menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Silah mı ekmek mi?

19 0
04.05.2026

Avrupa başkentlerinde bu yılın 1 Mayıs kutlamaları, alışılagelmiş bayram havasından çok, bir varoluşsal çığlığın sahnesi oldu. Paris’ten Berlin’e uzanan meydanlarda yükselen ‘Silah yerine Ekmek’ (Butter vs Guns) sloganları, sadece ekonomik bir sitem değil, aynı zamanda kıta Avrupası’nın güvenlik ve refah dengesinde yaşanan derin bir tektonik çatlamanın habercisi. Halk, mutfaktaki yangının ve yükselen enerji faturalarının faturasını, hükümetlerin Ukrayna-Rusya (Ukrayna-Rusya Savaşı) cephesine akıttığı milyarlarca avroluk savunma paketlerine kesmeye başladı.

Bu toplumsal huzursuzluk, NATO (North Atlantic Treaty Organization / Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ajandasının genişleme ve silahlanma iştahına karşı ciddi bir ‘halk freni’ oluşturma potansiyeli taşıyor. Özellikle 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da, Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşecek olan kritik NATO Zirvesi öncesinde, Avrupa’nın içindeki bu kaynama, İttifak’ın ‘tek vücut’ görüntüsünün ne kadar kırılgan bir zeminde yükseldiğini çıplak bir şekilde ortaya koyuyor.

TARİHSEL BİR İKİLEM

İktisat tarihinin en köklü metaforlarından biri olan ‘Top ve Tereyağı’ (Guns vs. Butter) dengesi, bir devletin sınırlı kaynaklarını savunma sanayisi ile toplumsal refah arasında nasıl paylaştırdığını anlatan trajik bir tercihtir. Birinci Dünya Savaşı ve Büyük Buhran dönemlerinde rejimlerin kaderini tayin eden bu denge, bugün Avrupa için yeniden bir varoluş sınavına dönüşmüş durumda. Soğuk Savaş sonrası dönemde ‘barış temettüsü’nün konforuna sığınarak savunma bütçelerini sosyal devlet harcamalarına aktaran Batı, bugün hızla silahlanmak zorunda kalırken, halkın alışık olduğu refah standartlarından fedakârlık etmenin sancısını yaşıyor. Siyasetin bu sert ikilemi, edebiyatın zarif ama keskin dilinde de yankı bulur. Orhan Veli, ‘Tereyağı’ şiirinde bu ekonomik gerilimi ve savaşın anlamsızlığını, Hitler’e hitaben yazdığı şu ironik dizelerle ölümsüzleştirir: “Adolf Hitler, seni sevmem / (...) / Ama yine de teşekkür ederim / Bana çocukluğumdaki / Şehir hatları vapurlarını hatırlattın / (...) / Karşılık olarak ben de sana / Mutfaktaki dolaptan aşırıp / Tereyağı veririm.” Şairin mutfaktaki mütevazı........

© Aydınlık