menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD emperyalizmine NATO değil, Grönland lazım

11 6
previous day

Araştırmalar, 2060 sonrası yaz aylarında Arktik Okyanusu’nda buzkırana ihtiyaç duyulmadan seyir yapılabileceğini göstermektedir. Kaynakları belirginleşmeye ve ticaret yoluna dönüşmeye başlayan Arktik Okyanusu, sakin geçen önceki yüzyılların aksine, savaş dâhil güç mücadelelerinin de kademeli şekilde belirgin olduğu bir coğrafyaya dönüşmüştür.

Tüm dünya ticaretinin ’ı Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika arasında gerçekleştiğinden; mevcut ticaret yollarını, bu kıtaların kuzeyinden bypas etmeye çalışan daha kısa ve daha ekonomik bir ulaştırma hattının doğumunu kontrol etmekte zorlanan ABD emperyalizmi, Arktik’teki jeopolitik oyunu sertleştirmektedir. Arktik’in 21. yüzyılın 2. yarısından itibaren Batı Avrupa ve Doğu Asya’ya ekonomik sıçrama potansiyeli kazandıracak olması, ABD emperyalizminin Asya ile olduğu kadar Batı Avrupa ile de rekabetçi bir Arktik politikasını gütmesine yol açmıştır.

Kuzey Kutup Dairesi’nin kuzeyindeki topraklarda yaşayan 4 milyon nüfusun içinde 57.000’inin yaşadığı Grönland (yerel adıyla Kalaallit Nunaat) Arktik mücadelenin en kilit coğrafyalarından biridir. Trump’ın 2019, 2025 ve 2026’da tekrarladığı Grönland’ın egemenliğini satın alma projesi, günümüz uluslararası hukukunun hiç de hoş karşılamadığı ve sömürge çağında kaldığı düşünülen “satın alarak veya devir yöntemi ile yeni egemenlikler tesis etme” işleminin hortlatılmış hâlidir. Özetle, Trump öncesinde bile uluslararası hukuk ve normları ihlal etmekten çekinmeyen ABD’nin Grönland’ı eyaleti yapma niyetini, 5,5 milyon dolar fiyat biçtiği 1867’den beri devam etmekte; arada sırada satın alma teklifini yinelemektedir. 1867’de Alaska’yı sattıktan sonra bile Rus topraklarının E’i Arktik Dairesi’nin içinde kalırken; bir Arktik toprağı olan Alaska, ABD topraklarının yalnızca ’ini oluşturmaktadır. Anlayacağınız, Batı Avrupa ve Doğu Asya ekonomilerine sıçrama yaptıracak Arktik rotalarını kontrol inisiyatifi büyük ölçüde Rusya’da, onun da arkasından Kanada’dadır.

Rus/Çin donanmalarının ve nükleer denizaltılarının, Atlantik-Arktik geçişleri, Grönland-İzlanda veya İzlanda-İngiltere geçitlerinden; Pasifik-Arktik geçişleri ise Bering Boğazı’ndan yapılabilir. Olası savaş senaryolarında, bu geçitlerin kanlı deniz savaşlarına sahne olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle, Alaska ve Grönland, Arktik’in birer giriş-çıkış kapısı niteliğindedirler.

Grönland’ın kuzeybatısında bulunan ve 1951’den beri faal olan Pituffik Uzay Üssü (eski adı Thule Hava Üssü), ABD’nin en kritik kıtalararası balistik füze (ICBM) erken uyarı ve izleme tesisidir; daha özet bir ifadeyle, ABD’nin füze savunma mimarisinin kilit noktasıdır. Ayrıca, uygun coğrafi konumu nedeniyle küresel uydu kontrol ve uzay gözetleme ağının önemli bir parçasıdır.

1968’de Kuzey Amerika’nın en büyük petrol yatağının Prudhoe Körfezi’nde, yani Alaska’nın Arktik’e bakan deniz sahasında keşfedilmesinden sonra Alaska, ekonomik değer kazanmıştır. Yine de, ABD için bölgedeki zengin petrol yataklarından ziyade, ABD’nin en stratejik silahlarının kullanıma hazır şekilde konuşlandırıldığı Alaska, ABD’ye en fazla caydırıcılık sağlayan coğrafyadır.

2004’te imzalanan Igaliku Antlaşması ile Danimarka, ABD’nin Grönland’da yeni üsler açma konusuna ilave olarak kültürel, ekonomik, teknik, araştırma, teknoloji, enerji, çevre sorunları, eğitim, kalkınma, turizm, hava trafiği planlama ve ticaret konularında işbirliği yapmak üzere Özerk Grönland’a ABD ile doğrudan koordinasyon yetkisi verdi. Özetle, 2004’te Danimarka, ABD-Grönland ilişkililerinde, âdeta aradan çıkmışçasına bir tutum izledi. Bu da, Grönland’a egemen olma niyetindeki ABD’nin, Danimarka engelini kolay aşacağı fikrine kapılmasına yol açtı.

ABD’nin Grönland’a daha fazla kök saldığı 2004’ten itibaren Çin, ekonomik çıkarlarının coğrafi genişlemesinin kaçınılmaz kılması üzerine askerî stratejisinin hedefleri arasına “denizaşırı çıkarların korunması”nı da aldı; resmî yayınlarında da Arktik’i içermese de “uzak denizler”in ve “deniz yollarının güvenliği”nin önemini vurgulamaya başladı. 2004’ten itibaren Çin, deniz kuvvetini bu iddialı hedefine uygun şekilde geliştirmeye başladı.

