Bir savaşın anatomisi
Son yirmi yılda çok fazla “devlet aklı” kavramını kullandık. Bazı kavramlar dönemin gereği akademinin duvarları arasından çıkar ve halkın arasına karışırlar..
Bugün size ikinci bir kavramdan söz edeceğim “savaş aklı”..
Gelin bu kavramı da birlikte akademinin duvarları arasından çıkaralım..
Savaş aklı devletlerin savaş başlatma, sürdürme, ilerletme ve sonlandırma sürecinde devreye giren özel akla verilen addır..
Bunun içinde, siyasetin, sosyolojinin, teknolojinin, diplomasinin kullanımı dahil her boyut vardır..
Fiziksel güç ve yumuşak güç bir aradadır..
En yakınımızda iki adet savaş var..
Biri Rusya – Ukrayna, İkincisi, İran-ABD savaşı..
İRAN’A KARŞI YUMUŞAK GÜÇ
28 Şubat’a kadar birincisi gündemi çok yoğun meşgul ediyordu..
ABD sahip olduğu yumuşak güçle kendi savaşını Dünya gündeminin en ön sırasına taşıdı..
Özellikle ilk saldırıda dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in konutunda suikaste uğraması ve İranlı yöneticilere suikast saldırıları ile kritik alt yapı tesislerinin eş zamanlı saldırıya uğraması yumuşak gücü harekete geçirmek için en elverişli araçlardı..
Bir anda bütün ana akım medyada İran üç günde yok olur şarkısı söylemeye başlayan utanma, arlanma duygusundan yoksun yorumcular türedi..
ABD devlet aklı başarılı olmuştu. İran’ın kesin kaybedecek taraf olarak etiketlenmesi ve yalnızlaştırılması gerekiyordu..
Bunu kısa süre için başardılar..
Başardılar derken ellerindeki merkez medya ile algı yaratmaktan söz ediyorum..
Oysa ki şafakla birlikte hareket eden ve bu işi büyük oranda bitirmek için havalanan tarihin en büyük saldırı filolarından biri İran hava savunması karşısında geri........
