Bir koyup bin almak
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan
Birleşmiş Milletler toplantısında.
Dünya onu izliyor.
Tam da dünya beşten büyüktür diyor ama
içeride patlayıveriyor fon olayları.
Amerika, Almanya, dünyanın bir çok ülkesinde geçmişte de yaşandı,
bugün de yaşanıyor, yarın da olacak.
Ülkemiz için de ilk değil.
Banker olayları, “off shore bank”
olayları, “Çiftlikbank” hadiseleri,
Ahbap Derneği yolsuzluğu.
İlk akla gelenlerden bazıları.
Ne hazin ki hepsinde de
paralarını kaybeden bir yığın insan.
RANT VE RANTİYE
Neoliberal sistem böyledir işte.
Seni tüketime alıştırmak ve
değirmeninde öğütmek için
önce değerlerinden uzaklaştırır
ahlakını zedeler,
ne aile kavramı bırakır elinde
ne iman ne inanç.
“Anı yaşa”, “yeter ki mutlu ol”, “bu senin şansın”
der durur.
Sen de sanırsın ki mutluluk
peşinde koşulacak bir hedeftir.
Oysa mutluluk bir bahtiyar olma ve şükretme hali.
Eğer varsa bu hâl,
en mutlusu zaten sensindir.
Çünkü bir bardak çay içmeye
ya da bir dostla sohbet etmeye
sürükleyici bir kitap okumaya
ya da bir şeftalinin tadını almaya
bir şiiri ezberlemeye şükredersin.
Çünkü bilirsin ki bunları dahi yapamayanlar vardır.
Ama neoliberal sistem
şükretme ve farkındalık halini istemez ve bunu hafifletir sende.
Hafifletir ki,
hep daha fazlası için koştur dur.
Burada da tamahkârlık ve nepotizm girer devreye.
TAMAHKÂRLIK VE NEPOTİZM
Haydi buyursun eş, dost, akraba, sülale boyu kayırmalar.
Sadece iktidar mı?
Muhalefette görmüyor muyuz benzeri durumları?
Medya ya da akademide?
Önceden tutulmuş köşe başları.
Sen allâme-i cihan olsan ne yazar,
ayrıldıysa kadrolar tanıdıklara.
Bir bakıyorsunuz bir eski bakan bir ihale........