1979’dan itibaren kademeli olarak özerkleşen Grönland, son olarak, “kendi kaderini tayin etme hakkı”nı da içeren güçlü bir özerkliği 2009’da elde etti. Danimarka, yalnızca dışişleri, savunma ve anayasal konularda Grönland üzerinde kontrolü elinde tutmakta; yine de Grönland’ın çıkarlarının doğrudan etkilenmesi durumunda, Grönland’a danışmakta, mümkün olduğunca karar aşamasına dâhil etmektedir. Bu şartlar altında Danimarka’nın da Grönland’ın da Grönland’ı etkileyen anlaşmalar imzalanması durumunda, karşılıklı olarak birbirlerinin anlaşmalarını veto etme yetkileri bulunmaktadır.

Danimarka’dan yıllık 500 milyon avroluk hibe alan Özerk Grönland, bağımsızlığa giden süreçte, balıkçılık ve turizme dayalı ekonomisini henüz yeterli görmemektedir. Bu nedenle, Grönland, Özerklik Yasası’nın yetkilerini kullanarak, nadir toprak elementleri ile hidrokarbon yatakları gibi pahalı sektörlerde ve büyük çaplı ulaştırma altyapı projelerinde -Çin dâhil- yabancı yatırımcıları çeşitlendirme yoluna gitmektedir.

1996’da kurulan Arktik Konseyi, Arktik’te toprağı bulunmadığı hâlde araştırma faaliyetlerine katkı vermek isteyen devletleri, 1998’den itibaren gözlemci üye olmaya davet etti. “Kutup buzlarının erimesinin Çin’deki deniz seviyesinin yükselmesine neden olacağını ve değişecek hava koşullarının Çin’in tarım, ormancılık, balıkçılık, denizcilik sektörlerindeki ekonomik çıkarlarını doğrudan ve olumsuz etkileyeceğini” savunan Çin, “çevresel güvenlik” tezini kullanarak 2013’te Arktik Konseyi’ne gözlemci üye oldu. Günümüzde Çin ile birlikte Almanya, Hollanda, Polonya, İngiltere, Fransa, İspanya, İtalya, Japonya, Hindistan, Güney Kore, Singapur ve İsviçre de Arktik Konseyi’nin gözlemci üyeleri olarak Arktik’te varlık gösterme hakkına sahiptirler.

Çin’in Arktik Konsey’inin gözlemci üyesi olduğu 2013 yazında, Yong Sheng isimli bir Çin ticaret gemisi, Çin’in ilk Arktik geçişini yapmış oldu. Bu seferler, yavaş bir ivmeyle artmaktadır.

2014’te Fransız Total, ABD’li ExxonMobil ve Norveçli Statoil gibi Batılı enerji şirketlerinin Kırım’ın Rusya’ya ilhakını gerekçe göstererek Arktik’teki Rus enerji ve altyapı projelerinden çekilmeleri üzere ortaya çıkan boşluğu Çin şirketleri doldurdu. Zaten 2012’den itibaren Hint-Pasifik sularında birleşik deniz tatbikatları yapmaya başlayan Rusya ve Çin’in Arktik’te de derinleşen yakın işbirliği, bu iki devletin birbirlerine yönelik tarihsel güvensizliklerini aşmalarını da kolaylaştırmıştır. Paradoksal olarak bu uzlaşının, Batı’nın kendi iç bağlarını güçlendirirken Çin ile ilişkilerinin de gerilemesine yol açtığını söyleyebiliriz.

2015 Çin Ulusal Güvenlik Yasası, kutup bölgelerini Çin’in çıkarlarını barışçıl bir şekilde koruyacağı bir güvenlik alt alanları arasında tanımlamıştır. Yeni güvenlik tanımlamasının etkisiyle, Eylül 2015’te Çin 5 savaş gemisinden oluşan bir filoyu Alaska kıyılarına 12 mil yaklaştırarak Arktik Okyanusu’na gönderince ABD, Çin’in askerî gücünün Arktik’e taşmakta olduğundan emin oldu. 2016’da ABD Savunma Bakanlığı, ABD’nin Arktik’te askerî faaliyetlerini arttırması gerektiği yönünde bir rapor hazırladı. 2013’te Arktik Konseyi’ne büyük bir memnuniyetle gözlemci olarak alınan Çin’in Arktik’teki bilimsel amaçlı varlığı bile, 2016’dan itibaren “dünyanın en büyük karbon salıcısı” olduğu bahanesiyle Batı’nın itirazlarıyla karşılaşmaya başladı.

Grönland’daki Kangerlussuaq Havalimanı’nın yeniden inşası ve işletilmesi projesinin Özerk Grönland tarafından, 2018’de, Çinli bir firmanın da yer aldığı bir konsorsiyuma verilmesi, ABD’yi rahatsız edince, Danimarka Hükümeti “güvenlik” gerekçesiyle “veto” hakkını kullandı. Bununla beraber, meseleyi bir “altyapı” sorunu olarak yorumlayan Özerk Grönland’ı sakinleştirmek zorunda kalan Danimarka, havalimanı projesi için bir yardım paketi sunmak zorunda kaldı.

Yine Çinli Shenghe Resources şirketinin %9,21 gibi mütevazi bir pay ile ortak olduğu Avusturyalı Greenland Mineralsand Energy (GME) şirketi, Özerk Grönland’dan Uranyum madenciliği yapmak için 2019’da Grönland Parlamentosu’nun onayını aldı. ABD’nin baskısı ile kullandırılmayan bu........

© Aydınlık