Batı cephesinde yeni bir şey yok |
Remarque’ın başlıkta adını kullandığımız bu eseri ile Brecht’in “Cesaret Ana” eserleri, savaşın ne olduğunu gösteren, tarihe geçmiş iki başyapıt.. Gerçekten bu Batı cephesi, Osmanlı’da adı “Garp meselesi” olup “Garp Cephesi”ne dönüşen tuhaf bir asimetrik mücadelenin eseridir..
Neden asimetrik dedim?
Bakın, savaşın şekli sadece kullanılan silahla, gerçekleştirilen kurmaylık manevralarıyla belirlenmez.. Savaşın şeklini belirleyen en önemli hususlardan biri savaşın nasıl gerçekleştirileceğine dair ahlaki ve etik yaklaşımdır..
ASİMETRİK SAVAŞ MESELESİ
Bu yaklaşımdaki asimetri işte asimetrinin en büyüğüdür.. Yani bir tarafın ahlaki değerleri göze alarak etik çerçevede hareket etmesi, bir diğerinin askerliğin tüm değerlerini hiçe sayıp bir seri katil veya sokak canisi gibi davranması savaşın asimetrisini dayanılmaz boyutlara getirir.. Zira etik çerçevede kalan, genel olarak kadim kültürlerin yüzyıllardır birikimini taşıyan, insanlığa aydınlanmayı taşıyan milletlerdir. Seri katil, sokak canisi, zevk için öldüren ise kendi kültüründeki mertlik ve düello kurallarını bile hiçe sayıp “savunmasız ‘yeni topraklar’ın” yerlilerine ağır silahlarla kah saldırıp kah tehdit edip topraklarını gasp eden grupların oluşturduğu taraftır..
Bu kuralsızlığın savaşın bu tarafında terk edilmesi de en azından birkaç nesil daha zor gözükmektedir.
Nitekim, İran’da daha ilk gün, dini lider Hamaney’in hedef alındığı gün, küçük ilkokul kızlarının okuduğu okulun vurulması sorulduğunda “Yaşasalardı sanki çok mu iyi bir hayatları olacaktı İran gibi bir yerde?” diyen anne babalardan kurtulmadıkça zor..
Bir taraf diğer tarafın çocuklarını........