binada bir elektrik arızası olduğunda kimseyi bekletmezdi: Gider, işini yapar, “İyi günler” der ve çekip giderdi.
On beş yaşında çırak olarak orada çalışmaya başladığını anlatmıştı. Kırk beş yıl boyunca aynı yerde kaldı. Mesleğini orada öğrendi; çıraklık eğitiminin ardından da çalışmaya devam etti. Sabırlı, sessiz… Emekliliğine kadar.
Uzun boyluydu, zayıf ve kemikliydi; kalın camlı bir gözlük takardı. Yıllar içinde görme yetisini yavaş yavaş kaybetti. Meslek hayatının son on–on beş yılında tamamen kördü ama çalışmayı bırakmadı. Artık teknik serviste değil, işyeri temsilciliği bürosunda yeni bir görev üstlenmişti. Bu büroda hiçbir zaman yalnız olmadı; her zaman yanında bir refakatçi vardı.
Zamanla bu refakatçi de işyerinde, Christian gibi, diğer çalışanların meslektaşı olarak kabul gördü. Binada alışıldık bir görüntü hâline geldi. Aslında binaya köpekle girmek yasaktı. Ama o, Christian’ın bürosunda günde sekiz saat mesai yapıyordu. Kimlikleri ve isimleri vardı.
Önce Leo ile gelip gitti Christian. Uzun süre beraber oldular. Güçten düşen Leo artık Christian’ın yanında değildi. “Leo nerede?” diye soranlara, “Leo yok artık,” diyordu. Leo’dan sonra yeni bir yardımcıyla gelip gitmeye başladı: Yaklaşık dokuz yüz çalışanın bulunduğu binada artık Balou, Christian’a eşlik ediyordu.
Christian, Balou ile birlikte işe gidip gelmeye başladı. Bazen toplu taşıma kullanıyorlardı, bazen evle işyeri arasındaki beş kilometrelik yolu yürüyerek kat ediyorlardı. Balou, Christian’ın yalnızca işe gidip gelirken değil, hayatının en çok ihtiyaç duyduğu anlarında da yanındaydı.
Christian yaşadıklarını sık sık gülerek anlatır, hafif bir tebessümle konuşurdu. Bir keresinde, birinin Balou’yu çalmaya kalktığını anlatmıştı. Böylesine eğitimli bir köpek, iyi bir araba fiyatından daha pahalıydı.
Anlattığı anılarından biri Viyana Kanalı’na düşmesiydi.........