Dağılan düzen süren mücadele |
Günümüzün uluslararası ortamı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan ve Soğuk Savaş’ın bitimiyle küresel ölçekte genişleyen, tepesinde ABD’nin bulunduğu Avrupa-Atlantik düzeninin çözülme sürecine girdiği bir dönemde şekilleniyor. Bu çözülmenin, tek başına bir güç kaybı ya da hegemonya aşınması olarak ele alınması yeterli değil. Aynı zamanda dünya ölçeğinde yeni güç merkezlerinin ortaya çıktığı, devletlerin konumlarını yeniden hesapladığı ve birbirleriyle ilişkilerini yeniden tanımladığı çok katmanlı bir dönüşüm ortaya çıkıyor.
KOPUŞUN YÖNÜ
Bu dönüşümün en belirgin özelliği, klasik anlamda iki bloklu ya da net cepheleşmelere dayalı bir uluslararası sistemin yerini, daha karmaşık, iç içe geçmiş ve değişken ittifaklara bırakmasıdır. Kuşkusuz emperyalist merkezler ile gelişen dünya arasındaki temel çelişme varlığını sürdürüyor. Fakat bu çelişmeye dayanarak kurulan büyük bloklaşmaların bugün esasen etkisini yitirdiği görülüyor. Artık 20’nci yüzyılın kamp mantığına dayalı modeller işlemiyor. Çünkü o yüzyılın “ezilen ülkeleri”nin önemli bir bölümü bugün “gelişen dünya” haline geldi ve........