Küresel fonculuk ve ‘Woke’ savaşı
Yirmi birinci yüzyılın jeopolitik mücadele sahnesi, artık yalnızca sınır boylarında uğuldayan tank namlularından ya da gümrük kapılarında somutlaşan ekonomik ambargolardan ibaret değil. Emperyalizm, ezilen ve gelişmekte olan ulusların direnç odaklarını çökertmek için çok daha sinsi, derinlikli ve akışkan bir cephe açmış durumda: kültür cephesi. Bugün Batı merkezli sivil toplum kuruluşları (STK), uluslararası fon mekanizmaları ve küresel sosyal medya algoritmaları eliyle dünya halklarına dayatılmaya çalışılan “Woke” (Batı’da toplumsal adaletsizliklere güya “uyanış” maskesiyle ortaya çıkan, ancak zamanla etnik ve cinsel azınlıkçılığı kutsayarak milli kimlikleri parçalamaya çalışan aşırı duyarlılık) kültürü, masum bir entelektüel akım ya da bireysel özgürlük arayışı değildir. Karşımızdaki tablo, milli kimliği, aile yapısını, tarihsel sürekliliği ve en nihayetinde milli devlet bilincini içeriden çürütmeyi hedefleyen planlı bir jeopolitik saldırıdır. Toplumun en küçük ve korunaklı kalesi olan aileyi çözerek, bireyleri atomize etmek ve ulusal aidiyet bağlarını koparmak, milli devletlerin egemenlik haklarına vurulmak istenen en büyük darbedir.
KÜRESEL FONLAR
Meseleyi doğru bir zemine oturtmak için, bu kültürel dalganın iktisadi ve siyasi arka planını, yani “küresel fonculuğu” deşifre etmek gerekir. Bugün Türkiye dahil pek çok gelişmekte olan ülkede medyanın, akademinin ve bazı hak savunucusu maskeli yapıların arkasında devasa bir Batı sermayesi durmaktadır. Avrupa Birliği fonları, Amerikan düşünce kuruluşları ve küresel finans spekülatörlerinin vakıfları, milyarlarca doları insan hakları, çeşitlilik ya da azınlık hakları adı altında sahaya sürmektedir. Ancak bu fonların hiçbiri, tarlasını ekemeyen çiftçinin, fabrikada sömürülen işçinin ya da emperyalist kuşatmaya karşı vatan savunması yapan askerin hakkını savunmak için harcanmaz. Aksine, fonlanan ana eksen; etnik, dinsel ve cinsel kimlikçiliktir. Sınıfsal ve ulusal birlik bilinci, bu mikro kimlik........
