Ephemera müzayedeleri
Zaman zaman bu sütunlarda özellikle koleksiyonerler arasında büyük bir ilgi görüp yükselişe geçen ‘ephemera’dan söz etmiştik. Ancak, ana konumuza geçmeden -belki biraz tekrar olacak ama- bu alanın ne olduğuna ilişkin kısa bir giriş yapmak gerekiyor.
Ephemeristlere göre tarih iki bölümden oluşur; bir yarısı kütüphane raflarında, diğer yarısı ise çöp kutularındadır. İşte bu ikinci bölümdekiler, gündelik yaşantımızın bu küçük gelip geçici belgeleri, geçmiş nesillerin yaşantısına daha geniş ve daha geçerli açıklamalar getirecek kanıtlar sunar. Ephemera (efemera) sözcüğü Grekçe “epi- hakkında” ve “hemera- gün” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Özet olarak “kısa ömürlü herhangi bir şey” anlamına gelir. Bu sözcüğün ortaya çıkmasında yaşamları bir günlük olan mayıs böceğinden esinlenilmiştir. Gündelik gazeteler için de aynı sözcük kullanılır.
DEĞERSİZ DEĞİL KISA ÖMÜRLÜ
Genel olarak günlük yaşantımızın gelip geçici küçük belgeleri olarak tanımlanan, kitap, pul, para ve resmin dışında, kâğıttan yapılmış ve kısa ömürlü kullanım için imal edilmiş her türlü yazılı-basılı kâğıdı kapsar. Neler mi bunlar? Fotoğraflar, kartpostallar, tahviller, faturalar, biletler, etiketler, zarflar, afişler, ambalajlar, tebrikler, davetiyeler, vinyetler, pasolar, kimlikler ve bir günlük ömürleri olan gazeteler vs... Aslında ephemeraya dâhil olmayanları saymak, dâhil olanları saymaktan daha kolaydır.
Ephemeranın tarihi ise çok eskilere, 17. yüzyılın ikinci yarısına dek gider. Ülkemizde ise bu sözcüğün kullanımı 80’li yıllarda başlamış ve 90’lı yılların ikinci yarısında aynı adla bir dernek kurularak yaygınlaşmıştır. Ülkemizde ephemeristlerin bir diğer adı da “kâğıt arkeologları”dır. Birçok yerde ephemera ile “ıvır zıvır”ın eş anlamlı olarak kullanılması ise çok yanlıştır. Çünkü kısa ömürlü olmakla ıvır zıvır olmak aynı anlamları içermez. Ivır zıvır gereksizliği, küçümsemeyi, kısa ömürlü olmak ise değersizliği değil zamana dayanıksızlığı içerir.
TÜRKİYE’DE MÜZAYEDE REKORU KIRILIYOR
Dünyada ephemera ile ilgili kurulan son derneklerden biri ülkemizdedir. Ancak buna karşılık dünyada ephemera adıyla yapılan en çok müzayede de ülkemizde yapılmaktadır. Ülkemizde bir günde yaklaşık altı ile yedi arası, haftada yaklaşık on, ayda yedi ile sekiz arası [Rakamlar kontrol edilmeli], değişik periyotlarda ise bir o kadar ephemera müzayedesi yapılmaktadır. Bu -abartısız- nicelik olarak ephemera müzayedelerinde bir dünya rekorudur. (Bunu öylesine laf olsun diye iddia etmiyorum, bu konuyla ilgili Avrupa ve ABD’deki birçok derneğin ilk Türk üyesi olduğum için bana gelen üye bülten ve yıllık raporlara dayanarak söylüyorum). Ayrıca bunlara çeşitli semt ve illerdeki sahaflar, haftalık ve aylık antika tepsi müzayedeleri de eklenince ephemeranın ülkemizdeki yaygınlığının ne denli geniş boyutlarda olduğu ortaya çıkmaktadır.
80-90’lı yıllarda yüzün üstünde ephemera dükkânları ile beş yıldızlı otellerde yapılan kataloglu ve görkemli çok katılımlı müzayedeler ve dernekleşme evresinden sonra 2010’larda gençlerden oluşan ikinci kuşağıyla online müzayedelere yönelerek geniş kitlelere yayılmaya başlandı. Günümüzde ephemera ile ilgili müzayedelerin büyük bir çoğunluğu online olarak katalogsuz yapılmaktadır.
Bu müzayedelerin önde gelenleri ise; ülkemizde ilk ephemera müzayedesini yapan ve hâlâ da aynı ciddiyetle sürdüren Burak Filateli, İFSİLA (Pulcular Derneği), İstanbul Müzayede, Moda Mezat, Muhtelif Müzayede, Osmanlı Müzayede, salon ve kataloglu müzayede geleneğini muhteşem bir mekânla sürdürmeye devam eden Phebüs, en yeni olmasına karşılık heyecan verici ephemeralar sunan Pingudu, Vetüs, günlük müzayedeleriyle ayda yaklaşık 60’ın üzerinde müzayede yaparak bu alana canlılık getiren Pera, Bit, Janus müzayede evleridir. Ayrıca düzensiz periyotlarda bir o kadar müzayede yapan genç ephemeracılar bulunmaktadır. İstanbul’daki bu müzayedelere başta Ankara ve İzmir’de yapılan diğer müzayede şirketleri de eklenince ülkemizdeki ephemera olgusunun ne denli yaygınlık kazandığı görülmektedir.
TARİH ÇÖPE ATILIYOR
Düne kadar değerli değersiz birçok kâğıt belgenin SEKA’ya hamur olarak gönderilip yok edildiği düşünüldüğünde ephemera alanındaki satıcı ve koleksiyoncuların ne denli önemli bir rol üstlendiğini sanırım belirtmeye gerek yok. Kültür, sanat ve gündelik yaşam tarihimizde çok önemli bir yeri olan ephemera ne yazık ki onca yaygınlığına karşılık devlet kademesinde pek karşılığını görmüyor, kimi bürokratik engellemelerle istenmeyen durumlarla karşı karşıya kalınıyor. Oysaki tüm müzayedelerde satışa sunulan önemli sayılabilecek eserler yetkili kurumlar tarafından denetlenip onaylanıyor, onayı olmayan hiçbir değerli eser satışa sunulmuyor. Dileriz ki her ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu konuda ileriye dönük adımlar atılarak “çöpe atılan”dan tarih yazma işlemi daha da yaygınlaşarak arzu edilen düzeye çıkarılabilir.
Kısacası ephemera yalnızca geçmişe özlem duyulan bir nostalji ya da bir hobi değil, geç kalınmış bir, daha da ötelerde ıskalanan bir yaşam tarihine not düşmektir.
