Peyman’a mektup

Sevgili Peyman,

Dünyanın haritası yeniden kanla çizilmek istenirken, gözlerimiz bir kez daha aynı coğrafyaya çevrildi. ABD-İsrail siyonizmi saldırganlıkta sınır tanımıyor. Açıkça önce İran’ı, ardından Türkiye’yi hedefe koyuyorlar. Michael Rubin küstahça 2026 Tahran’ı 2036 Ankara’sı mı olacak diye soruyor. Bu yalnızca iki devlete yönelmiş bir tehdit değil olarak düşünülemez. Bu tehdit, binlerce yıllık bir medeniyet havzasına, ortak tarihimize ve kaderimize yönelmiş bir meydan okumadır.

Bugün adını andığımız her şehidin yükü omuzlarımızda. Ali Hamaney bizim şehidimizdir. O yalnızca bir ülkenin değil, insanlığın şehididir.

Acınız acımızdır. Çünkü emperyalizmin kurşunu sınır tanımaz. Ama çok iyi bilsinler ki Peyman, direniş de sınır tanımaz. Onların bugün kendilerini güç sandıkları ülkelerinin yerinde yeller eserken, biz bu coğrafyada devletler kuruyor, şehirler inşa ediyor, bilim adamları yetiştiriyor, medeniyetler yükseltiyorduk. Binlerce yıldır istilalar gördük, nice ordular bu topraklardan geçti, imparatorluklar yıkıldı, yenileri kuruldu, fakat bizi tarihten........

© Aydınlık