İran’dan Pekin’e ABD’nin açmazı |
Bu yazı hazırlandığı sırada Donald Trump’ın Çin ziyareti yeni başlamıştı. O yüzden görüşmede neler konuşulduğu konusunda değil, uluslararası alanda nasıl bir siyasal iklimde bu ziyaretin yapıldığı üzerinde duracağız.
Trump, bugün Avrupa’ya gümrük sopası gösteriyor. Latin Amerika’yı tehdit ediyor, Venezuela’nın devlet başkanını kaçıran haydutluk operasyonları düzenliyor. İran’a savaş açıyor. NATO müttefiklerine emir veriyor. Küçük ve orta ölçekli ülkelere karşı kaba kuvvet diplomasisini hiçbir örtü olmadan uygulamaya sokuyor.
Ama konu Çin olunca Trump’ın sesi birden değişiyor. Kükreyen Trump, Pekin söz konusu olduğunda ihtiyatlılaşıyor. Tehdit dili, yerini “harika ilişki” söylemine bırakıyor. Gümrük savaşlarının yerini yatırım heyetleri alıyor. Meydan okumanın yerini pazarlık arayışı alıyor.
Bunun nedeni Trump’ın karakteri değil. Bunun nedeni, dünya kuvvetler dengesinin köklü biçimde değişmiş olması. Trump, Xi Jinping’in karşısına 2017’deki Trump olarak oturmuyor. Bu kez arkasında, aynı anda dışarıda mevzi kaybeden, içeride parçalanan, müttefikleriyle çelişmeleri derinleşen, rakiplerini ise birleştiren bir Atlantik sistemi var.
KAGAN’IN İTİRAFI
Trump Pekin’e, henüz resmen bitmemiş olan İran savaşının mevcut sonuçlarıyla gidiyor. Ama İran’da ABD hedeflediği hiçbir sonuca ulaşamadı, tam tersine, ABD’nin fiyakasını bozan daha ağır sonuçlar ortaya çıktı. Bunu artık yalnızca Çin, Rusya ya da Küresel Güney söylemiyor. Bunu Atlantik........