'Kabe’de Hacılar Hû Der Allah' |
Beni takip eden okuyucularım hatırlayacaktır,
geçen hafta yazıma tekbir diye başlık atmış, satırlarıma dualarla başlamıştım.
Çünkü dünya diken üstünde ve bölgemiz türlü türlü gerilimlerle, acılarla doluyken
sanal dünya, dijital mecralar
gençlerimizi, çocuklarımızı her türlü esir alıp zehirlerken
Milli Eğitim Bakanlığı’nın
okullarda gönüllülük esasına bağlı Ramazan etkinlikleri bir umut olmuşken
bir baktık ki bizim sözde aydın 168 kişilik bir grup toplanıp,
hani üstüne üstlük kendilerinde bu hakkı nasıl ve nereden buldular ise,
adeta ayar verircesine ahkam kesip bildiri yayınlayıvermişler.
Neymiş efendim,
gericilik, Talibanlaştırma baskısı varmış.
Neymiş efendim laiklik elden gidiyormuş.
Gerici bir azınlığın hamleleri ivme kazanmışmış.
Egoları nasıl bu kadar şişmiş ise milleti hakir görmekle kalmayıp
bir de güya iktidarı eleştiriyorlar ama aslında mütedeyyin kesimi,
çoğu Müslüman koca bir ülkede azınlık diye nitelendiriyorlar.
Vallahi pes. Billahi pes.
Dünyanın başına bin bela siyonizmin kapkaranlık ruhu her türlü sapıklıklarıyla ortaya dökülmüşken
bunlara hiç laf etmeyen bu grup
Gazze’de masumlar ölürken ortada görünmeyen bu grup
Ne oldu da bu bildiriyi kaleme alıverdi?
Kendileri mi yazdı,
yoksa metni bir yerlerden hazır mı aldılar?
İnsanın aklına türlü türlü şey geliyor.
Öyle ya, aralarında tiyatrocu olanı, gazeteci, akademisyen olanı var.
O halde kaleme aldıkları metnin bu denli negatif oluşunu ve
ötekileştiriciliğini nasıl olur da görmezler?
En önemlisi de inandırcılığını hiç mi düşünemediler?
HEP AYNI TERANE
Eskiden şeriat geliyor diye feverân ediyorlardı.
Ama şimdi baktılar ki şeriatın geldiği falan yok
bu kez de laiklik elden gidiyor tantanası.
Sorsanız, hani deseniz ki,
nedir bu Talibanlaşma?
Nedir gericilik, hadi tarif et bize,
sanmayınız ki bir izahları
olur da, bir medeniyetten bahsedebilirler bizlere.
Kendi milletine, kendi değerlerine bu kadar düşman olup üstelik de Ramazan ayında
böyle nezaketsiz bir üslupla tümden ayar vermeye cüret edenler
bir medeniyetten nasıl bahsedebilirler ki?
kALPTEN KALBE BİR İLAHİ
Sözü uzatmaya ne hacet.
En güzel cevabı Samsunlu bir vatandaşımız
Celal Karatüre vermişken onlara.
Üstelik herhangi bir özel organizasyon, özel lansmanlar,
tanıtımlar falan olmaksızın.
Arkada bir bendir.
Amatör olanaklarla çekilmiş bir video.
Sıcak gülümseyen yüzlerle
neşeli bir sesle,
“Kabe’de hacılar hû der Allah” nakaratıyla.
Kimi sözde muhalif gazeteci arkadaki sesin
bir zikir olduğunu anlamayıp eleştirse de,
kimisi de sanırsınız ki
dinler âlimi olmuş gibi
neşeli ilahi mi olur dediyse de
müzik listelerinde üst sıralara yükselip
tüm dünyanın dilinde söylenir oluverdiler.
Bu aşağılanan, horlanan yok sayılan bir değerin onurlu bir cevabıydı adeta.
Çünkü sahiciydi.
Medeniyetin tezahürüydü.
Kökleri binlerce yıllık geçmişe dayanan.
Bir anda milyonlarca insan
dinledi önce
dokununca kalplere
dökülüverdi dillere:
Kabe’de Hacılar Hû Der Allah