Duyguların eğitimi – 4 Bir toplumu onarmanın yolu: Duyguların alfabesini öğretmek |
Dört haftadır “Duygusal Zekâ”yı yazıyorum. Toplumsal eksiğimiz, çocuklarımızı büyütürken ailede, eğitirken okulda, karşılıklı ilişkilerde işyerinde ve toplumda sürekli yaşadığımız çatışmaların kökeninde duygusal zekamızla ilgili çocuklukta bir eğitim almamamız, iletişim kurarken duygularımızın farkında olamamamız yatıyor.
Birden duygular yükseliyor. Öfke hâkim oluyor ve aslında çok gereksiz bir çatışma başlıyor. Oysa, arkadaşlık eğitimi, iletişim eğitimi, duyguları fark etme eğitimi verilebilir. Hem evde anne babalar tarafından hem de okulda öğretmenler tarafından verilebilir. Daha çatışmasız bir toplum oluruz.
Örneğin çocuklarımızı büyütürken; oyunda kavga eden çocuklara kurallar hakkında bir anlaşmazlık olduğunda kavga etmek yerine alternatif öneriler getirmeyi ve uzlaşmayı, oyun oynarken diğer çocuklarla konuşup onları dinlemek, gülümsemek, yardım etmek evde ve okulda öğretilebilir.
Yine, sabırlı olmak, oyunda kaybetmeyi kabul etmek, hep kazanmayı hırsla istememek, arkadaşlarının kazanmasına sevinmeyi öğretmek geleceğin sağlıklı toplumunu yetiştirmek açısından önemlidir. Çocukları TV önünde kavgalı, vurdu kırdılı çizgi filmlerle oyalamak yerine arkadaşlık kurmalarına kapı açacak etkinlikler düzenlenebilir.
Uzun yıllar öğrencilerin ve öğretmenlerin arasında çalışırken birçok öğretmenin çocuğun günlük yaşantısının en zorlayıcı yanlarını konuyla ilgisiz meseleler olarak gördüğünü, dersini anlatıp sınıftan çıktığını, çocuğun sıkıntıları patlamaya yol açtığında bunu bir disiplin sorunu olarak rehber danışmana veya çoğunlukla müdüre havale ettiğini gördüm.
Ancak, bu tür tutumların sorunu çözmediğini, tırmandırdığını, müdür ve rehber danışmanı hak etmediği kötü polis rolüne, zor bir konuma ittiğini fark ettim. Bu tür sorunları çözmenin yeri sınıftır. Anında çözmek yararlıdır. Biriktirip toplu halde müdüre havale etmek sorunu çözmez.
Aynı zamanda öğretmenlerin de duygusal açıdan okur yazar olmaları, kendi ve öğrencilerinin duygularını okuyabilmeleri gereklidir. Duyguları konu etmekten ve anında sorunu çözmeye zaman ayırmaktan korkmamalıdır. Önemli olan öğrencilerin çatışmadan tümüyle kaçmayı öğrenmesi değil, anlaşmazlıkları kavgaya dönüştürmeden gidermeyi öğrenmesidir.
Çocuklara duyguları doğrudan doğruya ancak öfkeye dönüşmeyecek bir biçimde ifade etmeyi anne-babaların ve öğretmenlerin öğretmesi gereklidir. Tabii bunu önce anne-babaların ve öğretmenlerin kendilerinin öğrenmesi gerekir. Yine çocuklara kendini ortaya koyabilme, etkin dinleme öğretilmelidir.
NOT: Kaynak: Prof. Dr. Daniel Goleman-Duygusal Zekâ
Dr. Berna Bridge-Duyguların Eğitimi
• Ne istediğini söylemek,
• Ne hissettiğini söylemek,
• İsteklerinin nedenini söylemek,
• Duygularının nedenini........