Hukuki kalkan Mavi Vatan
Ege’nin mavi suları, tarih boyunca hiçbir zaman sadece coğrafi bir harita çizgisi ya da balıkçı teknelerinin sığındığı sakin bir liman olmadı. Aksine, Atina ile Ankara arasındaki o ince ve gerilimli hat, küresel güç dengelerinin Akdeniz’deki en hassas barometresi vazifesini gördü. Son haftalarda ajanslara düşen haberlere bakan sıradan bir gazete okuru, Türkiye’nin hazırladığı Deniz Yetki Alanları Kanunu ile Yunanistan’ın buna misilleme olarak Ege’de ilan etmeye çalıştığı ‘Deniz Parkları’ krizini, iki komşunun klasik ve kronikleşmiş itilaflarından biri zannedebilir. Oysa madalyonun arkasını çevirdiğimizde karşımıza bambaşka bir denklem çıkıyor. Bugün Ege ve Doğu Akdeniz’de kopan fırtına, sadece iki başkentin geleneksel reflekslerinden ibaret değildir. Bu durum, Ortadoğu’da, özellikle de ABD ve İsrail ekseninin İran’a yönelik tırmandırdığı askeri hamlelerle şekillenen yeni dünya düzeninin tam merkez üssüdür.
1923 Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşmalarında açıkça belirtilmesine rağmen silahsızlandırılma statüsündeki adaların Yunanistan tarafından silahlandırılması, Türkiye’nin güvenliğine ciddi tehdit oluşturmaktadır.DOĞU’YA KARŞI İLERİ KARAKOL: YUNANİSTAN
Tarih, bugünü anlamak isteyenler için her zaman en güvenilir rehberdir. 19. yüzyılın başlarında, Navarin’de Osmanlı donanmasının İngiliz, Fransız ve Rus ittifakıyla yakılmasıyla başlayan süreçten, 1923 Lozan (Ege’deki adaların egemenlik statüsünü temelden kuran, Türkiye kıyılarına yakın adaların silahlandırılamayacağını ve gayri askeri statüde kalacağını hükme bağlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedidir.) ve 1947 Paris Antlaşmalarına (İkinci Dünya Savaşı sonrasında mağlup İtalya’nın egemenliğindeki On İki Ada’yı, yine kesin olarak silahlandırmama ve gayri askeri statüyü koruma şartıyla Yunanistan’a devreden, Türkiye’nin taraf olmadığı ancak egemenlik haklarını doğrudan etkileyen uluslararası belgedir.) kadar uzanan çizgide Batı dünyası, Yunanistan’ı her zaman Doğu’ya karşı ileri bir karakol olarak konumlandırdı. Bugün de stratejik düzlemde değişen hiçbir şey yok. Atina’nın son dönemde Brüksel ve Washington’a sığınarak attığı her adım, aslında arkasındaki devasa küresel dalganın sahildeki bir yansımasıdır. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın “Küçük ülkeyiz.” itirafıyla birlikte “Türkiye bize karşı açık bir tehdit oluşturuyor, 2030’a kadar hava savunmamızı radikal şekilde güçlendireceğiz.” diyerek feryat etmesi, sıradan bir güvenlik endişesi değildir. Bu söylem, Washington’un Ortadoğu’da başlattığı büyük hesaplaşmada Ege’yi ve Kıbrıs’ı bir lojistik üs ve askeri bariyer haline getirme projesinin halkla ilişkiler çalışmasıdır.
Mavi Vatan doktrini kapsamında Türkiye’nin Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlarını gösteren resmi harita düzlemi. Bu harita, Atina’nın sivil kılıflarla ilan etmek istediği ‘Deniz Parkları’ ve GKRY’nin Batı........