menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NATO = ABD Silah Fuarı

23 0
13.07.2026

Türkiye’nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Atlantik merkezli medya organları ve onların içerideki yankı odaları, zirveyi “tarihi bir uzlaşı” ve “Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki vazgeçilmezlik tescili” olarak pazarlamak için adeta birbiriyle yarışıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın uçaktan iner inmez sergilediği sıcak tavırlar, F-35 yaptırımlarının ve CAATSA kelepçelerinin kaldırılmasına yönelik verdiği ‘yeşil ışık’ vaatleri, Ankara kulislerinde yapay bir zafer sarhoşluğu yaratmış durumda. Oysa ulusal bilincin vazife kılavuzu, emperyalizmin güler-yüzlü vaatlerinin arkasındaki zehirli iğneyi bulup çıkarmaktır. Ankara’da kurulan masa, aslında küresel güvenliği sağlamaya çalışan bir askeri ittifakın toplantısı değil Pentagon’un kâr mekanizmasını işleten, çok uluslu Amerikan silah devlerinin sipariş defterlerini dolduran devasa bir küresel pazar yeridir. Kısacası karşımızdaki yapı, maskesi düşmüş bir ‘ABD Silah Fuarı’ndan ibarettir.

ANKARA’DA KURULAN SAVAŞ BULUTU

Bu devasa fuarın reyonlarında sergilenen ve ana akım analistlerin tamamen kör kaldığı en sinsi, en derin askeri-teknolojik tuzak, bildiride geçen şu cümleyle kayıtlara girdi: “Birbiriyle uyumlu çalışabilen transatlantik bir savaş bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zekâ modellerini benimsiyoruz.”

Küresel savunma dergilerinin bir inovasyon veya teknik modernizasyon başarısı gibi ambalajladığı bu ‘Transatlantik Savaş Bulutu’, aslında üye ülkelerin ulusal egemenlik haklarının Pentagon merkezli bir dijital üst akla devredilmesidir. Amerikan yazılım tekellerinin ürettiği bu bulut teknolojisi, NATO üyesi ülkelerin ulusal askeri istihbarat ağlarını, taktik veri tabanlarını, radar sistemlerini ve en kritik karar alma mekanizmalarını tek bir yapay zekâ algoritmasının havuzuna bağlamayı hedeflemektedir.

Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin on yıllardır biriktirdiği savaş sanatını ve bağımsız operasyon kabiliyetini küresel bir yazılımın insafına terk etmek demektir. Yarın bir gün Türkiye, Ege’de, Mavi Vatan’da ya da sınır ötesinde kendi milli çıkarları doğrultusunda acil bir harekât kararı aldığında, karargâhın emir-komuta zinciri bu dijital ağın engeline takılmayacak mıdır? Egemenlik, sadece toprakların korunması değil, o toprakları koruyacak silahların ve stratejik kararların yazılımına da hükmedebilmektir. Atlantik, Ankara’daki silah........

© Aydınlık