Platon’da aşkın yükselişi ve düşüşü

Platon’un aşk üzerine yazdıklarına bakıldığında birbiriyle çelişme içinde birkaç düşünsel atılım görülür. Şölen ve Phaidros, aşkı felsefi düşüncenin merkezine yerleştiren iki temel metindir. Her ikisinde de aşk, insanın gerçekliğe, iyiye ve güzele erişmesinin ayrıcalıklı yolu olarak kavranır. Bu kavrayış, Platon düşüncesinin büyük özgünlüklerinden biridir. Ama bu özgünlük beraberinde ciddi felsefi sorunlar getirir.

ŞÖLEN’DEKİ ÇOĞULCULUK VE DİOTİMA’NIN TEKÇİLİĞİ

Şölen’in kurgusu, birçok farklı aşk anlayışının sahnelenmesi üzerine kurulu. Phaidros aşkı en eski Tanrı olarak yüceltir, ona toplumsal bir işlev biçer: Aşk, insanı cesaretlendiren, şeref ve utanç duygusunu kuran bir güçtür. Pausanias iki aşkı birbirinden ayırır; göksel ve bedensel, kalıcı ve geçici, erdeme yönelten ve yalnızca zevki arayan…Aristophanes ise mitolojik bir hikâye aracılığıyla aşkı ilk bütünlüğün özlemi olarak tanımlar: Bir zamanlar bir bütün olan varlıklar ikiye bölünmüştür, aşk bu yarı yarıya kalmışlığın getirdiği eksikliği gidermek, kayıp parçayı yeniden bulmak isteğidir. Agathon aşkı güzellik, incelik ve gençlik üzerine kurar; onu estetik bir deneyimin merkezi yapar. Bu çeşitlilikte tesadüf aramıyoruz. Çünkü Platon, farklı insan tiplerinin aşkı nasıl farklı kavradığını göstererek, tüm bu yaklaşımların bir gerçeği yakaladığını ama hiçbirinin bütünü göremediğini ima eder. Bu yapı, aşkın gerçekten çok yönlü bir olgu olduğunun felsefi bir kabulü gibi okunabilir.

Ancak Sokrates’in Diotima’dan aktardığı konuşma bu çoğulculuğu birden tasfiye eder. Diotima, aşkı bir eksikliğin ifadesi olarak tanımlar: Sevgi, sahip olmadığımız şeyi arzulama hâlidir. Daha da önemlisi, Diotima aşkın nesnesini belirler ve bu nesneyi bir merdivene yerleştirir: Güzel bir bedenin sevgisinden güzel bedenlere, oradan güzel ruhlara, eylemlere, bilgilere ve nihayetinde güzelliğin kendisine, saf, değişmez, mutlak güzelliğe yükseleceksiniz. Bu merdiven metaforu, aşkın felsefi bir disipline dönüştürülmesidir. Aşk artık bir araçtır, bir ilişki olmaktan çıkar. Sevilen özgül kişi, bu yükselişin bir basamağıdır; aşkın amacı özgül olanda kalmak yerine, tümelin saf formunu kavramaktır. Aristophanes’in anlattığı aşkta özgüllük çok önemlidir: Hephaistos’un sorusuna yanıt, belirli biriyle birleşmek, onda erimektir. Diotima’nın aşkında ise belirli biri ancak başlangıç noktası olabilir; onu aşmak, ona olan bağımlılıktan kurtulmak gerekir.

Rafael’in Atina Okulu tablosu Platon (solda) ve Aristoteles

PHAİDROS’TA RUHUN KANATLARI VE ANAMNESİS

Phaidros’un sunduğu aşk anlayışı ise hem daha zengin hem daha çelişkilidir. Sokrates’in Palinodia’sında, önceki aşk karşıtı konuşmasını geri aldığı üçüncü konuşmada, aşk yeniden tanrısal bir sapkınlık olarak ele alınır. En büyük iyilikler bu tür sapkınlıktan gelir:Kâhinlik, şiir, delilik ve aşk hepsi bu kategoridedir.

Âşığın deneyimi, Phaidros’ta, güzel bir yüzle karşılaşma anında kendini gösterir: Ruhumuz, daha önce tanrıların ardında gökyüzünün ötesindeki gerçekleri seyretmişken yeryüzüne düşmüş ve bu........

© Aydınlık