Strateji Belgelerindeki masal dünyası -III-

Geçen hafta, Obama’nın 2010 ile 2015’te ve Trump’ın da 2017’de imzaladıkları ABD ulusal güvenlik strateji belgelerinin “inandırıcılık” düzeylerini incelemiştik. 2022 Biden’ı ve yine 2025 Trump’ı ile devam edelim…

2022’de Biden, ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’ni, bir “seçim propagandası” havasından kurtarıp geleneksel “caydırıcı ayar verme” ve “stratejik aldatma” işlevine yeniden kavuşturdu. Biden’a göre ABD;

- Hint-Pasifik Dörtlüsü (ABD, Japonya, Avustralya ve Hindistan),

- ABD-AB Ticaret ve Teknoloji Konseyi,

- AUKUS (ABD, İngiltere ve Avustralya),

- I2-U2 (ABD, İsrail, Hindistan ve BAE) gibi ilişki ağlarından güçlü şekilde faydalanmasını bilen “tartışmasız ve sırtı yere getirilemeyecek” bir küresel güç idi.

2022 Belgesi ile Biden, dünya devletlerine, Çin ve Rusya’nın peşini bırakıp “ABD’nin önderlik ettiği” bu güçlü ilişki ağlarından birine dâhil olmalarını tavsiye etmekteydi. Bu belgede ABD’nin öncelikli hedeflerinin “Çin karşısında kalıcı rekabet üstünlüğünü sürdürmek” ve “askerî bakımdan hâlâ tehlikesini dürdüren Rusya’yı sınırlandırmak” olduğu ifade edilmekteydi. Hatta Biden, Çin ile rekabet için, ABD özel sektörünün inisiyatif kullanmaya çekindiği kilit alanlarda devlet yatırımlarının başlatılacağını da bu belge ile duyurmuş oldu. Çin’i rekabet edemez hâle getirme konusunda gelecek 10 yılın kritikliğine dikkat çekilen 2022 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi’nde en ilginç bölüm, sanıyorum, Rusya’nın ABD içinde bölücülük yaparak emperyalist olduğunu yazan kısmıdır.

Biden’ın imzaladığı 2022 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ile, öncekilerden farklı olarak, Rusya ve Çin’in Arktik’teki faaliyetlerine izin verilmeyeceği; ABD’nin müttefikleriyle birlikte Arktik’e sahip çıkacağı, ilk defa ilan ediliyordu.

2022 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ile ABD, son 20 yıldır Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı yeniden şekillendirme planlarından (yani BOP’tan) vazgeçtiğini açıkladı. Aynı belgede, ABD’nin hem İsrail’in geleceğini korumaya devam edeceği hem de Filistinlilerin 1967 sınırları içinde, güvenli bir şekilde yaşamalarını sağlayacağı yazılıydı. BOP’tan vazgeçme yalanı, yeni olmakla beraber; Filistinlilere 1967 sınırlarını vadetme yalanı, ABD’nin 2026’da bile devlet olarak tanımaktan kaçındığı Filistin Devleti için uydurulmuş sahte bir nakarattan başka bir şey değildi.

Sıradaki Trump imzalı 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, kanımca, ABD’nin “aldatma” kokulu politikaları yerine Trump’ın “kibri”ni ön plana çıkaran sıra dışı bir belge olarak anılmayı daha çok hak ediyor. Trump imzasını taşıyan 2017 belgesi de dâhil olmak üzere, önceki ulusal güvenlik strateji belgelerinin metinlerinde ABD başkanlarının isimlerine yer verilmez iken; 2025’te imzalanan bu belgenin 29 sayfalık metninde “Trump” kelimesi, 27 defa ve övgüyle yer almıştır.

Trump’un narsizmini sergileyen 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, “Trump dönemleri hariç, ABD’nin son 30 yılının yanlışlarla dolu olduğu”nu yazarken,........

© Aydınlık