Avrupa’daki bölünme ve Türkiye’nin yönü |
Günümüzün küresel güç dengelerindeki değişiklikler, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin geleceği konusunda yeni tartışmaları derinleştirdi. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in iki hafta önce yaptığı “Avrupa’yı Türk, Rus ve Çin etkisinden koruma” açıklaması Türkiye’de birçok çevrede “Avrupa’nın ortak görüşü” olarak yorumlandı.
Oysa burada görünenin ötesinde, Atlantik sistemindeki iç kırılma yatıyor.
Atlantik sistemindeki çözülme, yalnızca ittifakın iki ana ayağı olan ABD ile Avrupa’yı karşı karşıya getirmedi. Aynı zamanda ABD içinde, Avrupa içinde ve sistemin parçası olan devletlerin kendi içinde de yeni bölünmeler yarattı.
AVRUPA İÇİNDEKİ BÖLÜNMELER
Bugün Avrupa’da üç temel eğilim ortaya çıkmış durumda.
Birinci eğilim, Von der Leyen’in temsil ettiği katı Atlantikçiler. Rusya’yı temel tehdit, Çin’i sistemik rakip görüyor, Türkiye gibi bölgesel güçlerin de kontrol edilmesi gerektiğini savunuyor. Bunlar, Avrupa’nın geleceğini ABD liderliğindeki Batı blokunun devamında arıyor.
İkinci eğilim, önce Fransa’da, son dönemde ise Almanya’da da güç kazanan “stratejik özerklik” çizgisi. Bunlar ABD ile bağları koparmak istemiyor, ancak Avrupa’nın tümüyle Washington’un yörüngesinde olmasına karşı çıkıyor. Avrupa’nın kendi savunmasını, diplomasisini ve ekonomik yönelimlerini daha bağımsız belirlemesini savunuyor.
Üçüncü eğilim ise pragmatik çok kutupluluk çizgisi. Bunlar dünyanın artık geri dönülmez biçimde çok........