Kötü olasılıklar
Zulümde sınır tanımayan Netanyahu yönetimindeki İsrail’in, yenilgiyi kabullenmeyip taktik atom silahlarını kullanma olasılığı, olabileceklerin en kötüsüdür. Bu olasılığı göz önünde tutan İran, atom silahını bizzat geliştirmiş veya dost ülkelerden tedarik etmiştir. Atom silahına aynı şekilde karşılık verecektir.
İran büyük ve kalabalık bir ülkedir. İran’ın yüzölçümü İsrail’in 80 katıdır. İsrail, İran’ın onda biri kadar nüfusa sahiptir. İsrail’in tartışmalı yüzölçümü, Trakya’dan küçük olup yarısı da çöldür. Bir tek atom bombası, İsrail’i tümüyle yok eder. Taktik atom silahı İran’a büyük zarar verse de tümüyle yıkıp yok edemez. Milyonlarca insanın bir anda ölmesi, onlarca yıl sürecek zararlı ışınımın kalıcı etkisi bölgeyi derinden sarsacaktır.
Atom bombası patladığında şiddetli bir şok dalgası ile yıkıcı ve yakıcı etki yapar. Yanan organik maddeler, duman ve is şeklinde zararlı ışın yayan maddelerle karışarak üst hava katmanlarına kadar yükselir. Hava durumuna bağlı olarak geniş alanlara yayılır ve yağışlarla serpinti şeklinde yere inerek havayı, suyu, toprağı on yıllar boyunca gözükmeyen ölümcül ışın yayacak şekilde kirletir. Bu ışınlar beton duvarlardan bile geçebilir. Yanıklara ve kansere yol açarak canlılara zarar verir. Canlıların genleri etkilenerek sıra dışı oluşumlara yol açar. Yakındaki ülkeler başta olmak üzere herkes etkilenir. Tarımsal üretim aksar, endüstri, ticaret ve turizm faaliyetleri durur. Yeryüzünde ateşi sönmüş bir cehennem oluşur.
BEKLENMEDİK KIŞ
Yoğun nüfus bulunan kentsel alanlarda atom silahlarının yol açtığı yangınlar sonucunda üst hava katmanlarında biriken is ve duman, güneş ışıklarının dünyaya ulaşmasını engeller. Hızla soğuyan hava, suların donmasına yol açar. Suya erişemeyen insanlar birkaç gün içinde kitlesel olarak ölür.
Söylentilere bakılırsa ABD, İran’ın petrol depolarının bulunduğu Hark Adası’na havadan asker indirecekmiş. Zoraki gelen gönülsüz birkaç bin paralı ABD askerinin vatan savunması yapan özverili ve savaş deneyimi olan İran askerleri karşısında hiçbir başarı şansı olamaz. Ancak dolu olan petrol depoları isabet alınarak tutuşursa atom silahı olmadan da is birikimi olur ve yukarıda değinilen durum ortaya çıkar. Yalnız askerler ve ada sakinleri değil kuşlar ve balıklar bile kurtulamaz ve ada tümüyle “gark olur”.
KIRILGANLIK
Su kıtlığı çeken Körfez ülkeleri içme ve kullanma sularını deniz suyunu damıtarak elde etmektedir. Bölgede 400 dolayında damıtma tesisi olduğu belirtiliyor. Bu tesislerin isabet alınarak devre dışı kalması kısa sürede kitlesel ölümleri tetikleyecektir. Kısa sürede suyu ulaştırma veya milyonlarca insanı güvenli yerlere taşıma olanağı yoktur. ABD ve İsrail ile bir olup İran’a karşı savaşa girmeyi düşünen ülkelerin bu hassas durumu göz önüne almaları gerekir.
PETROL VE GÜBRE KITLIĞI
Tarımsal üretimde ve besin maddelerinin taşınmasında kullanılan akaryakıt, kıt ve pahalı olursa besin maddelerinin üretimi ve dağıtımında aksamalar olur. En yaygın gübre cinsi olan azotlu gübrelerin üretiminde kullanılan temel ham madde petrol türevleri ve doğal gazdır. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’sinin geçtiği bir geçittir. Gübrenin azalması ve fiyatının yükselmesi üretimi, olumsuz etkileyecektir.
DENİZ TİCARET YOLLARI TIKANIYOR
Dünya ticareti, deniz taşımacılığına dayanır. Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere kömür ve madenler, tahıllar, yağlı tohumlar, meyve ve sebzeler, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünler, lifler ve dokuma ürünleri, taşıt araçları ve makineler, silah ve mühimmat, esasen deniz yoluyla taşınır. Demiryolu ve karayolu taşımacılığının ticaretteki payı düşüktür. Taşımacılık aksar ise hayat pahalılaşır, mesele uzarsa kıtlık, hatta savaş başlar.
ÜRETİM
Temel besin maddelerinin üretimi yaşamsal önemdedir. Türkiye’de en önemli besin maddesi ekmektir. Kişi başına yılda 200 kg ekmek tüketilmektedir. Bunun için en az 20 milyon ton buğday üretilmesi şarttır. Yılda kişi başına 300 kg sebze ve 175 kg meyve tüketilmektedir. Hayvansal proteinler açısından yumurta, tavuk eti, balık, kırmızı et ve süt ürünleri başta gelmektedir. Protein kaynağı olarak baklagillerin üretimine ağırlık verilmelidir. Ayçiçeği, kanola, yerfıstığı gibi yağlı tohum üretimi artırılmalıdır. Toprak işlemesiz tarım, yeşil gübreleme, kompost ve malç uygulaması gibi tekniklere öncelik verilmelidir. Sulama suyu tutumlu kullanılmalıdır.
Türkiye açısından kıtlık ve açlık tehlikesi söz konusu değildir. Yoksulların gıdaya erişimi devletçe sağlanmalıdır.
