menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçme suyu sömürüsü (1)

52 0
18.08.2026

Su ile ilgili ilk anım ak sakallı bir ihtiyar olan dedem için sicim gibi suyu üstü açık çam oluktan akan Alatlı Çeşmesi’nden doldurup getirdiğim cam şişedir. İçtiği taze ve soğuk yayla suyunu çok beğendiğini söylemişti. Dedem 1947 sonbaharında öldüğünden, ben o zaman dört yaşında olmalıyım.

Dedeme atfedilen bir özdeyiş var:

“Bir memleketin otu kekik, kuşu keklik ise orada yaşayın.

Eğer bir memleketin otu saz, kuşu kaz ise oradan kaçın.” dermiş. 

Ortaokulu bitirinceye kadar yaz aylarında otu kekik olan yaylaların sularını içerek büyüdük.

YAŞAM BİÇİMİ

Kasabaya yerleştiğimizde çevremizdeki kimsenin evinde su tesisatı ve şebeke suyu yoktu. Mahallenin öbür ucundaki İstasyon Çeşmesi’nden nöbet bekleyerek doldurduğumuz toprak testilerle su taşırdık. Hali vakti yerinde olanlar, içimi güzel olan Gedikli Çeşmesi’nden su getirtirlerdi. Bir eşeğin semerine karşılıklı olarak bağlanan iki sehpaya ikişerden dört teneke sarılarak su getirilir ve topraktan yapılma geniş ağızlı bir küp içine doldurulurdu. Su, azar azar küpün gözeneklerinden sızıp buharlaştığı için soğuk olur. Küpün geniş olan ağzı bir bez ve tahta kapakla örtülür, gerektikçe bir maşrapa ile su alınırdı.

Çamaşır ve bulaşık yıkamak için kullanılacak su, yakın bahçelerdeki kuyulardan alınırdı. Kapağı açılarak sap takılmış gazyağı tenekeleriyle su taşınırdı. Kuyu suları kireçli olduğundan soda yerine odun külü kullanılarak yumuşatılırdı. Helalar evin dışında, bahçenin eve en uzak köşesine yapılırdı. Orada kullanılacak su,........

© Aydınlık