Yeni karargâh mı yeni cephe mi?

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO- North Atlantic Treaty Organization) Türkiye’de kolordu düzeyinde yeni bir yapılanma kurmak isterken mesele yalnızca askeri bir genişleme değil daha derin bir güç transferinin işareti olarak okunmalı. Çünkü tarihsel olarak NATO’nun askeri omurgası ABD idi. Ancak bugün tablo farklı: ABD’nin İran merkezli gerilimlerde ekonomik ve mühimmat açısından zorlanması, ‘küresel jandarma’ rolünün sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.

Bu noktada Türkiye’nin coğrafyası yeniden devreye giriyor. Soğuk Savaş’ta Batı, Türkiye’ye Sovyetler Birliği’ne karşı kendince ‘ileri karakol’ rolü biçmişti, bugün ise benzer bir yaklaşımın daha geniş bir çerçevede yeniden üretilmeye çalışıldığı görülüyor. Batı, Türkiye’yi Rusya, İran ve Çin eksenine karşı bir denge unsuru olarak konumlandırmaya çalışırken, aslında değişen yalnızca tehdit tanımı değil, aynı zamanda bu rolün kapsamı ve derinliği oluyor. Ancak kritik soru şu: Bu bir güç paylaşımı mı yoksa risk transferi mi?

YÜK MERKEZİ DEĞİŞİYOR

ABD’nin son 20 yıldaki askeri stratejisi, doğrudan ve uzun süreli kara operasyonlarından, daha esnek ve dolaylı müdahale modellerine evrildi. Irak ve Afganistan gibi yüksek maliyetli işgal süreçleri hem ekonomik hem de toplumsal açıdan ciddi bir yıpranma yaratınca Washington, sahadaki askeri varlığını azaltıp yerel aktörler, müttefikler ve vekil güçler üzerinden etki üretmeye yöneldi. Bu dönüşümle birlikte NATO içinde de ‘yük paylaşımı’ kavramı daha görünür hale gelirken, ABD’nin küresel güvenlik mimarisindeki rolü doğrudan müdahaleden çok, yönlendiren ve organize eden bir pozisyona kaydı.

Türkiye burada iki nedenle öne çıkıyor:

- NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olması

- Karadeniz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’i aynı anda kontrol edebilecek tek ülke olması

Bu durum, ABD’nin doğrudan sahada bulunmak yerine ‘bölgesel güçler üzerinden kontrol’ stratejisine geçtiğini düşündürüyor. Yani mesele Türkiye’nin güçlenmesi değil Türkiye üzerinden NATO’nun operasyonel kapasitesinin yeniden dağıtılması olabilir. Nitekim Doğu Avrupa’da artan askeri yığınak, Baltık hattında kurulan ileri üsler ve Romanya-Polonya ekseninde konuşlandırılan sistemler nasıl Rusya’ya karşı bir çevreleme........

© Aydınlık